İdare Hukuku

TCK MADDE 139 ŞİKAYET

Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.

TCK MADDE 139’UN GEREKÇESİ

Madde metninde, bu Bölümde tanımlanan bazı suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması şikâyete bağlı tutulmuştur.

TCK MADDE 139 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI

Yargıtay

  1. Hukuk Dairesi

Esas : 2006/10799
Karar : 2006/13163
Karar Tarihi : 21.9.2006

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Sincan İcra Mahkemesi
TARİHİ : 24/02/2006
NUMARASI : 2006/58-68

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Boşanma ilamı ekinde verilen yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminatın icra takibine konu edilebilmesi için HUMK’nun 443. maddesi gereğince (boşanma) ilamının kesinleşmesine bağlıdır. Somut olayda takibe konu Sincan 1. Aile Mahkemesinin 20.9.2005 tarih ve 2005/276-642 sayılı tarafların boşanmasına ilişkin verdiği karar kesinleşmemiştir. Bu durumda takibe dayanak ilamda hükmolunan yukarıda belirtilen alacaklar ile yargılama gideri ve ücreti vekalet takip konusu yapılamaz. Mahkemece şikayetin kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar vermesi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 21.9.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay

  1. Hukuk Dairesi

Esas : 2018/15141
Karar : 2019/17563
Karar Tarihi : 09/12/2019

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi 3. kişinin icra mahkemesine başvurusunda, satışı yapılan taşınmaz üzerinde haczinin bulunduğunu ileri sürerek sıra cetveli yapılmaksızın satış bedelinin ödenmesine ilişkin icra müdürlüğü kararının iptali ile sıra cetveli yapılmasına karar verilmesini istediği, ilk derece mahkemesince şikayetin kabulü ile müdürlük işleminin iptaline, sıra cetvelinin icra müdürlüğünce düzenlenmesine karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesince taşınmaz üzerinde şikayetçinin alacaklı olduğu takip dosyasından ya da tasarrufun iptaline ilişkin dava dosyasından konulan bir haczin bulunmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve şikayetin reddine karar verildiği, bu kararın şikayetçi 3. kişi tarafından, açmış oldukları tasarrufun iptali davasında İİK’nın 281/II maddesi gereğince mahkemece ihtiyati haciz kararı verildiğini ve bu kararın 07.07.1999 tarih 1524 yevmiye ile taşınmaz kayıtlarına işlendiğini ileri sürelerek temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/10011 Esas sayılı dosyasından haczedilen … İli, … İlçesi,… Köyünde kain 391 parsel sayılı taşınmazın … İcra Müdürlüğü’nün 2012/572 Talimat sayılı dosyasından satışının yapıldığı ve satış bedelinin bu dosyaya gönderildiği, şikayetçi 3. kişinin alacaklı olduğu takip dosyasından haczin devam ettiğinin bildirildiği, icra müdürlüğünce satış bedelinin sıra cetveli olmaksızın ödenmesine karar verildiği görülmektedir.
İİK’nun 140. maddesi gereğince; “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.” Sıra cetvelini düzenleme yetkisi ilk haczi koyan icra dairesine aittir. Haczin talimatla uygulanması halinde sıra cetvelinin esas icra dairesince düzenlenmesi gerekir.
İİK’nun 100. maddesi gereğince, borçluya ait paranın veya satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar birden fazla alacaklı tarafından haciz konulması halinde, anılan madde hükmü gereği icra müdürlüğünce derece kararı yapılması gerekir. Derece kararının yapılması için mutlaka satış sonucu para elde edilmesi zorunlu değildir.
Açıklanan maddelere göre, birden fazla haciz ve dolayısıyla alacaklı bulunduğu durumlarda, icra müdürlüğünce, öncelikle İİK.nun 140. maddesi gereğince sıra cetveli yapılarak alacaklılara, diğer alacaklara yönelik itirazlarını ileri sürme imkanı tanınmalıdır.
Şikayetçi haciz alacaklısı üçüncü kişinin geçerli haczinin bulunup bulunmadığı icra müdürlüğünce yapılacak sıra cetveline itiraz edilmesi halinde tartışılacak bir husus olup itirazlarını ileri sürebilmesi için öncelikle sıra cetveli yapılması gerekmektedir. Bu aşamada haczin geçerli olup olmadığı tartışılamaz.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 04.10.2018 tarihli, 2018/162 E.-1893 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09/12/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay

  1. Hukuk Dairesi

Esas : 2019/13034
Karar : 2019/17556
Karar Tarihi : 09/12/2019

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlunun 06/12/2018 tarihinde yapılan ihalenin feshi istemiyle 14.12.2018 tarihinde icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince ihaleye fesat karıştırıldığı yönündeki iddianın süresiz olarak ileri sürülebileceği ancak bu iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile şikayetin reddine ve ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, bölge adliye mahkemesince istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK.nun 134/2. maddesinde; “İhalenin feshini, Borçlar Kanunu’nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler, yurt içinde bir adres göstermek koşulu ile icra mahkemesinde şikayet yoluyla ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde isteyebilirler” hükmüne yer verilmiştir. İlgililerin, ihalenin yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç, ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. Anılan Kanun’un aynı maddesinin 7. fıkrası hükmüne göre; satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa, şikayet süresi ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez.
Bu madde hükmüne göre, ihalenin feshinin, ihale tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde istenmesi gerekir.
Somut olayda; ihalenin feshi isteminde bulunun borçluya satış ilanının 24.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve usulsüzlüğünün ileri sürülmediği, bu durumda borçlunun satış ilanı tebliğ tarihi itibariyle ihale tarihinden haberdar olduğunun kabulü gerekmektedir. İhalenin 06/12/2018 tarihinde gerçekleştiği ve ihalenin feshi istemine yönelik şikayetin ise 14/12/2018 tarihinde yapıldığının anlaşılması karşısında, istemin esasa girilmeksizin süreden reddi gerekirken, başvurunun esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan İİK’nun 134/2. maddesi uyarınca davası reddedilen şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilebilmesi için şikayetin esasa ilişkin nedenlerle reddi öngörülmüş olup, istemin esasa girilmeksizin süreden reddi halinde para cezasına hükmolunamayacağından borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmesi de doğru görülmemiş olup, bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, … Bölge Adliye Mahkemesi… Hukuk Dairesi’nin 19.09.2019 tarih ve 2019/1009 E. – 2019/1394 K. sayılı istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve … 15. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 17.01.2019 tarih ve 2018/1123 E. – 2019/24 K. sayılı kararının re’sen BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09/12/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için makul bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz.