Ceza Hukuku

FACEBOOK HESABINDA YAYINLANAN FOTOĞRAFLARIN ÖZEL YAŞAM ALANINA İLİŞKİN GÖRÜNTÜLER OLARAK KABUL EDİLEMEYECEĞİ

Rate this post

Özet : Katılana ait Facebook hesabında katılan tarafından yayımlanan fotoğrafların, katılanın başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel yaşam alanına ilişkin görüntüler olarak kabul edilemeyeceği; ancak, katılanın kişisel veri niteliğindeki fotoğraflarını, haberin konusuyla fikri bağlantısı bulunmamasına rağmen katılanın rızasına aykırı şekilde yayımlayan sanığa, iddianamede eyleminin tarif edildiği de nazara alınıp, CMK’nın 226. maddesi uyarınca TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasının uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanındıktan sonra, sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, sanığın sübut bulan eylemi yalnızca TCK’nın 134/2. madde ve fıkrası kapsamında değerlendirilip, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yazılı şekilde beraat hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.

T.C.
Yargıtay
12.Ceza Dairesi

Esas : 2018/4902
Karar : 2018/11057
Karar Tarihi : 21.11.2018

Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : Beraat

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Katılan … …’nın şikayeti üzerine başlatılan adli soruşturma sonunda hazırlanan iddianamedeki anlatıma ve dosya kapsamına göre; genel olarak borsa haberlerinin yer aldığı …com isimli internet sitesinde editör olarak görev yapan sanık … tarafından hazırlanıp, “Manipülatörlerin yeni elemanı …” başlığı altında, “Ekonomi basınının yakından tanıdığı … bir manipülatörün yanında işe başladı”, “Son dönemde çalıştığı kurumlardan sorunlu bir şekilde ayrılan ekonomi basınının yakından tanıdığı …’nın bir manipülatörün şirketinde işe başladığı ortaya çıktı. ….com’a ulaşan iddialara göre …, çalıştığı diğer kurumlarla ilgili bazı bilgileri manipülatörler ile paylaşıyormuş. K’nın, manipülatörlerin sosyal medya ve internet işlerine yardımcı olduğu öne sürülüyor.”, “…com’a ulaşan bilgilere göre…, işe alınmadan önce (yaklaşık 6 ay) ‘bir dost’ nick name’li manipülatör ile sık sık bilgi alışverişinde bulunmuş. Manipülatörün sosyal medyada yazdıklarının bir bölümünün de … tarafından yazıldığı öne sürülüyor.” ibareleri ile beraber yayımlanan haber içeriğinde, katılan tarafından daha önce facebook hesabında başkalarının görgüsüne sunulan katılanın sigara içerken çektirdiği ya da bikinili vb. fotoğraflarının, internet ortamından temin edilerek, “…” şeklinde ifşa edildiği olayda;
Katılana ait facebook hesabında katılan tarafından yayımlanan fotoğrafların, katılanın başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel yaşam alanına ilişkin görüntüler olarak kabul edilemeyeceği; ancak, katılanın kişisel veri niteliğindeki fotoğraflarını, haberin konusuyla fikri bağlantısı bulunmamasına rağmen katılanın rızasına aykırı şekilde yayımlayan sanığa, iddianamede eyleminin tarif edildiği de nazara alınıp, CMK’nın 226. maddesi uyarınca TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasının uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanındıktan sonra, sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, sanığın sübut bulan eylemi yalnızca TCK’nın 134/2. madde ve fıkrası kapsamında değerlendirilip, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Hükmün gerekçesinde sanığa yüklenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı ifade edilmesine rağmen hüküm fıkrasında sanığın atılı suçu işlediğinin ispatlanamaması nedeniyle beraat kararı verilmek suretiyle gerekçeyle hüküm arasında çelişkiye neden olunması,
b) Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. madde ve fıkrasına aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.