Ceza Hukuku

TCK MADDE 122 NEFRET VE AYRIMCILIK

1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle;
a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
c) Bir kişinin işe alınmasını,
d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını,
engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

TCK MADDE 122’NİN GEREKÇESİ

Madde, insanlar arasında, yürürlükteki kanun ve nizamların izin vermediği ayırımlar yapılarak, bazı kişilerin hukukun sağladığı olanaklardan yoksun hâle getirilmelerini cezalandırmaktadır.
Madde suçun maddî unsurlarını üç ayrı bentte ayrı ayrı belirtmiştir. Bu fiiller, maddede sayılan ayırım nedenlerine dayanılarak bir taşınır veya taşınmaz malın satılmaması, devredilmemesi veya bir hizmetin icra olunmaması, hizmetten yararlanmanın engellenmesi, kişinin işe alınması veya alınmamasının bu ayırım nedenlerine bağlanması, besin maddelerinin verilmemesi, kamuya arzedilmiş bir hizmetin yapılmasından kaçınılması, kişinin herhangi bir ekonomik faaliyette bulunmasının engellenmesidir.
Ancak menfi nitelik arzeden ve ihmal tabiatında bulunan bütün bu hareketler maddenin birinci fıkrasında gösterilen saiklere bağlı olarak gerçekleştirilecektir; yukarıda belirtilen olumsuz hareketler, kişilere karşı kökenleri, cinsiyetleri, aile durumları, örf ve âdetleri, kişilerin değişik felsefî inançları, ayrı bir etnik gruba mensup bulunmaları, farklı ırk, din, mezhep mensubu bulunmaları nedeni ile gerçekleştirilmiş olacaktır. Yoksa söz gelimi iş sahiplerinin beğenmedikleri kişileri işe almamalarının cezalandırılması söz konusu değildir. Amaç, vatandaşlar arasında çeşitli etmenlere dayanan grup mensubiyeti nedeniyle ayrım yaptırmamaktır. Madde böylece aslında millet bireyleri arasında bölücülük yapılmasını önlemek amacını gütmektedir.

TCK MADDE 122 NEFRET VE AYRIMCILIK YARGITAY KARARI

Yargıtay

  1. Ceza Dairesi

Esas : 2019/1318
Karar : 2019/5812
Karar Tarihi : 27.09.2019

“İçtihat Metni”

I-TALEP : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.01.2019 tarih v…. sayılı yazısı ile; Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık …’ın beraatine dair…4. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2016 tarihli ve…. sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre,…4. Asliye Ceza Mahkemesince müşteki vekilinin şikayetten vazgeçme dilekçesi sunması, sanığın eleştiri hakkını kullanması ve suç işleme kastının bulunmamasından bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de, sanığa isnat edilen eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 299. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturduğu, bu suçun kovuşturulmasının ise aynı maddenin 3. fıkrası gereğince Adalet Bakanının iznine tâbi olduğu, bahse konu suçla ilgili olarak şikâyet veya başkaca bir soruşturma veya kovuşturma şartının aranmadığı, Adalet Bakanlığının 15.12.2015 tarihli “Olur”u ile de sanığın, …ilinde gerçekleşen terör olayını protesto etmek amacıyla 12/10/2015 tarihinde…ilinde organize edilen etkinlik sırasında birden fazla kez “Terörist Tayyip” şeklinde bağırmasının Cumhurbaşkanına hakaret eylemi olarak değerlendirilerek Türk Ceza Kanununun 299/3. maddesi uyarınca kovuşturma izni verildiği, sanığın sayın Cumhurbaşkanına yönelik, bahse konu sözleri sarf ederek üzerine atılı bulunan suçu işlediği anlaşılmakla, mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 25/12/2018 gün ve ….. -Kyb sayılı sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.

II-OLAY : 10.10.2015 günü …Sıhhiye Meydanında “Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi, Barış Emek Demokrasi” adı altında miting yapmak üzere …Tren Garında grupların toplandığı esnada meydana gelen patlamayı protesto etmek amacıyla,…ilinde Sivil Toplum Kuruluşları tarafından 12.10.2015 tarihinde düzenlenen basın açıklaması esnasında çekilen video kaydının 03.03 saniyesinde bir şahsın “Terörist Tayyip” diye 2 kez bağırdığının tespit edilmesi üzerine, Cumhuriyet Savcısının talimatları doğrultusunda şahsın tespitine dair yapılan araştırmalar sonucunda, 02.11.2015 tarihli tespit ve yakalama tutanağından da anlaşılacağı üzere…Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı ile kolluk görevlileri arasında yapılan görüşme sonrasında eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği tespit edilerek yakalaması yapılmıştır.
02.11.2015 tarihinde müdafii istemediğini beyan eden sanığın, kollukta şüpheli sıfatı ile alınan ifadesinde özetle, samimi olarak görüştüğü ve aynı zamanda üyesi olduğu partinin üyeleri ile olay günü meydandan geçerken karşılaştığını, sohbet anında tanımadığı kişilerinde meydana gelmesi üzerine ortamın giderek kalabalıklaştığını, sonradan bahse konu patlamayı protesto etmek için şahısların toplandığını, kendisinin de …Garında meydana gelen patlama nedeni ile üzüntü duyması nedeni ile sloganlara eşlik ettiğini, yaşlı olduğu için atılan sloganları ve “Terörist Tayyip” kelimesini içeren bir slogan attığını hatırlamadığını, diğer şahısları tanımadığını, patlama olayının etkisi ile slogan attı ise bundan dolayı özür dilediğini beyan etmiştir.
Niğde Cumhuriyet Başsavcılığınca Cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında düzenlenen 2015/11 sayılı fezlekenin kovuşturma izni verilmesi hususunda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderildiği, 15.12.2015 tarihli Bakan oluru ile kovuşturma yapılmasına izin verildiği ve dosyanın 22.12.2015 tarihinde…Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmıştır.
…Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2016 tarih, 2016/99 esas ve 2016/90 numaralı iddianamesi ile belirtildiği şekilde; “10/10/2015 günü …Sıhhiye Meydanında “Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi, Barış Emek Demokrasi” adı altında miting yapmak üzere …Tren Garında grupların toplanması sırasında meydana gelen patlamayı protesto etmek amacıyla,…ilinde Sivil Toplum Kuruluşları tarafından düzenlenen basın açıklaması esnasında şüphelinin çekilen video kaydında iki kez “Terörist Tayyip” diye bağırmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı mağdur …’a yönelik hakaret içerikli sözler söylediğinin dosya içerisinde bulunan kamera görüntüleri ve bu görüntülerin bulunduğu CD’nin incelenmesi sonucu düzenlenen tutanakla tespit edildiğinden” Türk Ceza Kanunu 299/1-2 ve 53. Maddeleri uyarınca cezalandırılması istenilmiştir.
Niğde 4.Asliye Ceza Mahkemesince 25.01.2016 tarihinde 2016/18 değerlendirme numarası ile iddianamenin kabulüne karar verildiği, 2016/20 esas sayıya kayden kovuşturmanın yapıldığı, 25.01.2016 tarihinde tanzim edilen tensip zaptı ile mağdur vekiline duruşma gününü bildirir tebligatın çıkartılmasına karar verildiği, mağdur vekiline 04.02.2016 tarihinde, sanığa ise 29.01.2016 tarihinde duruşma gününü bildirir tebligatın yapıldığı, 11.02.2016 tarihli dilekçesi ile müşteki vekilinin katılma talebini de içerir dilekçe sunduğu görülmüştür.
Sanığın, 08.04.2016 tarihinli 1 nolu celsede müdafii huzurunda yaptığı savunmasında özetle, olay günü psikolojisinin bozuk olduğunu, olay yerinde tahrik olduğunu, ne söylediğini bilmediğini, pişman olduğunu, karakolda alınan ifadesinin doğru olduğunu beyan ettiği görülmüştür.
02.06.2016 tarihli 2 nolu celsede mağdur vekilince vekaletname gönderildiği belirtilmiş, sanık müdafii mazeret dilekçesi sunduğundan duruşma başka bir güne bırakıldığı, katılma talebi hususunda bir karar verilmediği görülmüştür.
Uyap üzerinde müşteki vekilince şikayetten vazgeçildiğine dair dilekçe gönderilmesi üzerine 27.10.2016 tarihinde yapılan 3 nolu celsede , Adalet Bakanlığına müzekkere yazılarak kovuşturma izninin devam edip etmediğinin sorulmasına karar verildiği, 29.11.2016 tarih 1578/76509 sayılı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün…Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı cevabi yazı ile özetle, Anayasanın 9. ve 138. maddeleri uyarınca mahkemelerin bağımsızlığından bahsedilerek, 2992 sayılı Kanunun 9.maddesinin (i) bendi uyarınca yargı yetkisinin kullanım alanına giren konularda Bakanlıkça görüş bildirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
22.12.2016 tarihinde yapılan 4 nolu celsede sanığa son sözleri sorularak üzerine atılı suçtan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın suç işleme kastı olmaması nedeniyle CMK 223/2-c maddesi gereğince beraatine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
2016/20 esas ve 2016/637 karar sayılı 22.12.2016 tarihli gerekçeli kararda belirtildiği şekilde; “Yapılan yargılama, sanığın savunması, sanık müdafinin beyanı, müşteki vekilinin beyanı, şikayetten vazgeçme dilekçesi ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Olay tarihinde 10/10/2015 günü …Sıhhiye Meydanında “Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi, Barış Emek Demokrasi” adı altında miting yapmak üzere …Tren Garında grupların toplanması sırasında meydana gelen patlamayı protesto etmek amacıyla,…ilinde Sivil Toplum Kuruluşları tarafından düzenlenen basın açıklaması esnasında şüphelinin çekilen video kaydında iki kez “Terörist Tayyip” diye bağırmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı mağdur …’a yönelik hakaret içerikli sözler söylediğinin dosya içerisinde bulunan kamera görüntüleri ve bu görüntülerin bulunduğu olayda; müşteki vekilinin şikayetten vazgeçme dilekçesi sunduğu, sanığın eleştiri hakkını kullanması ve suç işleme kastının bulunmaması sebebi ile…” beraat kararı verildiği belirtilmiştir.
Gerekçeli karar 16.01.2017 tarihinde mağdur vekiline tebliğ edilmiştir.
Belirtilen kararın 17.01.2017 tarihinde Cumhuriyet savcısınca görüldüsünün yapıldığı, ve aynı tarihte…Cumhuriyet Savcısınca, sanığa isnad edilen eylemin kamera görüntüleri ile sabit olduğu, eleştiri hakkı kapsamında kalmadığından verilen kararın hukuka ve kanuna aykırı olması nedeni ile istinaf yoluna başvuruda bulunduğu, …Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 20.04.2017 tarihli 2017/88 esas ve 2017/75 karar sayılı ilamıyla CMK’nın 279/1-b maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür.
Kararın 28.04.2017 tarihinde kesinleştiğine dair şerh dosya içerisinde bulunmaktadır.
02.08.2018 tarihli dilekçesi ile müşteki vekilince Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne kanun yararına bozma istemini içerir dilekçe ibraz edilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan CD içerisindeki görüntüler incelendiğinde, bir grubun polis kontrolünde eylem yapan alana giriş yaptığı, bu esnada Türk bayrağı açan bir şahsın alandan uzaklaştırıldığı, her hangi bir taşkınlığa rastlanılmadığı, “direne direne kazanacağız”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” “Savaşa inat ….” “Katiller halka hesap verecek” “katil hırsız AKP” “Her yer …her yer direniş” sloganlarının atıldığı sırada “terörist tayyip” şeklinde bir kişinin slogan attığı, akabinde de bir şahsın 03:20 saniyede iki defa “Terörist Tayyip” şeklinde bağırdığı, bir şahsın akabinde elinde megofanla sendika adına konuşma yaptığı, “Faşizme karşı omuz omuza” “katil devlet hesap verecek” “katiller halka hesap verecek” şeklinde sloganlanın atıldığı, “faşizme karşı omuz omuza…Eğitim Sen ” şeklindeki pankartın yazılı olduğu, kollukça grubun slogan atmaması hususunda uyarıda bulunulduğu görülmüştür. Belirtilen görüntülere yönelik olarak alınan bir bilirkişi raporunun ve çözüm tutanağının dosya içerisinde bulunmadığı görülmüştür.

III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI : Bir etkinlik sırasında Cumhurbaşkanına “Terorist Tayyip” şeklinde bağırmanın TCK’nın 299. Maddesinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmayacağına, müsnet suçtan verilen beraat kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına yöneliktir.

IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME : TC Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı devletin başıdır ve bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Bu nedenledir ki Cumhurbaşkanına Hakaret suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil Devlete karşı işlenmiş suçlar bölümünde düzenlenerek Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunması amaçlanmıştır. Devlete karşı işlenen suçlardan bir kısmının gerçek mağdurunun makamı temsil eden gerçek kişi olmakla birlikte, Devlete ilişkin hukuki yararın korunması, kişiye nazaran daha üstün tutulmuştur.
Suç doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı olan kişiye karşı işlenmekte ise de, suçla korunan ve bu nedenle ihlal edilen hukuki değer Devletin siyasal iktidar yapısıdır. (Özek, Çetin, Siyasi İktidar Düzeni ve Fonksiyonları Aleyhine Cürümler, İst 1967 s. 10)
Ceza himayesinin konusu Devlet kuvvetlerinin korunmasıdır. (Faruk Erem, Türkiye Barolar Birliği Dergisi 1991/1, Manzini V trattato di diritto penale İtaliano, IV (Torino,1926 s. 198)
Suçun faili herkes olabilir. Cumhurbaşkanlığı sıfatı seçimle değil ant içmekle başlar. Suçun görevin devamı sırasında işlenmesi gerekli olduğu gibi görevden kaynaklanması şart değildir. (CGK 02.04.1990 tarih 84/106 sy karar)
Hakaret, bir kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığa saldırmasıdır. Eylemin yüze karşı ya da yoklukta işlenmesi arasında fark yoktur. Gıyapta hakarette ihtilat öğesi aranmamaktadır.
Serbest hareketli suç olup, sözler, imalı şarkılar, yazı, çizim, resim, nefreti gösteren hareketler ve bunun gibi davranışlarla işlenebilir.
Manevi unsur genel kasttır. Mağdurun sıfatı bilinerek hareket edilmelidir. Saikin siyasi olması şart değildir. Cumhurbaşkanlığı sıfat veya vazifesiyle alakalı saike de lüzum yoktur. (Erem. age)
Bir eylemin hukuk düzeni tarafından cezalandırılması ancak onu hukuka uygun kılan diğer bir anlatımla hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir nedenin bulunmamasına bağlıdır. İfade hürriyeti, basın özgürlüğü, haber verme ve eleştiri hakkı gibi bir hakkın kullanmasına ilişkin hukuka uygunluk nedenleri mevcut ise hukuk düzeni tarafından kişi cezalandırılmayacaktır. Ancak, eleştiri hak ve görevi kötüye kullanılmamalı, ifade veya yazıda küçültücü, incitici, abartılı sözlerden kaçınılmalıdır. Sayılan öğelerden birinin olması halinde haber verme ve eleştiri hakkından söz edilmeyecek eylem hukuka aykırı olacaktır.
Hakaret suçları ifade özgürlüğünü sınırlayan hallerden bir tanesidir. Doğal haklardan kabul edilen ifade hürriyeti, çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez ve devredilmez bir niteliğe sahiptir. İfade hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerinden dolayı kınanmama, bunları meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve özgürlüğüdür. Temel hak ve özgürlüklerden olan bu hak birçok Uluslararası belgeye, Anayasa ve yasalara konu olmuştur. Bu cümleden olarak, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 19. maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/1.maddesinde, T.C. Anayasasının 25 ve 26. maddelerinde birbirlerine benzer şekilde; “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir.” biçiminde teminat altına alınmıştır.
Demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti sadece kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. Bunlar demokratik bir toplumun olmazsa olmaz tolerans ve hoşgörüsünün gerekleridir. (Tezcan, Erdem Sancaktar, Türkiye’nin İnsan Hakları sorunu 2. baskı sy 462)
Ancak mutlak haklardan olmayan ifade hürriyetinin sonsuz ve sınırsız olmadığı, kısıtlı da olsa belli şartlarda sınırlandırılabileceği de aynı metinlerde yer bulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 10/2 maddesine göre; görev ve sorumluluklar da yükleyen bu hakkın kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda başkalarının şöhret ve haklarının korunması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir. Anayasanın 26/2. maddesine göre de: “Bu hürriyetlerin kullanılması… başkalarının şöhret veya haklarının… korunması amaçlarıyla sınırlanabilir.”
İfade özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin dar yorumlanması, sınırlandırma için önemli bir toplumsal ihtiyaç veya zorunluluğun bulunması, bu sınırlandırmanın meşru bir amacı gerçekleştirmek için yapılması, sınırlandırmada aşırıya gidilmemesi ve her halükarda hakkın özünü zedelemeyecek ölçüde yapılması gerekmektedir.
İftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzeni cebir yoluyla değiştirmeye yönelen nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle ceza yaptırımlarına bağlanmaktadır.
Bu doğrultuda Cumhurbaşkanına Hakaret suçları TCK 299. maddede yaptırıma bağlanmıştır. Suçun koruduğu hukuki yarar yukarıda da izah edildiği üzere Cumhurbaşkanının şeref ve saygınlığıdır. Bu suçun oluşumu için “Onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun düşünce veya duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibari ihlal edici olduğu, toplumda hakim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunun tayininde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir. Bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez” (Erman, hakaret ve sövme suçlan sy 80 vd)
Demokratik toplumlarda siyasiler, üst düzey bürokratlar ile kamuya mal olmuş kişiler, diğer insanlara nazaran ağır eleştirilere daha fazla katlanmalıdırlar. Ancak hakarete hiçbir kimse katlanmak zorunda değildir. İfade hürriyeti bakımından eleştiri ve hakaret ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken kavramlardır. Kaba sövme hiçbir koşulda eleştiri olarak kabul edilemez. Türk toplumunun önemli bir kesiminin kendilerini siyasi liderleriyle özdeşleştirdiği, liderlerine yapılan ve kamuya yansıyan hakaretleri kendilerine yapılmış gibi algılayarak aşırı reaksiyon gösterdikleri, bu hakaretlerin toplumdaki kutuplaşmayı artırdığı, hakaret ve sövme fiillerinin, adi olaylarda dahi birçok öldürme ve nitelikli yaralamalara sebebiyet verdiği gözetildiğinde, bu fiillerin orantılı bir yaptırıma bağlanmasının toplumsal barışın ve kamu düzeninin korunması bakımından da demokratik toplumda zorlayıcı bir ihtiyacın karşılanması kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Sanığın sübutu kabul edilen, “direne direne kazanacağız”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” “Savaşa inat ….” “Katiller halka hesap verecek” “katil hırsız AKP” “Her yer …her yer direniş” sloganlarının atıldığı gösteri yürüyüşüne katılıp Cumhurbaşkanına yönelik olarak “Terörist Tayyip” diye bağırmaktan ibarat eyleminin; bireyin kendini gerçekleştirmesine ya da toplumun gelişmesine katkı sunması beklenen bir değer içermemesi, söylendiği yer ortam ve zaman itibariyle toplumsal barışı ve kamu düzenini bozma riski barındırması ve özellikle eleştiri sınırlarını aşarak açıkça Cumhurbaşkanının şeref ve saygınlığına saldırı mahiyetinde olması nedeniyle İfade hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceğinden sübut bulan müsnet suçtan orantılı bir ceza ile cezalandırılması gerekirken hukuki olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesinde isabet görülmemekle, anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden… 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2016 tarih ve 2016/20 esas, 2016/637 karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309/4-c. maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hoş geldiniz. Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.