Ceza Hukuku

TCK MADDE 114 SİYASİ HAKLARIN KULLANILMASININ ENGELLENMESİ

Bir kimseye karşı;
a) Bir siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya,
b) Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya,
Zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

TCK MADDE 114’ÜN GEREKÇESİ

Madde metninde, siyasî hakların kullanılmasını engelleme fiillerinin bazıları suç olarak tanımlanmıştır. Söz konusu suç tanımında çeşitli seçimlik hareketlere yer verilmiştir. Bu hareketlerin suç olarak tanımlanmasıyla, kişilerin siyasî hak ve hürriyetleri güvence altına alınmak istenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre, bir kimseye karşı cebir veya tehdit kullanılarak, bir siyasî partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasî partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya ya da siyasî partiden veya siyasî parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlanması, suç oluşturmaktadır. Bu suçun tamamlanmış şekline göre cezaya hükmedilebilmesi için, cebir veya tehdide maruz kalan kişinin siyasî partiye üye olması veya olmaktan vazgeçmesi, siyasî partinin faaliyetlerine katılması veya katılmaktan vazgeçmesi ya da siyasî partiden veya siyasî parti yönetimindeki görevinden ayrılması gerekmemektedir. Bu amaçlarla, kişiye karşı cebir veya tehdit kullanılması, söz konusu suç tamamlanmış gibi cezalandırılabilmek için yeterlidir. Bu bakımdan söz konusu suç, bir teşebbüs suçu niteliği taşımaktadır.
Birinci fıkranın (b) bendinde, bir kimseye karşı cebir veya tehdit kullanılarak, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlanması, suç olarak tanımlanmıştır. Bu bentte tanımlanan seçimlik hareket açısından da söz konusu suç, bir teşebbüs suçu niteliği taşımaktadır. Bu itibarla, söz konusu suçun tamamlanmış şekline göre cezaya hükmedilebilmesi için, cebir veya tehdide maruz kalan kişinin bu nedenle seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmaktan vazgeçmesi veya seçildiği görevi bırakması gerekmemektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu fıkra hükmüyle, siyasî hakların toplu olarak kullanılmasının engellenmesi ceza yaptırımı altına alınmıştır. Bir siyasî partinin faaliyetlerinin cebir veya tehditle ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmiş olması hâlinde, suç tamamlanmış olur.

TCK MADDE 114 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI

Yargıtay

  1. Ceza Dairesi

Esas : 2019/7399
Karar : 2019/12556
Karar Tarihi : 18/09/2019

“İçtihat Metni”

İşyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37/1. maddesi delaletiyle 116/1 ve 119/1-c maddeleri gereğince 2 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Gaziantep 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2013 tarihli ve 2012/117 esas, 2013/155 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, sanık … ile dosyanın diğer sanığı olan …’ın fikir ve eylem birliği içerisinde gece olduğu tespit edilemeyen bir zaman da müştekinin tekstil atölyesine ait daraba (panjur-korkuluk) ve kapı camını kırmak suretiyle içeri girerek 650 çift çocuk pantolununu çaldıkları olay nedeniyle haklarında yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar sanık … hakkında eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 116/1. maddesinde düzenlenen işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan cezalandırılmasına karar verilip, verilen cezadan eylemi birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirerek nitelikli olarak işlediğinden bahisle aynı Kanun’un 119/1-c maddesi gereğince artırım yoluna gidilmiş ise de;
Gaziantep 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2013 tarihli kararına yönelik sanıklar hakkındaki mala zarar verme suçu yönünden ilgili Cumhuriyet Savcısı ile diğer sanık … tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 14/06/2017 tarihli ve 2017/2677 esas, 2017/6962 karar sayılı ilamı ile sanık … hakkındaki mala zarar verme suçundan kurulan hükmün onanmasına, sanık … hakkında kurulan hükümlerin ise “..Sanık …’ın yüklenen suçu işlediğine veya sanık …’ın suçuna iştirak ettiğine dair tanık …’ın soyut iddiaları dışında savunmasının aksine, yüklenen suçlardan mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine, yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmesi,..” şeklindeki gerekçe ile bozulmasına karar verildiği ve bozma sonrası sanık … hakkında devam eden yargılama sonucunda Gaziantep 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/03/2018 tarihli ve 2017/768 esas, 2018/215 sayılı kararı ile atılı suçlardan beraatine dair karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu birlikte işlediğinden bahsedilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK’nun 116/1. maddesinde; “Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmüne yer verildiği,
Ayrıca TCK’nın 119/1.maddesinde; “ Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.” hükmü bulunmaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; birden fazla kişi tarafından birlikte konut dokunulmazlığının ihlali suçundan sanıklar … ve … hakkında kamu davası açıldığı, sanıkların aynı mahkemede yargılanıp birlikte TCK’nın 116/1 ve 119/1-c maddelerinden mahkum oldukları, hükmün temyizi kabil olduğu, Yargıtay 2. Ceza Dairesince hükmün, tüm suçlar yönünden sanığın mahkumiyetine dair yeterli delil olmadığı gerekçesiyle hükmü temyiz eden sanık … yönünden beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, diğer sanık … hakkında ise temyiz isteminde bulunmaması nedeniyle cezasının kesinleştirildiği anlaşılmaktadır.
Sanık … hakkında konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan bozma sonrası beraat kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi karşısında, sanık … hakkında kurulan hükümde TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanarak fazla ceza tayininin hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir.
Ayrıca, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 2015/13-1066 esas, 2018/373 karar sayılı ve 25/09/2018 tarihli kararında da belirtildiği üzere CMK’nın 309/4-b maddesi kapsamında kanun yararına bozma nedenine göre hükmedilecek cezanın miktarı itibarıyla kişiselleştirme nedenlerinin uygulanması ihtimaline binaen gereğinin mahallinde yapılmasına karar verilmesi gerektiği, ancak sanığın daha önce kasıtlı suçtan 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmiş olması dikkate alındığında kişiselleştirme nedenlerinin uygulanması ihtimali olmadığından gereğinin mahallinde yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Sonuç ve Karar : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Konut dokunulmazlığının ihlali suçundan sanık … hakkında, Gaziantep 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2013 tarihli ve 2012/117 esas, 2013/155 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA,
2- Karardaki hukuka aykırılık sanığa daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmekle, aynı yasa maddesinin 4-d fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasından TCK’nın 119/1-c. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün ÇIKARILMASINA, TCK’nın 116/1 maddesi gereğince 1 yıl 2 ay hapis cezası ile CEZALANDIRILMASINA, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, sanığın tekerrüre esas kasıtlı suçtan 3 aydan fazla hapis cezası bulunduğundan, kişiselleştirme nedenlerinin uygulanması ihtimali olmadığından gereğinin mahallinde yapılmasına yer olmadığına, kararın diğer yönlerinin olduğu gibi bırakılmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 18/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için makul bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz.