Aile Hukuku

Dilekçelerin Karşılıklı Verilmesi Aşamasında, Usulüne Uygun Şekilde Süresinde İleri Sürülmeyen Vakalarda Diğer Eşe Kusur Olarak Yüklenemeyecektir

Konu ile alakalı Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Kararları ;

Yargıtay
2.Hukuk Dairesi

Esas : 2019/328
Karar : 2019/4155
Karar Tarihi : 08.04.2019

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı erkek tarafından katılma yolu ile kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, nafakalar ve ziynet alacağı yönünden; davalı kadın tarafından ise kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, nafakalar ve ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı erkeğin tüm, davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmişse de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı kadına kusur olarak yüklenen fiziksel şiddet vakıasına davacı erkeğin süresinde ve usulüne uygun şekilde dayanmadığı, dayanılmayan vakıaların diğer eşe kusur olarak yüklenemeyeceği, mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlara göre davacı erkeğin davalı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru bulunmamıştır.

3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkek ağır kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın, boşanma sonucu eşin maddi desteğinden yoksun kalacaktır. Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmuştur. Bu durumda tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, hakkaniyet kuralları gözetilerek davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden Eşref’e yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna 176.60 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Ümmühan’a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
2.Hukuk Dairesi

Esas : 2018/5031
Karar : 2018/10479
Karar Tarihi : 03.10.2018

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, nafakalar ve ziynet alacağı davasında vekalet ücreti yönünden, davalı-davacı kadın tarafından ise; kusur belirlemesi, tazminatların reddi, nafakaların miktarı ile ziynet alacağı davasının reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece “taraflar eşit kusurlu” kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de; davacı-davalı erkek dilekçeler aşamasında davalı-davacı kadının hakaret ettiği vakıasına dayanmamıştır. Tarafların dayanmadığı vakıaların hükme esas alınması mümkün değildir (HMK m.25/1). Bu durumda mahkemece, davacı tarafça usulüne uygun şekilde süresince ileri sürülmeyen ve dayanılmayan bir vakıa esas alınarak davalı-davacı kadına kusur olarak yüklenilmesi doğru olmamıştır (HMK m. 137, 140/3, 187). İddia ve savunmada usulünce ileri sürülüp kanıtlanan vakıalara göre ise; davacı-davalı erkeğin eşine şiddet uyguladığı, hakaret ettiği ve güven sarsıcı davranışlarının olduğu, davalı-davacı kadının ise güven sarsıcı davranışlarının olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte davacı-davalı erkeğin daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekirken tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulu doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

3-Boşanmaya sebep olan olaylar da yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere davacı-davalı erkek ağır kusurlu olduğundan, boşanma yüzünden mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan, davalı-davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2 maddesi gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, kadının bu isteklerinin hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak reddi doğru görülmemiştir.

4-Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m. 175). Mahkemece davacı-davalı kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; kolluk araştırma tutanağında taşeron firma çalışanı olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple, davacı kadının usulünce ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak; sürekli ve düzenli çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise elde ettiği gelirin miktarı itibarıyla bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılarak kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, yoksulluk nafakası yönünden de eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

5-Davalı-davacı kadın dava dilekçesinde boşanma talebinin yanı sıra ziynet alacağı talebinde bulunmuştur. Dava açılırken alınan başvuru harcı, dava dilekçesindeki isteklerin tümünü kapsar. Davalı-davacı kadının ziynet alacağı talebi boşanma talebinin eki niteliğinde olmayıp nispi harca tabidir. Bu talep nedeniyle davanın açılması esnasında nispi harç alınmadığı gibi bu eksiklik yargılama sırasında da giderilmemiştir. Nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapılamaz. Mahkemece, kadına ziynet alacağı miktarı üzerinden nispi harcın ikmali için süre verilmesi (Harçlar Kanunu m. 30-32) harç noksanlığı giderildiği takdirde, bu talebin esâsının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi, harcın ikmal edilmemesi halindeyse Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken, belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3., 4. ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, bozma sebebine göre davacı-davalı erkeğin ziynet alacağı davasında vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları ile davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası miktarına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
2.Hukuk Dairesi

Esas : 2018/5696
Karar : 2018/10510
Karar Tarihi : 03.10.2018

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası ve tazminatlar yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi ve reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davalı-davacı kadına kusur olarak yüklenilen eşini evden kovma ve iş arkadaşları ile çok fazla zaman geçirme eylemlerine davalı-davacı erkek tarafından dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında vakıa olarak dayanılmadığı, bu nedenle davacı-davalı kadına kusur olarak yüklenilemeyeceği, buna karşın kadına kusur olarak yüklenilen güven sarsıcı davranış vakıasının sadakatsizlik boyutuna ulaştığı, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda yine de tarafların eşit kusurlu olduklarının anlaşılmasına göre, tarafların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenlere yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 143.50’şer TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hoş geldiniz. Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.