Aile Hukuku

Boşanma Davası Sırasında Kendisi İçin Nafaka Talep Etmeyeceğini Bildirmiştir İse Artık Bir Daha Yoksulluk Nafakası Talebinde Bulunamaz

Özet : Davacı kadın kayıtsız şartsız olarak boşanma davası sırasında kendisi için nafaka talep etmeyeceğini bildirmiştir. Bu beyan, yoksulluk nafakasından feragat niteliğinde olup, davacı artık bir daha yoksulluk nafakası talebinde bulunamaz.

Yargıtay
3.Hukuk Dairesi

Esas : 2015/18910
Karar : 2016/301
Karar Tarihi : 19.01.2016

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı … ile davalı …’ın,… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19.02.2013 tarih ve 2013/32 E.-2013/35 K. sayılı ilamı ile boşandıklarını, müvekkili Halime’nin bu davada yoksulluk ve iştirak nafakası talebinde bulunmadığını, ancak davacı …’nin, reşit olmayan iki çocuğu ve yine reşit olan davacı diğer oğlu …t ile birlikte baba evinde yaşadıklarını ve maddi olarak zor durumda olduklarını, davalının ne davacı …’ye ne de lise son sınıf öğrencisi olan davacı …’e hiçbir şekilde yardımda bulunmadığını belirterek, davacı … için aylık 300 TL yoksulluk, reşit olmayan müşterek çocuklar…r için aylık 600 TL iştirak ve reşit olan müşterek çocuk … için aylık 300 TL yardım nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacı … ile anlaşmalı olarak boşandıklarını ve bu davada gerek davacı gerek müşterek çocuklar için nafaka talep edilmediğini, davacı …’nin bu protokole uymak zorunda olduğunu, diğer davacı oğlu …’in ise okulunu bitirdiğini ve bir otelde çalıştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davacı … için aylık 200 TL yoksulluk, müşterek çocuklar … için ayrı ayrı 100’er TL iştirak ve davacı … için aylık 150 TL yardım nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, dosyanın incelenmesinden; davacı … ve davalının 19.02.2013 tarih ve 2013/32 E.-2013/35 K. sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, bu davanın yargılaması sırasında, davacının davalı kocadan nafaka talebinde bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlık, davacı kadının boşanma dosyasındaki beyanının, boşanma sonrası açtığı yoksulluk nafakası davasında kendisini bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümlenmesinde öncelikle ilke olarak, feragat beyanının nasıl olması gerektiği üzerinde durulmalıdır.
… Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun “Feragat ve Kabul” başlıklı .. Faslında yer alan 91.maddesinde; “Feragat, iki taraftan birinin neticei talebinden vazgeçmesidir.” şeklinde tanımlanmış; 93.maddesinde; “Feragat ve kabul beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.”; 95.maddesinde ise “Feragat ve kabul, kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl eder.” hükmüne yer verilmiştir.
04.02.2011 tarihinde yayımlanarak 01.10.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (HMK’da) ise; “davadan feragat” başlıklı 307/1.maddesinde; “Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.” şeklinde tanımlanmaktadır. Aynı Kanun’un 309/1.maddesinde; “Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.” 311/1.maddesinde ise; “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.
İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Açıklanan bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere;
Dava yoluyla bir hak talebinde bulunulabilmesi için, o hakkın maddi hukuk bakımından mevcut olması gerekir; hiç var olmayan veya başlangıçta var olmakla birlikte feragat nedeniyle bizzat hak sahibi tarafından ortadan kaldırılan (böylece, borçlu yönünden söndürülen) bir hak için, usul hukukunun kurum ve kuralları kullanılarak talepte bulunulması mümkün değildir.
Feragat, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemidir. Feragatten dönülmesi ve mülga HUMK.nun 83.maddesi ve …nun 176.maddesine göre, ıslah yolu ile feragatin hükümsüz kılınması olanaksız ise de, irade bozukluğu hallerinde feragat ve kabulün iptali istenebilir (HMK. 311/1-2. cümle; Kuru, B.:Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Baskı, Cilt:IV, … 2001, sahife:3646 vd.)
Bilindiği gibi, feragat yalnız mevcut davadan değil, o dava ile istenen haktan da vazgeçme anlamına gelmektedir. Davadan feragat neticesinde, feragate konu hak tamamen düşer ve artık bir daha dava konusu yapılamaz (Postacıoğlu, İ.E.: Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6.Bası, … 1975, sahife:479).
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 22.05.1987 gün ve E:1986/4, K:1987/5 sayılı ilamının gerekçesinde ise, yasaların uygulanmasında, hakların korunması doğrultusunda hareket etme gereği karşısında, açık bir irade beyanı olmadan davadan feragat edildiği sonucunun çıkarılamayacağı kabul edilmiştir.
…nun 309/4.maddesine gör; “feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.” Aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 13.04.2005 gün ve E:2005/11-242, K:2005/249; 29.04.2009 gün ve E:2009/13-76, K:2009/120; 29.04.2009 gün ve E:2009/12-112, K:2009/126; 7.1.1970 gün E:1969/2-681, K:1970/11; 13.1.1972 gün ve E:1970/8-773, K:1972/164; 1.11.1978 gün ve E:1977/575, K:1978/906 sayılı ilamlarında da benimsenmiştir.
Öğretide de feragatin; açık ve kesin olması gerektiği belirtilmektedir (Belgesay, Mustafa Reşit:Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Cilt:I, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No:78-95, … 1939, s.254; Üstündağ, Saim:Medeni Yargılama Hukuku, Cilt:I-II, 6.Baskı, … 1997, s.573; Kuru, Baki:age.,s.3593; Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet:Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11.Baskı, … 2011, s.552-553). (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 12.6.2013 tarih 2012/3-1626 Esas-2013/813 Karar sayılı kararı)
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, davacı kadın kayıtsız şartsız olarak boşanma davası sırasında kendisi için nafaka talep etmeyeceğini bildirmiştir. Bu beyan, yoksulluk nafakasından feragat niteliğinde olup, davacı artık bir daha yoksulluk nafakası talebinde bulunamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.02.2012 tarih ve 2012/3-836 E.-2013/306 K.sayılı kararı da bu yöndedir.
Öyle ise, mahkemece; bu ilkeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıda bildirilen kararı dikkate alınarak, yoksulluk nafakası yönünden istemin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için makul bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz.