Ceza Hukuku

TCK MADDE 212 İÇTİMA

Rate this post

Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.

TCK MADDE 212’NİN GEREKÇESİ

Madde metninde, sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması hâlinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacağı kabul edilmiştir. Örneğin, sahte belgenin kullanılması sureti ile bir kimse aldatılarak bir yarar elde edilmiş olabilir. Bu durumda, hem dolandırıcılık hem de resmi veya özel belgede sahtecilik suçlarına ait cezaların içtima suretiyle verilmesi gerekecektir. Keza, sahte belge düzenlemek suretiyle zimmetin gizlenmeye çalışılması hâlinde, hem zimmet suçundan hem de resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacaktır.

TCK MADDE 212 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

Yargıtay
15.Ceza Dairesi

Esas : 2015/12379
Karar : 2017/18773
Karar Tarihi : 21.09.2017

Duruşmadan haberdar edilmeyen … ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın sanıklar hakkında açılan dolandırıcılık suçundan katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunması ve 5271 Sayılı CMK’nın 260/1. madde ve fıkrası uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunduğu, yasa yollarına başvurma hakkı bulunan, duruşma günü bildirilmeyen ve yokluğunda hüküm kurulan suçtan zarar gören hükmü temyiz etmekle katılma iradesini ortaya koyan … ve Sosyal Güvenlik Kurulu Başkanlığının 5271 Sayılı CMK’nın 237/2 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına … ve Sosyal Güvenlik Kurulu Başkanlığı vekillerinin katılan vekili olarak kabulüne karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında “2006” olarak yazılan suç tarihinin sanıkların farklı tarihlerde işe başlangıç ve bitiş tarihleri olduğu anlaşıldığından “2006-2011 yılları arası” olarak kabul edilerek mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
1-)Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” dair karara karşı aynı Kanun’un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran katılan vekilinin haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulüyle görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2-) Sanıklar B. T. , …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
… Devlet Hastanesi güvenlik hizmetlerinin ihalesini U…Güvelik Şirketinin aldığı ve … Devlet Hastanesinde güvenlik hizmetleri yürütmekle görevlendirilen ve U… Güvenlik Şirketinin güvenlik sorumlusu olan sanık …’nın 2006 yılından itibaren … Devlet Hastanesinde Güvenlik İşlerinden sorumlu Proje Müdürü olarak görev yaptığı, hastaneye güvenlik personel alımı, personelin işten çıkarılması ve personelin idari işlemlerini takip ettiği, bu sebeple hastanede güvenlik görevlisi olmak üzere müracaat eden diğer sanıkların iş başvurularını aldıktan sonra, şahıslar adına bankadan hesap açılışı yapabilmek için banka formu doldurttuğu ve aynı zamanda hastaneden çıkartılmaları durumunda tazminat istememeleri için matbu istifa dilekçelerine imza attırdığı, müracaatçıya personel ihtiyacı olduğu zaman haber vereceğini söyleyerek gönderdikten sonra diğer sanıkların bilgisi ve rızası dışında bir kısım sanıkları hiç çalışmadığı halde, çalışan olarak gösterip, bir kısmını işe başlama tarihlerini erken yada işten ayrılışlarını geç yaparak hastane yönetimine bildirmesi üzerine hastane yönetiminin de işe başlamasının yapıldığı günden geçerli sigorta primini ve adı geçen personelin çalıştığı gün sayısı kadar hak edişini … Güvenlik şirketine ödemesinden sonra paraların beraat eden sanıkların hesabına yatırıldığı, bunun üzerine sanık …’nın diğer sanıkların hesabına yatan paranın kendisine ait olduğunu söyleyerek aldığı iddia edilen olayda; haklarında beraat kararı verilen anılan sanıkların, sanık …’nın suça konu eylemlerine iştirak ettiklerine dair delil elde edilmediği gözetilerek sanıkların dolandırıcılık suçunu işlemeye yönelik kastlarının bulunmadığı anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçu işlemeye yönelik kasıtları olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar …, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekillerinin beraat eden sanıkların da suça iştirak ettiklerine dair temyiz itirazlarının reddiyle, beraatlerine dair hükümlerin ONANMASINA,
3-)Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararı ile sanık … hakkında dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerin incelenmesinde;
a-)Sanık … hakkında;5237 Sayılı TCK’nın 212. maddesinde açıklandığı üzere “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” ifadesi de gözetilerek sanık …’nın eylemleri sebebiyle resmi kurum olan … Devlet Hastanesi tarafından suça konu sahte belgelere istinaden resmi belge düzenlenip düzenlenmediği araştırılıp, hastane tarafından resmi belge düzenlenmiş ise sanığın eyleminin resmi belgede sahtecilik, düzenlenmemiş ise özel belgede sahtecilik suçunun oluşacağı gözetilmeden sanığın düzenlediği evrakların dolandırıcılık suçunun hile unsurunu oluşturduğundan bahisle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davası hakkında hüküm kurulmadığı gibi, dolandırıcılık suçundan yapılan uygulamada suçun yasal unsuru olan hileli davranışın alt sınırdan ayrılmaya gerekçe olarak kabul edilmek suretiyle hatalı gerekçe ile mahkumiyet cihetine gidilmesi, ayrıca sanığın katılan kurumun zararını karşılamak isteyip istemediği, hususunda açıkça beyanı alınmadan çalıştığı şirket tarafından zararın sanık adına giderilip giderilmediği araştırılmadan sanığın 5237 Sayılı Yasanın 168. maddesindeki koşulları oluşturup oluşturmadığı gerekçeli kararda tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de; adli para cezasının takside bağlanmasının dayanağı olan yasa maddesi gösterilmeyerek CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
b-)Sanık …’ın hükümden sonra 08.01.2016 tarihinde öldüğünün UYAP sistemi aracılığıyla MERNİS’ten temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davalarının 5237 Sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilip verilmeyeceğinin mahkemesince değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Kanuna aykırı olup, sanık … müdafii ve katılanlar …, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 21.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
5.Ceza Dairesi

Esas : 2012/11219
Karar : 2014/499
Karar Tarihi : 16.01.2014

Suçtan zarar gören ve kovuşturma aşamasında duruşmadan haberdar edilmeyen şikayetçi Hazine vekilinin katılma talebinin 3628 sayılı Kanunun 17 18. maddeleri ile CMK’nın 237/2, 260. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak kabulü ile dosyanın esastan incelenmesine, hükmolunan ceza miktarı itibariyle koşulları bulunmadığı gibi sanık N. müdafiin isteminin süresinden de sonra olduğu anlaşılmakla duruşma isteminin CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddi ile incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Bir kısım eylemlerin basit zimmet olarak kabulü isabetli ise de; ilgililerinin yerine imza atmak ve yanıltarak ortaklara senetleri imzalatmak suretiyle hileli davranışlarla gerçekleştirilen mal edinme eylemlerinin nitelikli zimmet vasfında bulunduğu, ilgililerinin yerine imza atmak fiillerinin ve borç senetlerini katılanlara bilgileri dışında imzalatmak suretiyle hukuka aykırı şekilde ele geçirip hukuki sonuç doğuracak biçimde doldurup kullanma eylemlerinin de 5237 sayılı TCK’nın 209/2. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 204/2. maddesinde düzenlenen zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu nazara alınıp, sanıklar lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK’nın 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme nedeniyle, bu suçtan da mahkumiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, olayın oluş şekli ve süresi, suç sayısı, suçların ağırlığı, sanıkların kişiliği ve suçu sürdürmedeki ısrarlı tutumları gözönüne alınarak temel ceza ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerekirken, 5237 sayılı TCK’nın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde takdirde hataya düşülerek temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi ve aynı Yasanın 43. maddesi gereğince asgari oranda artırım yapılması suretiyle hükümler kurulması,
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi nedeniyle sanıklar hakkında 53/5. madde gereğince cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar sadece bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden anılan maddenin (d) bendini de kapsar şekilde hak yoksunluğuna hükmolunması,
Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin ve sanıklar müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.01.2014 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.