Ticaret Hukuku

Trafik Kazası Sonucu Oluşan Ölüm Nedeniyle Destekten Yoksun Kalma

Rate this post

Yargıtay
17.Hukuk Dairesi

Esas : 2018/1574
Karar : 2019/373
Karar Tarihi : 21/01/2019

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki, ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacılar vekili, davalı …Ş. vekili, davalı …Ş. vekili, davalılar S. Havacılık A.Ş. ve … vekili, davalılar … Sondaj Ltd. Şti. ve … vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu araçların sebep olduğu kaza sonucunda davacıların eşi/ babası/ oğlu …’ın öldüğünü, davacı eş ve çocukların ölenin desteğinden yoksun kaldığını ve tüm davacıların manevi zarara uğradıklarını belirterek belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve davalı … şirketleri sadece maddi tazminattan sorumlu olmak kaydıyla 2.000,00 TL. maddi tazminat ve toplam 480.000,00 TL. manevi tazminatın kaza (sigortacılar için dava) tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 26.05.2014 tarihli artırım dilekçesiyle, toplam maddi tazminat taleplerini 126.954,70 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri, kusura itiraz ederek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacıların maddi tazminat talebinin kabulü ile davacı … için 111.342,49 TL, … için 2.998,11 TL, … için 2.998,11 TL. ve … için 9.615,99 TL. olmak üzere toplam 126.954,70 TL’nin (davalı …Ş. 107.911,52 TL’sinden, … 19.043,22 TL’sinden, … 19.043,22 TL’sinden, … Sondaj İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. 38.086,44 TL’sinden ve … Sigorta A.Ş. 19.043,22 TL’sinden sorumlu olmak kaydıyla) sigorta şirketleri yönünden dava ve diğer davalılar yönünden kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacı … için 50.000,00 TL, Hadiye için 10.000,00 TL. ve diğer davacılar için 40.000,00’er TL. olmak üzere toplam 220.000,00 TL’nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketleri dışındaki davalılardan kendi aralarındaki rucu hakkı saklı kalmak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalı …Ş. vekili, davalı …Ş. vekili, davalılar … Havacılık A.Ş. ve … vekili, davalılar … Sondaj Ltd. Şti. ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalılar … Sondaj Ltd. Şti. ve … vekilinin temyiz talebi yönünden; davalılar vekili tarafından, mahkemece verilen 17.09.2015 tarihli kararla ilgili temyiz dilekçesinin, HUMK’nun 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal sürede verildiği, davalılar vekilince temyiz başvurusu yapılırken nisbi temyiz karar harcı yatırılmadığı halde temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği; Dairemiz’in geri çevirmesi üzerine, eksik harçların 7 günlük kesin sürede yatırılması, aksi halde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağı ihtarını içeren muhtıranın davalılar vekiline 09.03.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar vekilinin harç ikmalini yapmadığı görülmektedir.
HUMK’nun 434/3 (yeni 6100 sayılı HMK’nin 344. maddesi) maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin uygulanmasına rağmen, davalılar vekilinin 7 günlük kesin sürede eksik temyiz harçlarını yatırmamış olması karşısında; davalılar vekilinin temyiz isteminin reddi yönünde mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, davalılar … Sondaj Ltd. Şti. ve … vekilinin, kesin sürede eksik temyiz harçlarını ikmal etmemiş olması nedeniyle temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporundaki kusur oranlarının benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre; davacılar vekili ile davalılar … Havacılık A.Ş. ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle, ölenin yakınlarının, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının, hükmün gerekçe kısmında kabul edildiği bildirilen bir yükümlülüğün, hüküm fıkrasında karar altına alınmayışının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK’nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise, bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş,çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK’nun 381-389. maddelerinde (6100 sayılı HMK’nun 294-297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK’nun 297/II maddesi); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalı ve tereddüt yaratıcı olmamalıdır.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Somut uyuşmazlıkta; yerel mahkemenin kısa kararı ile gerekçeli kararının hüküm fıkrası birbiriyle uyumludur. Ne var ki; yerel mahkemece, zarardan sorumlu olan davalıların hüküm altına alınan tazminatlardan müteselsilen sorumluluğuna hükmedildikten sonra, davalılar için belirlenen kusur oranlarına göre davalıların sorumlu olduğu miktarların belirlenip sınırlandırıldığı ve bu şekilde hüküm tesis edildiği görülmektedir. Niteliği itibariyle bölünebilen bir edimin birden fazla borçlusundan her birinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu borçluluk türü olan müteselsil sorumluluğa hükmedildikten sonra; zarar sorumlularının sorumluluğunun belli kusur oranlarıyla sınırlanmasının hükmü çelişkili hale getirdiği açıktır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesi gereği de, birlikte zarara sebep olanların, zarar görene karşı müteselsil sorumlu olduğu dikkate alındığında, davalıların kazadaki kusur oranlarına göre sorumlu oldukları miktarların sınırlandırılması (ayrık durumlar hariç) doğru olmayacaktır. Bu suretle, çelişkili ve infazda tereddüt yaratacak nitelikte hüküm kurulmuş olması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca; infazda tereddüt uyandırmayacak bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4-Davacı taraf, davaya konu edilen tazminatlar için temerrüt faizi olarak ticari faize hükmedilmesini talep etmiş; mahkeme ise, yasal faize karar vermiştir. Davaya konu kazaya karışan araçların tüzel kişi tacir olan davalılara ait ticari araçlar olduğu gözetilmek suretiyle, temerrüt faizi olarak avans faizine karar verilmesi gerekirken, yasal faize karar verilmesi de doğru olmamıştır.
5-Davacılar vekili, dava konusu kaza sonucu davacıların eşi/ babası/ oğlu olan yakınlarının ölümünden duyulan üzüntü nedeniyle, toplam 480.000,00 TL. manevi tazminat isteminde bulunmuş; mahkemece talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nun 56. maddesi (818 sayılı BK. 47. md.) hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
O halde mahkemece; meydana gelen trafik kazası sonucu davacılar murisinin ölümü nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın meydana geldiği tarih ve paranın alım gücü göz önünde bulundurularak, davacılar için hak ve nasafet kuralları çerçevesinde daha düşük manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan, bir miktar yüksek manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
6-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı …Ş. vekili ve davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar … Sondaj Ltd. Şti. ve … vekilinin temyiz isteminin, mahkemece verilen kesin sürede eksik temyiz harçlarının ikmal edilmemiş olması nedeniyle REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalılar … Havacılık A.Ş. ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar … Havacılık A.Ş. ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; (6) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı …Ş. vekili ve davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalılar … Sigorta A.Ş., E. Sigorta A.Ş., … Havacılık A.Ş., …, … Sondaj Ltd. Şti. ve …’a geri verilmesine 21/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.