Ceza Hukuku

ESKİ SEVGİLİSİNİN GÖRÜNTÜLERİNİ İNTERNETTE YAYINLAYACAĞI TEHDİDİNİN ŞANTAJ SUÇUNA VÜCUT VERECEĞİ

Özet : Sanığın kullanımındaki cep telefonundan katılana gönderilen mesajların içeriğine ve dosya kapsamına göre; sanığın, aralarındaki arkadaşlık ilişkisini sona erdiren katılandan ayrılmak istemeyip, katılanın kendisiyle buluşup, görüşmemesi halinde şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki görüntülerini internet üzerinden yayımlayacağı ve yakın çevresine yayacağı tehditleriyle şantajda bulunarak, katılanın özel görüntülerini arkadaşına göstermesi eylemlerinin sübut bulduğu ve sanığa yüklenen TCK’nın 107/2. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı kanunun 107/1. madde ve fıkrasındaki şantaj ile TCK’nın 134/2-1. madde, fıkra ve cümlesindeki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından dolayı mahkumiyet hükümleri kurulması gerekir.

T.C.
Yargıtay

  1. Ceza Dairesi

Esas : 2018/5203
Karar : 2018/11364
Karar Tarihi : 28.11.2018

Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi

Suçlar : Müstehcenlik, hakaret, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit
Hükümler : 1- Müstehcenlik suçundan dolayı TCK’nın 226/4, 62,53/1-a-b-c-d-e, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Hakaret suçundan dolayı TCK’nın 125/1, 43/1, 62, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
3- Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat
4- Tehdit suçundan dolayı TCK’nın 106/1-1, 43/1, 62, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Müstehcenlik ve hakaret suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafiileri ve katılan vekili tarafından, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından, tehdit suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, katılan vekili, mahalli Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Müstehcenlik, hakaret ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Katılan vekilinin 28.02.2013 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen kararı; 05.03.2013 hakim havale tarihli süre tutum dilekçesi ile görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükmü ile sınırılı olarak temyiz ettiği, 09.05.2013 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükmünün yanı sıra tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin açıklamalarda da bulunulup, resen tespit edilecek nedenlere dayalı olarak kararın sanık aleyhine bozulması talep edilmiş ise de, gerekçeli temyiz dilekçesinin katılan vekili tarafından 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310/1. madde ve fıkrasında öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra verildiğinin anlaşılması karşısında; katılan vekilinin müstehcenlik, hakaret ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin aynı kanunun 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
B) Müstehcenlik ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiilerinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiilerinin sübuta, ceza miktarına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına, erteleme hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
C) Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin, tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik mahalli Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiilerinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin, mahalli Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiilerinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın soruşturma evresinde müdafii huzurunda alınan savunmasına, katılanın özde değişmeyen ve tanık …’ın anlatımıyla da doğrulanan samimi beyanlarına, sanığın kullanımındaki cep telefonundan katılana gönderilen mesajların içeriğine ve dosya kapsamına göre; sanığın, aralarındaki arkadaşlık ilişkisini sona erdiren katılandan ayrılmak istemeyip, katılanın kendisiyle buluşup, görüşmemesi halinde şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki görüntülerini internet üzerinden yayımlayacağı ve yakın çevresine yayacağı tehditleriyle şantajda bulunarak, katılanın özel görüntülerini arkadaşı …’e göstermesi eylemlerinin sübut bulduğu ve sanığa yüklenen TCK’nın 107/2. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı kanunun 107/1. madde ve fıkrasındaki şantaj ile TCK’nın 134/2-1. madde, fıkra ve cümlesindeki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından dolayı mahkumiyet hükümleri kurulması gerektiği gözetilmeksizin, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülüp, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraat, şantaj suçu yerine de tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
Karar tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK’nın 106/1-1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre TCK’nın 106/1-1. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit suçu açısından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin, mahalli Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.