loader image

Uyuşturucu Kullanma Suçunda Önleme Araması Olmadan Yapılan Aramalar Hukuka Aykırı mı

Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşmak kadar, birey hak ve özgürlüklerinin korunması da büyük önem taşır. Bu kapsamda, delil elde etme süreçlerinin hukuka uygunluğu, yargılamanın adilliği açısından belirleyicidir. Özellikle uyuşturucu madde kullanma suçu gibi, bireyin mahremiyetini ilgilendiren konularda yapılan aramaların dayanağı ve yöntemi, delilin geçerliliğini doğrudan etkiler.

Bu yazıda, önleme araması kararı olmaksızın gerçekleştirilen aramalar sonucu elde edilen delillerin ceza muhakemesi açısından hukuka aykırı kabul edilip edilemeyeceği incelenecek, konu mevzuat, anayasal ilkeler ve emsal yargı kararları ışığında değerlendirilecektir.

  1. Önleme Araması Kavramı ve Hukuki Dayanağı

Önleme araması, adli değil; önleyici kolluk faaliyeti kapsamında yer alır. 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) m.9’a göre, kamu düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla kişilerin üzeri, eşyaları ve araçlarında arama yapılabilmesi için sulh ceza hakiminden alınmış yazılı bir karar bulunması gerekir.

Önleme araması;
– Katalog suçlar kapsamında olmayan,
– Şüpheli durum oluşturabilecek,
– Ancak henüz adli bir soruşturmayı başlatmaya yeterli olmayan hâllerde uygulanabilir.

Ancak uygulamada, kolluk görevlilerinin birçok durumda önleme araması kararı bulunmaksızın, kişilerin üstünü, çantasını ya da aracını aradığı; bu şekilde uyuşturucu madde ele geçirdiği gözlemlenmektedir.

  1. Hukuka Aykırı Delil Yasağı ve Anayasal Koruma

Anayasa m. 20 ve 21
– Kişinin özel hayatı ve konut dokunulmazlığı güvence altındadır.
– Arama işlemi, hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yazılı emir olmadan yapılamaz.

CMK m.116-119
– Adli arama için makul şüphe bulunmalı; hakim ya da savcı kararı ile işlem yapılmalıdır.
– Sadece istihbari bilgi veya keyfi kanaatle yapılan arama, hukuka aykırılık doğurur.

CMK m.206/2-a ve m.217/2
Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller yargılamada kullanılamaz ve mahkumiyet hükmüne esas alınamaz.

  1. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

Uyuşturucu kullanma suçlarında, çoğu zaman şüpheli kişinin üstü ya da aracı önleme arama kararı olmadan aranmakta ve bu arama sonucunda ele geçirilen uyuşturucu maddeler üzerinden kamu davası açılmaktadır.

Bu tür dosyalarda kolluk tutanağında, şüpheli şahsın hal ve hareketlerinin “şüphe uyandırdığı”, “paniklediği”, “yüzünün kızardığı”, “kaçmak istediği” gibi subjektif gözlemler yer almakta; buna dayanarak yapılan arama ise hukuka uygunmuş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Ancak bu yaklaşım ne Anayasa’ya ne de CMK’ya uygundur.

  1. Emsal Kararlar

AYM, B. No: 2018/11988, 20.10.2021
“Arama işlemi için gerekli olan hâkim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde verilmiş yetkili makam emri olmadan yapılan arama, özel hayata saygı hakkının ihlali anlamına gelir.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/16-163 E., 2021/83 K.
“Önleme araması kararının bulunmadığı hâllerde yapılan üst aramaları sonucu elde edilen maddi deliller, hukuka aykırıdır ve hükme esas alınamaz.”

Yargıtay 10. CD, 2019/10131 E., 2020/6728 K.
“Arama işleminin yasal dayanağı bulunmayan hâllerde elde edilen uyuşturucu madde, CMK m.206 ve m.217’ye aykırı şekilde hükme esas yapılamaz.”

  1. Sonuç ve Değerlendirme

Uyuşturucu madde kullanma suçuna ilişkin yargılamalarda, önleme arama kararı bulunmaksızın gerçekleştirilen arama sonucu elde edilen maddi deliller, hukuka aykırı delil niteliğindedir. Bu delillerin mahkumiyete dayanak yapılması mümkün değildir.

Ceza yargılamasında, “ama madde bulundu” yaklaşımı değil; “nasıl bulundu” sorusu önemlidir. Aramanın usulüne uygun yapılmaması, maddenin varlığını delil olmaktan çıkarır. Savunmalar bu noktaya yoğunlaşmalı, özellikle önleme araması kararının dosyada bulunup bulunmadığı, varsa kapsamı ve süresi detaylı olarak sorgulanmalıdır.

Av. Aziz Cihan Kaçıran
Gaziantep Barosu
Uyuşturucu suçlarında hak temelli savunma ve adil yargılanma hakkı üzerine uzmanlaşmıştır.

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required