loader image
TuRKiYE’DE iDARi GoZETiM ALTINDA TUTULAN KisiLERiN HAKLARI 4

Kimler Sığınma Talebinde Bulunabilir ?

Sığınma hakkı ya da iltica hakkı, kimi ülkelerin önceden belirlenmiş koşullara uygun başvurularda bulunan kimselere verdiği hukuki ve politik bir haktır. Yaşadıkları ülkede cinsel, ırksal, dinsel, politik, kültürel vb ayrımcılıklara uğradığını gösteren belgelerle hakveren ülkelerin adlî makamlarına başvuran kimselerin başvuruları ülkenin ilgili komisyonlarınca incelenir ve eğer kabul görürse kişiye sığınma hakkı verilir.

Böylece kişi söz konusu devletin koruması altına girer. Bunun yanı sıra kendi ülkelerinde yaşam koşullarının elverişli olmaması ya da can güvenliğinin tehlikede olması durumunda da iltica talebinde bulunulabilir. Bir ülkede yaşanan içsavaş, savaş, çatışma, katliam ya da soykırım gibi durumlarda kitlesel sığınma istemleri yapılabilir.

Sığınma Başvuru Sahipleri

Sığınmacı ve mülteci terimleri genellikle birbirleriyle karıştırılır; eğer bir kişi mülteci olduğunu ileri sürüyorsa, fakat iddiaları henüz kesinliğe kavuşturulmamışsa, o kişi sığınma talebinde bulunmuş sayılır.

Ulusal sığınma rejimleri, aslında sığınma talebinde bulunan kişilerden hangilerinin uluslararası düzeyde korumaya hak kazandığını belirlemek adına yürütülür. Geçerli prosedürlerin uygulanması sonucunda mülteci statüsüne hak kazanmayan ya da herhangi bir şekilde uluslararası korumaya muhtaç olmayan kişiler anavatanlarına geri gönderilebilirler.

Sığınma rejiminin etkin bir biçimde işlemesi elzemdir. Eğer sığınma rejimi hızlı ve adil ise, gerçekte mültecilik statüsüne uygun olmadıklarını bilen kişiler en başından itibaren mültecilik iddiasında bulunmazlar. Bu suretle söz konusu rejimden, ev sahibi ülke ve sığınma rejiminin kuruluş amacı olan mülteciler yararlanır.

Bireysel olarak zulüm görmektense genellikle çatışmalar ya da şümullü şiddet olayları sonucunda vuku bulan yoğun mülteci akınlarının yaşandığı dönemlerde, sınırı aşan herkes için bireysel sığınma mülakatlarının yürütülmesi mümkün değildir ve olmayacaktır. Ayrıca söz konusu işlem çok gerekli değildir çünkü mevcut koşullarda insanların kaçma nedenleri aşikardır. Bunun neticesinde, söz konusu gruplara genellikle “prima facie” mülteci statüsü verilir.

Kesin Hukum Hagb’yi Kaldirir

Türkiye’deki Sığınmacılar için Gündelik Yaşam

Türkiye’ye çoğunlukla İran ve Irak’tan bireysel gelişler olmaktadır. Bu kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından gösterilen yaklaşık 30 ilde ikamet etmekte ve iltica talebi uygun bulunanlar Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından üçüncü bir ülkeye yerleştirilmeyi beklemektedirler. Kendi başlarına günlük yaşamlarını devam ettirmekte zorlanan sığınmacı ve mülteciler özellikle Türkiye’de bekleme süresinin uzamasıyla birlikte pek çok sorunla karşılaşmaktadırlar.

Bu sorunlar, eğitim sorunları, psikososyal sorunlar, dil konusundaki güçlükler, sağlık sorunları, uyum sorunları, sosyal ilişki kurma sorunları, ekonomik sorunlar olarak sınıflandırılabilir. Bunlara kişinin evinden, ülkesinden ayılmak zorunda kalarak başka bir ülkeye sığınması, yanında birikimlerini getirememesi, ülkesinde sahip olduğu statü ve kaynaklar kadar sosyal destek sistemleri denen aile, akraba, komşu gibi ilişki ağlarının yokluğu da eklendiğinde gündelik yaşamın sığınmacı ve mülteciler için ne kadar zorluklarla dolu olduğu daha iyi anlaşılabilir.

Sığınmacıların Türkiye’de yaşadıkları sorunları Türkiye’ye geliş ve sığınma talebinde bulunulması ile başlayan sorunlar, bekleme sürecinde günlük yaşamda karşılaşılan sorunlar ve sığınma talebinin olumlu ya da olumsuz şekilde sonuçlanması ile ilgili sorunlar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür .

Türkiye’ye gelişlerinde ülkelerinde ve kaçış sırasında travmatik deneyimler yaşamışlardır. Kimlik yokluğu, sığınma başvurusu yapmada gecikme gibi durumlarla karşılaşabilirler

Bekleme sürecinde gündelik yaşamda karşılaştıkları sorunlar ise çeşitlilik göstermektedir. Tüm sığınmacı ve mülteciler için geçerli olan barınma, beslenme, giyim, psikososyal yardım, dil öğrenme gibi temel gereksinimlerin (Padilla 1997); anksiyete, depresyon, somatizasyon, uyku düzensizliği, dikkat eksikliği, Post Travmatik Stres Bozukluğu (PTSB) gibi durumların (Rado 1997; Summerfield 1991) Türkiye’deki sığınmacılar için de geçerli olduğu görülmektedir.

Sığınma talebinin kabul edilmesi sığınmacı için olumlu bir durumdur. Kabul edilenler üçüncü bir ülkeye yerleştirilmeyle bağlantılı kaygılar ve korkular yaşamaktadırlar. Ancak kabul edilmeyenlerin durumu çok güçleşmektedir. Bu durumda her ne kadar insani gerekçelerle kalmalarına bir süre daha izin verilse dahi, artık BMMYK’nın ilgi alanından çıkmakta ve dolayısıyla Türkiye’de kaçak olarak kalmaya devam etmektedirler. Bu grubun yaşayabileceği korku, kaygı ve gelecekle ilgili belirsizliği tahmin etmek hiç zor değildir

Bu konu hakkında benzer makaleler için tıklayın

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required