Ceza Hukuku

BASİT CİNSEL İSTİSMAR SUÇUNUN İŞLENDİĞİ

Özet : Olay tarihinde sanığın, Ankara Numune Hastanesi Plastik Cerrahi Servisi’nde yatarak tedavi gören mağdureyi gece saatlerinde dışarıya dolaşmaya çağırıp hastanenin kafetaryasına götürdüğü, kafeteryanın kapalı olması üzerine dolaşırlarken mağdureye yandan sarılarak göğüslerini elleyip, boynundan öpmek suretiyle atılı çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde kabul edilmelidir.

T.C.
Yargıtay
Ceza Genel Kurulu

Esas : 2017/398
Karar : 2018/569
Karar Tarihi : 27.11.2018

Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 357-1003

Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanık …’ın beraatine ilişkin Ankara (kapatılan) 27. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.07.2008 tarih ve 857-796 sayılı hükmün mağdure vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yüksek 14. Ceza Dairesince 19.11.2012 tarih ve 7814-11543 sayı ile;
“Kendi onur ve namusunu ilgilendiren bir konuda iftira atması için geçerli sebep bulunmayan mağdurenin, aşamalarda değişmeyen tutarlı ve samimi anlatımlarına, tanık beyanlarına ve dosya kapsamına göre, hastanede refakatçi olarak kalan sanığın, aynı hastanede tedavi gören yaşı küçük mağdureyi yanına çağırmak suretiyle, bacaklarını ve göğüslerini elleyip, sarılıp boynundan öpmek suretiyle gerçekleştirdiği eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, bu suçtan mahkûmiyeti yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile beraatine karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesi ise 06.09.2013 tarih ve 357-1003 sayı ile;
“Mağdure, olayın ertesi günü olan 5.9.2007 tarihli hazırlık ifadesinde, saat.13.00 sıralarında sanığın seni seviyorum diyerek, bacaklarını ellemeye başladığını ve öpmeye çalıştığını, akşam vakti ise sanığın kendisini çağırdığını o saatte kapalı olan kafeterya tarafına götürdüğünü, göğüslerini ellediğini, boynunu öptüğünü ifade etmiştir.
Tacize uğrayan mağdurenin, aynı gün ikinci kez aynı sanığın çağrısına uyarak gitmesi ciddi şüphe doğurucudur. Sanık, mağdurenin bulunduğu odaya gelip tacizini sürdürse idi, mağdurenin ifadesi samimi görülebilirdi.
Mahkemece 6.2.2008 tarihi ifadesinde, öğlenki olay akşam, akşamki olay gece olarak ifade edilmiş, ifadesindeki diğer çelişkiler zabta geçmiş, gerekçeli kararda da belirtilmiştir.
Yargıtay bozma ilamında belirtilen, ‘mağdurenin aşamalarda değişmeyen samimi ve tutarlı anlatımları’ yukarıda belirtilen nedenlerle dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
Hazırlıkta dinlenen, mahkemece temin edilemeyen tarafsız kamu tanığı durumundaki, şahit Özgül Mekik 5.9.2007 tarihli ifadesinde, saat 19.30 sıralarında sanık ile mağdureyi koridorun başından konuşarak geldiklerini, mağdure odaya girince tacizi söylediğini ifade etmiştir.
Olay anını gören şahit ifadesi bulunmamaktadır.
O hâlde Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi verilecek mahkumiyette şahit ifadelerine dayanılması doğru olmayacaktır.
‘Kendi onur ve namusunu ilgilendiren bir konuda iftira etmesi için bir neden bulunmayan mağdure ifadesi’ kavramı varsayımsal olup,olaydan olaya değişiklik gösterir. Kanaatimce, bu kabulün aksine, olayın akışı içinde şüphe doğuracak hiçbir verinin bulunmaması gerekir. Olayda yüzünde doğuştan ağır lekeler olan, plastik cerrahi kliniğinde tedavi gören suç tarihinde 12 yaşında bir kız çocuğu söz konusudur. Hem yaşı hem de içinde bulunduğu psikolojik durum dikkate alındığında, Yargıtay dairesinin bu kabulünün, mağdure tarafından ne derecede bilincinde olduğu çok tartışmalıdır. Sözü edilen varsayımın çocuk, genç, yaşlı, evli-bekar demeden herkese tekdüze uygulanması büyük sakıncalar doğuracaktır.
Bir tarafda mağdure lehine varsayımsal bir kabul, diğer tarafda sanığın hukuk güvenliği vardır. Hakim, her iki menfaati de aynı derecede gözetmeli, özellikle mağdure anlatımı tutarlı değilse, bu konuda mahkemede şüphe uyanıyorsa, şüpheden sanık yararlanır kuralı gereği hukuk güvenliği tercih edilmelidir.” şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve mağdure vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2016 tarihli ve 127794 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 783-1718 sayı ile; 6763 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 20.03.2017 tarih ve 366-1437 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Mağdure …’ın suç tarihi itibarıyla 12 yaş 10 aylık olduğu ve Ankara Numune Hastanesi Plastik Cerrahi Servisinde yatılı olarak tedavi gördüğü,
Suç tarihi itibarıyla 44 yaşının içerisinde ve evli olan sanık …’ın ise Saray Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğünde taşeron işçi olarak çalıştığı,
Mağdurenin 04.09.2007 tarihinde saat 20.00 sıralarında sanık tarafından cinsel istismara uğradığını nöbetçi hemşireye bildirmesi üzerine, nöbetçi hemşire ve nöbetçi doktor tarafından 05.09.2007 tarihinde saat 08.20’de tutanak düzenlenip durumun idari makamlara bildirildiği,
Nöbetçi doktor ve hemşire tarafından düzenlenen tutanağa göre; 04.09.2007 tarihinde saat 20.00’da mağdurenin refakatçilerle birlikte 113 numaralı odaya ağlayarak geldiği, 111-4 numaralı odada yatan…..’nin refakatçisi olan sanık tarafından sözlü ve fiziksel tacize uğradığını ağlayarak anlattığı, gece boyunca odada koruma altına alınan mağdurenin sabah saatlerinde de bahsettiği olayların gerçekleştiğini tekrarladığı,
Plastik cerrahi klinik şefi ve sorumlu hemşiresi tarafından düzenlenen tutanağa göre; 04.09.2007 tarihli akşam nöbetinde Başbakanlık Saray Çocuk Esirgeme Kurumundan kliniklerine yatırılan….. isimli hastanın yanında refakatçi olarak kalan kurum görevlisi sanığın, hastalardan birisine sözlü ve fiziksel tacizde bulunduğunun nöbetçi hemşire tarafından bildirilmesi üzerine mağdureyle yapılan görüşmede olayı anlatıp doğruladığı,
Kolluk tarafından düzenlenen tutanaklara göre; 111 numaralı odada kalan Ali Erol isimli şahıs ameliyat olduğundan, Şaban Yaşar ve refakatçisi Miraç Yaşar taburcu edildiğinden,…..’nin ise akli dengesi yerinde olmadığından ifadelerinin alınamadığı,
Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 05.09.2007 tarihli rapora göre; alkollü olmayan sanığın vücudunda travmatik lezyon saptanmadığı,
Anlaşılmaktadır.
Mağdure … kollukta; 04.09.2007 tarihinde saat 13.00 sıralarında ismini Turgut olarak söyleyen sanığın kendisini yanına çağırması üzerine yanına oturduğunu, sanıkla konuşurken sanığın hastanedeki diğer bayanlara “Of mala bak, ne büyük g.. varmış” şeklinde sözler söylediğini, kendisine de “Seni çok seviyorum” diyerek bacaklarını ellemeye başladığını, “Ne yapıyorsun” diye tepki verdiğini, sanığın kendisini öpmeye çalışmasına karşın buna izin vermeyip odasına gittiğini, sanığın akşam saatlerinde “Dışarıda dolaşalım” diyerek kendisini yanına çağırdığını, kendisini kafeteryanın oraya götürdüğünü, kapalı olan kafeteryada kimsenin bulunmadığını, sanığa odasına gitmek istediğini söylediğinde kendisine “Şuradan tur atalım sonra gidelim” dediğini, dolaşırken kendisine yandan sarılarak göğüslerini ellediğini, boynundan öpüp “Seni çok seviyorum, tamam mı” dediğini, korktuğundan “Tamam” diyerek cevap verdiğini, oradan ayrılmak için bahaneler uydurup odasına gittiğinde yaşadığı olayı odada bulunanlara anlattığını, onların da nöbetçi doktor ve hemşireye haber verdiklerini,
Duruşmada; koridorda akşama doğru bir saatte sanığın kendisini öpmeye çalışması üzerine oradan uzaklaştığını, daha sonra gece vakti sanığın kendisini kantine çay içmeye davet ettiğini, kapalı olan kantinde kendisine kolunu atan sanığın boynundan öpmeye çalışıp göğüs bölgesini ellediğini, babasının yanına gideceğini sanığa söylediğinde önce “Beraber gidelim” sonra da “Yanlış anlar” dediğini, yukarıya çıkarak olanları arkadaşlarına anlattığını, çayı gündüz içtiklerini, gece gittiklerinde kantinin kapalı olduğunu, babasına olayı akşam söylemeyi düşündüğünü ancak arkadaşlarının “Bir kaza çıkar” diyerek söyletmediğini, sanığın koridordaki davranışlarını kimsenin görmediğini, kantinin de kapalı olması nedeniyle görenin olmadığını, akşama doğru gerçekleşen olaydan sonra bilemediği için gece tekrar sanıkla gittiğini, sanıkla odasında değil koridorda oturduklarını, kantinde hiç çay içmediklerini, kantine bir defa gittiklerini ancak kapalı olduğu için de etrafında dolaştıklarını,
Katılan … duruşmada; kızı olan mağdure hastanede yatarken kendisinin de refakatçi olduğunu, akşam gerçekleşen olayı sabahleyin hemşirelerden öğrendiğini, kendisine mağdurenin olayı hemşirelere ve koğuşta yatan arkadaşlarına söylediğinin ve ardından koruma altına alındığının anlatıldığını, olayı öğrendikten sonra yanına gelen sanığın kendisine “Hakkımda tutanak tutuldu, beni kurtar” demesi üzerine “Git oradan” şeklinde cevap verdiğini,
Tanık…. kollukta; plastik cerrahi servisinde hemşire olarak çalıştığını, 04.09.2007 tarihinde saat 20.00 sıralarında odalardan birinde rahatsızlanan hastanın tedavisi ile ilgilenirken mağdurenin yanında ismini bilmediği bir refakatçi ile odaya ağlayarak geldiğini, odada bulunan diğer bayan refakatçilerden birisine “Abla bana yardım edin, beni kurtarın” dediğini, kendisinin de durumun ne olduğunu sorduğunda sanık tarafından sözle ve fiziksel olarak tacize uğradığını anlattığını, mağdureye odasından ayrılmamasını söyleyip nöbet bitene kadar zaman zaman kontrol ettiğini, mağdure ile aynı odada kalan diğer hastaları da mağdure konusunda dikkatli olup ellerinden geldiğince göz altında tutmaları konusunda uyardığını, sabaha kadar hastane koridorunda gördüğü sanığı mağdurenin odasında görmediğini, nöbet çıkışı olayı tutanak ile üst makamlara bildirdiğini,
Duruşmada; yüzünde doğuştan ağır derecede lekeler bulunan mağdurenin zaman zaman hastanelerine yatarak cilt soyma ameliyatı olduğunu, mağdurenin kaldığı odada başka bir hasta ile ilgilenmek için bulunduğu sırada mağdurenin geldiğini ve bir hastanın refakatçisi tarafından rahatsız edildiğini söylediğini, ancak ayrıntısından bahsetmediğini, öpüldüğü ya da ellendiği şeklinde bir anlatımının olmadığını, hasta ile ilgilendiğinden mağdurenin ağlayıp ağlamadığını bilmediğini, sabah olayı sorumlu hemşireye anlattığını, serviste bulunması nedeni ile tanıdığı sanığın herhangi bir yanlış hareketini görmediğini, serviste bulunan mağdurenin babası olan katılan …’ye bir olay çıkar diye yaşananları söylemediğini,
Tanık….. kollukta; plastik cerrahi servisi 113 numaralı odada yatarak tedavi gördüğünü, 04.09.2007 tarihinde saat 19.30 sıralarında lavaboya gitmek için koridora çıktığında turuncu gömlekli ve açık renk kot pantolon giyen 160-165 cm boylarında, bıyıklı, hafif kabarık siyah saçlı, ellerinde siyah kına rengi olan 111 numaralı odada refakatçi olarak kalan sanığı koridorun başında mağdure ile birlikte yan yana gördüğünü, mağdure ile sanığın yürürken konuştuklarını, mağdureye taciz ve sarkıntılık yapıldığını görmeyip sadece mağdure ile sanığın koridorun başında yürüyerek geldiklerini gördüğünü, mağdurenin odaya geldiğinde sanığın kendisini taciz edip bacağını ve arkadan elini uzatarak göğsünü ellediğini söylediğini, olayı bizzat görmeyip sadece mağdureden duyduğunu, bir saat sonra yapılan tıbbi müdahalenin ardından odasına dönmek için tekerlekli sandalyeye oturacağı esnada sanığın kendisinin sol el bileğinden tuttuğunu, sanığı itelediğini, ardından kendisini sol koltuk altından tutmak isteyen sanığı yine itelediğini,
Tanık…. kollukta; plastik cerrahi servisinde asistan doktor olarak görev yaptığını, olay tarihinde akşam saat 22.00 sıralarında acil servisten bölüme döndüğünde nöbetçi hemşire tanık …. Ortaç’ın yanında bulunan mağdureye cinsel taciz ve elle sarkıntılık yapıldığını kendisine bildirdiğini, tacizde bulunan şahsı sorduğunda 111 numaralı odada yatan…..’nin refakatçisi olan sanığı gösterdiğini, mağdureye odasından çıkmamasını söylediğini, sanığın da o civarda dolaşmaması için nöbetçi hemşireye talimat verip acil servise gittiğini, gece saat 01.00 sıralarında bölüme dönüp hemşire ile görüştüğünde herhangi bir olumsuz durum bulunmadığı bilgisini aldığını, nöbet bitiminde de tutanak tutarak idari şefine bilgi verdiğini,
Tanık…. kollukta; 04.09.2007 tarihinden beri 113 numaralı odada tedavi gören çocuğunun yanında refakatçi olarak kaldığını, aynı odada kalan mağdureye yapılan taciz ve sarkıntılık olayı ile ilgili olarak herhangi bir şey görmediğini, odada bulunan diğer kişilerin bu konuyu konuşmaları sırasında olayı öğrendiğini, bunun üzerine sanığın kendisine de koridorda “Uf yavrum” diyerek sözle tacizde bulunduğunu anlattığını, hasta çocuğuyla ilgilendiğinden koridora fazla çıkmadığını,
Tanık….kollukta; 17.08.2007 tarihinden beri plastik cerrahi bölümünde hasta olarak yattığını, olay günü saat 21.00 ile 22.00 sıralarında mağdureyle sanığı koridorda dolaşırken gördüğünü, herhangi bir anormal hareket, taciz veya tacize benzer bir şey görmediğini,
Tanıklar…… kollukta; olayla ilgili herhangi bir bilgi ve görgülerinin bulunmadığını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık … kollukta; Çocuk Esirgeme Kurumunda kalıp Numune Hastanesi Plastik Cerrahi Bölümü 111 numaralı odada tedavi gören…..’nin yanına 04.09.2007 tarihinde saat 09.30 sıralarında refakatçi olarak geldiğini, hastanın yanından pek ayrılmadığını, ancak sıkıntı çeken hastanın isteği üzerine hasta ile koridorda iki defa gezdiğini, aynı bölümde fakat başka odada kalan ismini karakolda öğrendiği mağdurenin odasına gitmediğini, koridorda dolaşırken de gördüğünü hatırlamadığını, sadece kendisi odadayken mağdurenin yanında iki kızla beraber dolaştığını gördüğünü, mağdureye sözlü ve fiziksel tacizde bulunmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, kendisine iftira atıldığını,
Duruşmada; olay tarihinde hasta refakatçisiyken odaya gelip kendisine “Sen kimin refakatçisisin” diyen mağdureye cevap verdiğini, herhangi bir şekilde taciz etmediğini, mağdureyle birlikte hastane içinde bir yere veya kantine gitmediğini, hastası bakıma muhtaç olduğundan yanından ayrılmasının mümkün olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini,
Savunmuştur.
Çocukların cinsel istismarı suçu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 103. maddesinde;
“(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;
a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
Anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiş iken,
Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 59. maddesi ile;
“(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(3) Suçun;
a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur” şeklinde değişikliğe uğramış,
02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 13. maddesi ile de;
“ (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz.
Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.
(3) Suçun;
a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur”
Hâlini almıştır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Olay öncesinde sanığı tanımayan ve sanıkla arasında iftira atmasınını gerektirir bir neden veya husumet bulunmayan 13 yaşının içindeki mağdurenin aşamalarda istikrarlı şekilde, yatılı olarak tedavi gördüğü hastanede hasta refakatçisi olarak kalan sanığın olay tarihinde gece saatlerinde kendisini dolaşmaya çağırması üzerine dışarı çıktıklarında kendisine yandan sarılarak göğüslerini elleyip boynundan öptüğünü beyan etmesi, mağdurenin gece meydana gelen olayı hastaneye girer girmez görevli hemşire tanık ….’e ağlayarak anlatmasıyla olayın adli birimlere intikal etmesi, bu doğrultuda görevliler tarafından düzenlenen tutanak içeriklerinin mağdurenin anlatımlarını doğrulaması, sanığın eylemlerini gerçekleştiriş biçimi ile eylemler sırasında sanığın söylediği sözler yönünden tüm aşamalarda istikrar gösteren mağdure anlatımlarındaki iddianame konusu olmayan ilk eylem ile iddianameye konu ikinci eylemin gerçekleşme zamanlarına ilişkin farklı anlatımların olayın özüne ilişkin olmaması, iddianameye konu eylemden önce aynı gün sanığın benzer hareketlerine maruz kaldığını belirten mağdurenin gece sanığın daveti üzerine sanıkla birlikte kafeteryaya gitmesinin mağdurenin yaşı ile hastane ortamında yatılı olarak bir süreden beri tedavi görmesi birlikte değerlendirildiğinde bu tutumunun çelişkili davranış olarak kabulünün yerinde olmaması, mağdurenin yüzündeki lekelerin olayın gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin delil veya emare teşkil etmediği gibi mağdurenin sanığın kendisini yüzünden öptüğü yönünde bir iddiasının da bulunmaması ve bu kapsamda sanık savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılması karşısında; olay tarihinde sanığın, Ankara Numune Hastanesi Plastik Cerrahi Servisinde yatarak tedavi gören mağdureyi gece saatlerinde dışarıya dolaşmaya çağırıp hastanenin kafetaryasına götürdüğü, kafeteryanın kapalı olması üzerine dolaşırlarken mağdureye yandan sarılarak göğüslerini elleyip, boynundan öpmek suretiyle atılı çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde kabul edilmelidir.
Bu itibarla yerel mahkemenin direnme kararına konu hükmünün sanığın, çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi ; Yerel Mahkeme direnme hükmünün onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;
1- Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2013 tarih ve 357-1003 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 27.11.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.