Tüketici Hukuku

İş Makinesi Kiralanması İle Birlikte Operatörün Temini de Üstlenilmiş İse Taraflar Arasındaki Akdi İlişkinin Kiralama İlişkisi Olmayıp Hizmet Alım Sözleşmesidir

Bu durumda eldeki davaya bakmakla Sulh Hukuk Mahkemesi görevli değildir. Uyuşmazlığın hizmet alımı sözleşmesinden kaynaklandığı, bu nedenle davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektir.

Yargıtay
3.Hukuk Dairesi

Esas : 2019/5861
Karar : 2019/10436
Karar Tarihi :

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ : ANKARA 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının kabulüne dair verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, davalı ile makine kiralama sözleşmesi yaptıklarını, davalıya dört tane çek verildiğini, davalının 10/08/2014 tarihli ve 52.510.00.- TL bedelli çeki tahsil ettiğini, ayıplı mal teslim edildiğini, davalının kusuru nedeni ile kiralananı sözleşmeye uygun olarak günde 12 saat kullanamadığını ,üstlendiği tünel işini zamanında bitiremediğini ileri sürerek şimdilik 18/08/2014 tarihli ve 52.510.00.-TL bedelli çek ile ilgili borçlu olmadığının tespitine, % 20 kötüniyet tazminatı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından başvurunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir .
1-01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesinde, Sulh Hukuk Mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; kiralanan taşınmazların, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun’una göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler, hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasındaki 27/06/2014 tarihinde başlayan sözleşme hükümlerine göre davalı tarafın iş makinesi sahibi ve kiraya veren olarak aracın teslimini ve operatörün teminini üstlenmiş olduğu görülmekle taraflar arasında hizmet sözleşmesine dayalı uyuşmazlık bulunduğu, taraflar arasındaki akdi ilişkinin kiralama ilişkisi olmayıp hizmet alım sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda eldeki davaya bakmakla Sulh Hukuk Mahkemesi görevli değildir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re’sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Her ne kadar davada Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yargılama yapılarak davanın esası hakkında karar verilmiş ise de, uyuşmazlığın hizmet alımı sözleşmesinden kaynaklandığı, bu nedenle davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği, davanın açılış tarihi itibari ile TTK’nın 5. maddesine göre, ticaret mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve mahkemece re’sen dikkate alınması gerektiğinden, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bu yönden bozulması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK’nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
2-)Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 23/12/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için makul bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz.