Ceza Hukuku

TCK MADDE 213 HALK ARASINDA KORKU VE PANİK YARATMAK AMACIYLA TEHDİT

(1) Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun silahla işlenmesi halinde, verilecek ceza, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir.

TCK MADDE 213’ÜN GEREKÇESİ

Bölüm başlığı “Kamu Barışına Karşı Suçlar” olarak belirlenmiştir. Kamu barışı kavramından, bireyler arasındaki ilişkilerde hukukun egemen olduğu toplum düzeni anlaşılmalıdır. Bireylerin taşıdığı, barış esasına dayalı bir hukuk toplumunda yaşadıklarına dair duygunun da, kamu barışı kavramı içerisinde düşünülmesi gerekmektedir. Bu kavram, kamu güvenliği kavramından daha geniş bir anlam içeriğine sahiptir.
Madde ile ülkenin belli bir bölgesinde yaşayan halkın hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından tehdit edilmesi, suç hâline getirilmiştir. Suçun oluşması için belirli kişi veya kişilerin değil fakat gayri muayyen kişilerden oluşan kitlelerin tehdide muhatap olması aranır.
Tehdidin halkın hayatı, sağlığı, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından bir korku, endişe veya panik meydana getirmek amacıyla yapılmış olması gereklidir. Endişe, korku ve panik kelimeleri halkta meydana gelecek telaş hâlinin değişik derecelerde olabileceğini ifade amacıyla kullanılmıştır. Suçun oluşması bakımından bu hâllerin fiilen gerçekleşmiş olması aranmaz. Tehdidin objektif olarak böyle bir hâle sebebiyet verebilecek nitelikte olması yeterlidir.
İkinci fıkrada, fiilin silâhla işlenmesi hâli, silâhın niteliği de dikkate alınarak bir ağırlaştırıcı sebep olarak öngörülmüştür.

TCK MADDE 213 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI

Yargıtay
16.Ceza Dairesi

Esas : 2017/1872
Karar : 2018/337
Karar Tarihi : 09.01.2018

1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18/11/2005 tarihli ve 2005/2691-3395 sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13/10/2005 tarihli ve 2005/10431-12718 sayılı ilâmlarına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hâllerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hâllerde ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği gözetilmeden dosya üzerinde karar verilmesinde,
2-Sanıkların molotof atma şeklindeki eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’da tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturacağı gözetilmeden, anılan Kanun’un 213. maddesinde düzenlenen halk arasında korku ve panik yaratacak şekilde tehdit suçundan cezalandırılmalarında,
İsabet görülmediğinden bahisle
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/10/2005 tarihli ve 1999/35 esas, 2002/158 sayılı ek kararının bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10.07.2017 gün ve 94660652-105-34-6872-2017-Kyb sayılı yazısına müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunmuştur.

OLAY : Hükümlüler … ve … haklarında İSTANBUL 1 NOLU DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİNİN 04.06.2002 TARİHLİ KARARI İLE 765 sayılı TCK’nın 168/2, 59/2, 31, 33, 3713 sayılı Kanunun 5; 765 sayılı TCK’nın 264/6-son, 59/2 maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay ağır hapis ve 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 1.400.000 ağır para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin hüküm Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 28.11.2002 tarihli ilamı ile onanmıştır.
Cezanın infazı aşamasında 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle Cumhuriyet Savcılığınca 29.06.2005 tarihinde yapılan uyarlama talebi üzerine İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi dosya üzerinde yaptığı inceleme ile 7655 sayılı TCK ve 5237 sayılı TCK uyarlaması ile hükümlülerin 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 213, 62/1, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş ve bu karar da temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI : Kanun yararına uyuşmazlığın kapsamı hükümlüler hakkında uyarlama yargılamasının dosya üzerine inceleme ile yapılıp yapılamayacağı ve kesinleşen ilamda yer alan suçların 5237 sayılı TCK’ya göre suç vasıflarının doğru belirlenip belirlenmediğine ilişkindir.

HUKUKSAL DEĞERLENDİRME : Hükümlüler hakkındaki ilk hüküm silahlı örgütün sair efradı olma ve hükümlü … yönünden yola molotof kokteyl atma; … yönünden ise, …’in berber dükkanına molotof kokteyli atma suçuna ilişkin olup, 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe gitrmesi üzerine 765 sayılı TCK’nın 168/2, 59/2, 31, 33, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri gereğince kurulan ve onama ile kesinleşen hüküm 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 62/1, 52, 58/9. maddeleri uyarınca uyarlama yapılmasında bir isabetsizlik yok ise de; 5252 sayılı Yasanın 9. maddesi uyarınca yapılan lehe yasa değerlendirmesinin, gerek kesinleşen ilk kararda gerekse talep üzerine verilen temyize konu kararda takdire ilişkin hususlar da göz önüne alınmak suretiyle, uygulama yapılması karşısında anılan maddede öngörülen lehe olan hükümlerin derhal uygulanabilmesi koşullarının oluşmaması nedeniyle, duruşma açılarak yapılması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, yine 765 sayılı TCK’nın 264/6-son, 59/2 maddeleri uyarınca kesinleşen hüküm yönünden hükümlü … yönünden 5237 sayılı TCK’nın 174/1-2 ve 170/1; … yönünden ise 174/1-2 ve 151/1, 152/2-a maddelerine göre duruşma açıldıktan sonra lehe kanun değerlendirmesi yapılarak gerek suç tarihinde yürürlükte bulunan ve gerekse suç tarihinden sonra yürürlüğe giren TCK’nın tüm hükümleri olaya uygulanarak bir bütün halinde lehe kanunun tespit edilmesi gerekirken hükümlüler hakkında patlayıcı madde atma suçundan kesinleşen hüküm yönünden uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı TCK’nın 213. maddesi uyarınca lehe kanun değerlendirmesi yapılması nedeniyle kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

SONUÇ VE KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2005 tarihli ve 1999/35-2002/158 sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer işlemlerin mahallinde yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.