İcra-İflas Hukuku

Damadın, Kayınpederine Bankadan Havale Yoluyla Gönderdiği Parayı Borç Verdiği İddiasıyla Geri İstemesi

Rate this post

Özet : Damadın, kayınpederine bankadan havale yoluyla gönderdiği parayı borç verdiği iddiasıyla geri istemesi.. Kayınpederin de bu parayı aldığını kabul edip, kızına ödediğini savunması… ispat külfeti…
“havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir. Davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır. Davacı taraf, davaya konu paranın borç olarak verildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür; buna bağlı olarak, davalı savunmasını ispat ile yükümlü olmayacaktır.”

Yargıtay
13.Hukuk Dairesi

Esas : 2016/28781
Karar : 2019/7489
Karar Tarihi : 20/06/2019

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının kayınpederi olduğunu, davalının ticaret işi ile uğraştığını, kendisinden borç para istediğini, … … Bankası Şubesindeki 1218/668793 nolu hesabından EFT yoluyla 23/01/2014 tarihinde 3.000,00-TL, 24/01/2014 tarihinde 3.000,00-TL olmak üzere toplam 6.000,00-TL gönderdiğini, davalının iade etmediğini, 6.000,00-TL’nin tahsili için … 2. İcra Dairesi’nin 2014/1358 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ancak davalının buna itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek 6.000,00-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının söz konusu parayı eşi olan kızına çocuklarının sünnet harcaması için gönderdiğini, borç olarak verilmediğini, daha sonra kızının hesabına iade ettiğini beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya karz ilişkisine dayalı olarak borç para verdiğini, geri ödenmediğini ileri sürerek, 6.000,00-TL’nin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, borç olarak verilmediğini, kızı olan davalının eşine harcaması için gönderildiğini savunmuştur. Mahkemece, dekontta “…’den alınan borcun eşi …’e teslimi” ibaresi ile …’ün isim ve imzasının bulunduğu, bu haliyle davalı …’e davacı tarafından gönderilen paranın borç olarak gönderildiği, 31/12/2013 tarihli davalının imzasının bulunduğu dekont ile sabit olduğu, paranın davacının eşine ödenmesi davalıyı borçtan kurtarmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 23.11.2015 tarih ve 2014/41600 E.-2015/34166 K. sayılı ilamıyla “…Davacı, bu parayı davalıya borç olarak gönderdiğini iddia etmekte, davalı ise borç olarak yollanmadığını torunlarının sünnet düğünleri için yollandığını ve kızının hesabına geri yollandığını savunmaktadır. Sonuç olarak dava, değer itibariyle senetle ispat sınırında kalmakla birlikte, taraflar arasında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 293. (Hukuk Muhakemeleri Kanununun 203.) maddesinde öngörülen, senetle ispat kuralının istisnaları arasında sayılan sıhri hısımlık mevcut olup, bu durumda davanın tanıkla ispatı mümkün olduğundan, mahkemece tarafların tanıklarının da dinlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğu…” gerekçesiyle bozulmuştur. Bu kez bozmaya uyulması neticesinde mahkemece “…Yargıtay ilgili dairesince tarafların kayınbaba-damat olduklarını bu nedenle tanıkla ispat kuralığı gereği taraf tanıklarının dinlenmesi amacıyla kararın bozulduğu, bozma ilamı sonrasında davalı taraf tanıkları dinlenmiş olup, dinlenen tanık beyanlarının davalı savunmasıyla örtüşmediği ve birbiriyle çelişki içerisinde olduğu ve davalı tarafça dava konusu paranın davacının oğlunun sünnet düğün masrafı için gönderildiği ve iadesinin davacı eşi, davalı kızının hesabına iadesinin yapıldığına ilişkin beyanları ispata yarar nitelikte olmadığı, davacı tarafça davalının hesabına yatırılan 6.000,00-TL’nin geri ödendiği iddiası yazılı ve tanık beyanlarıyla ispat edilemediği…” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle, havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir. Davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır. Davacı taraf, davaya konu paranın borç olarak verildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür; buna bağlı olarak, davalı savunmasını ispat ile yükümlü olmayacaktır. O halde, mahkemece, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu gözetilerek ve dinlenen tanık anlatımları ve özellikle davacının delil olarak sunduğu (davalının kızı olan eşi ile boşanma davası) … Aile Mahkemesi’nin 2013/108 E. sayılı dosyası içerisinde yer alan 17.09.2013 tarihli beyan dilekçesinde “…babasına 23.02.2014 tarihinde 3.000,00-TL, 24.01.2013 tarihinde 3.000,00-TL gönderdiğim parayı aynı şekilde davalı babası olan …’ten almak şartıyla (aylık 500) kendilerine harçlık yaptıkları…” şeklinde yer alan beyanı da değerlendirilerek davacının söz konusu parayı borç olarak davalıya gönderdiği ispat edemediği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.