Ceza Hukuku

Bilişim Sistemindeki Verileri Bozma Ve Nitelikli Dolandırıcılık

Yargıtay
5.Ceza Dairesi

Esas : 2018/9057
Karar : 2018/9733
Karar Tarihi : 20/12/2018

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma, bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme ve değiştirme
HÜKÜM : 1-Sanıklardan …, …, … ve …’ın zincirleme nitelikli zimmet, …, … ve …’ın kamu görevlisinin zincirleme resmi belgede sahteciliği, … ve …’nin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetlerine
2-Sanıklar …, …, … ve …’ın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan ayrı ayrı beraatlerine
3-Sanıklar … ve …’nin bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme ve değiştirme suçundan ayrı ayrı beraatlerine
4-Sanık … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine
K. müdafileri, sanık …, suçtan zarar gören … vekili

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tebliğnamede isimlerine yer verilen ve haklarındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanıklar …, … ve … hakkında bir temyiz bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Sanıklar … ve … müdafin duruşmalı inceleme istemlerinin tayin olunan ceza miktarlarına, temyiz dilekçesinin içeriğine ve dosya kapsamına göre uygun görülmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin DURUŞMASIZ YAPILMASINA, başvurularının kapsamına göre incelemenin, katılan ile suçtan zarar gören … vekillerinin sanıklar …, …, … ve … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, sanıklar … ve … hakkında bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme ve değiştirme suçlarından kurulan beraat hükümleri ile sanık … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair hükme, sanıklar …, müdafilerin müvekkilleri, sanık …’in kendisi, katılan vekilinin sanıklar … haklarında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında 28/11/2011 tarihli iddianameyle görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davası ile ilgili olarak mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüş, suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığının vaki temyiz talebine yönelik tebliğnamedeki temyiz isteminin reddi düşüncesine adli tatil içerisinde yapılan tebligatlarda süreler tatil bitiminde işlemeye başlayacağından iştirak edilmemiştir.
1-Sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa isnat edilen görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı TCK’nın 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık asli ve ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi olan 25/04/2006 ile inceleme günü arasında soruşturma izni ile ilgili durma süreleri eklendiğinde dahi ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İddianamede sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan bir anlatım ve iddiaya yer verilmediği, bu suçtan kamu davası açılmadığı, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 18/02/2014 tarihli ve 2013/13-274 Esas, 2014/78 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, CMK’nın 225. maddesinin “Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” hükmü karşısında, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılmasının, dolayısıyla davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Suçun TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması,
3-Sanıklar …, ve … hakkında nitelikli zimmet, sanıklar …, ve … hakkında ise kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
… Belediyesinde veznedar olan sanıklar … ve … ile emlak akar memuru olarak görev yapan … ve …’ın belediyeye ait 30 adet taşınmazın satışından elde edilen gelirleri, tahsilatlara konu makbuzları iptal etmek ya da gerçek bir makbuzun numarasını mükerreren başka bir satış işleminde kullanarak sahte makbuz düzenlemek suretiyle 234.339,29 TL, ayrıca sanıklardan …’nın, belediyeye ait taşınmazları satın alanlar tarafından belediye veznesine yatırılması gereken taşınmaz satış bedellerinin tamamını alıcılardan bizzat alıp, bu bedellerin bir kısmını ya da tamamını belediye hesaplarına yansıtmayarak 78.112 TL parayı mal edindikleri iddialarıyla açılan kamu davaları üzerine yapılan yargılamada; sanık …’in veznesinden, alıcı … adına 858,45 TL taşınmaz satış bedeli tahsil edilerek C serisine bağlı 146738 seri numaralı makbuzun düzenlendiği, daha sonra bu makbuz numarasının … adına 1.775,90 TL,… adına da 8.144,83 TL olarak tahsil edilen taşınmaz satış bedelinde mükerrer şekilde kullanılmak suretiyle 2 adet sahte makbuz düzenlendiği, … adına ödenen 001186 seri no’lu 5.420,38 TL’lik makbuza konu tahsilatın ise sanık … tarafından iptal edildiği, iç denetçi, ön incelemeci ve bilirkişi raporlarında yer alan tespitlere göre belirlenmekle birlikte, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda sanık …’in olayda bir kusurunun olmadığı görüşüne yer verilmesi,
sanık …’un aşamalardaki savunmalarında sanıklar …’in olaylarla ilgilerinin bulunmadığını beyan etmesi, sanık …’in de suçlamayı kabul etmemesi ve hakkında zimmet suçundan kamu davası açılırken resmi belgede sahtecilik suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi hususları da gözetilerek maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer kalmayacak şekilde ortaya çıkarılması açısından, öncelikle sanık
…’in veznesinde düzenlenen makbuzlara konu ödemeleri gerçekleştiren, … ve … isimli kişilerin beyanlarına başvurularak ödemeleri hangi vezne görevlisine yaptıklarının kendilerine sorulmasından, sanık …’un yeniden dinlenerek …’in veznesindeki işlemleri kendisinin ne şekilde gerçekleştirdiğinin açıklattırılmasından, sanıkların görev yaptıkları döneme ilişkin yargılamaya konu tüm belgelerle birlikte dosyanın Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdi ile, her bir sanığın sorumluluğunu, gerçekleştirdiği eylemleri (makbuz düzenleme, iptal, geliri sıfırlama, mükerrer olarak sahte makbuz düzenleme gibi) ayrı ayrı irdeler, müfettiş ve daha önce alınan bilirkişi raporundaki çelişkileri de karşılar şekilde uhdelerinde belediyeye ait para bulunup bulunmadığına ilişkin ayrıntılı rapor alınmasından sonra sonucuna göre suçlarının sübutu halinde 18/03/2010 tarihli iddianamedeki tüm sanıkların, belediyeye ait 30 adet taşınmazın satışından elde edilen gelirleri, tahsilatlara konu makbuzları iptal etmek, gerçek bir makbuzun numarasını mükerreren başka bir satış işleminde kullanarak sahte makbuz düzenlemek suretiyle gerçekleştirdikleri eylemlerinin olayın belediye başkanının iç denetçiye verdiği talimat üzerine kurum kayıtlarının incelenmesi neticesinde ortaya çıkarılması hususu da nazara alınıp zincirleme zimmet suçunu, 19/07/2012 tarihli iddianamenin sanıkları … ve …’nın, belediyeye ait taşınmazları satın alan alıcılar tarafından belediye veznesine yatırılması gereken taşınmaz satış bedellerinin tamamını alıcılardan bizzat alıp bu bedellerin bir kısmını ya da tamamını belediye hesaplarına yansıtmayarak mal edinme eylemlerinde sanıklara bu paraların görevleri nedeniyle teslim edilmesi söz konusu olmadığı gibi, bu paraların sanıklara görevlerinin normal fonksiyonu gereği de verilmemesi ve yasal tevdi unsurunun gerçekleşmemesi nedeniyle bu eylemler yönünden zimmet suçunun oluşmayacağı, anılan eylemlerinin zincirleme biçimde kamu kurumu zararına nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, sahtecilik suçu yönünden ise YCGK’nın 14/10/2003 tarihli ve 232-250 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, sahtecilik suçlarında belgenin sahte olup olmadığının, sahte ise iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespitinin hakime ve mahkemeye ait bir husus olması nedeniyle suça konu belgelerin asıllarının getirtilerek huzurda incelenmesi, gerekirse sahteliği ve iğfal kabiliyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra bir karara varılması gerektiği dikkate alınmadan, suç niteliğinde de yanılgıya düşülerek yazılı şekilde eksik inceleme ile mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
TCK’nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve E. 2014/140; K. 2015/85 sayılı ilamı doğrultusunda uygulanması lüzumu,
TCK’nın 53/5. maddesi uyarınca hükmedilecek hak yoksunluğu süresinin cezanın yarısından az olamayacağı gözetilmeksizin sanıklar … ve… haklarında, zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinde 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kullanılmasından birer gün eksik olarak yasaklanmalarına hükmolunması,
Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun da TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanıklar …, … ve … haklarında bu suç yönünden aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması,
4- Sanıklardan …, ve … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan,… ve … hakkında ise bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme ve değiştirme suçlarından kurulan beraat hükümleri ile … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeni ile düşürülmesine dair hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Kovuşturma aşamasında kamu davasından haberdar edilmeyen İçişleri Bakanlığının suçlardan zarar görmesi nedeniyle kararları temyiz hakkı bulunduğu, İçişleri Bakanlığının, bu sıfatının gereği olarak CMK’nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, katılan ve suçtan zarar gören vekilleri ile sanıklar …, … ve … müdafileri ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, beraat ve düşme hükümleri yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için makul bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz.