Ceza Hukuku

TCK MADDE 268 BAŞKALARINA AİT KİMLİK VEYA KİMLİK BİLGİLERİNİ KULLANMA SUÇU

İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.

TCK MADDE 268’İN GEREKÇESİ

Madde metninde iftira suçunun özel bir işleniş biçimi hakkında düzenleme yapılmıştır.

TCK MADDE 268 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

Yargıtay
11.Ceza Dairesi

Esas : 2015/475
Karar : 2017/571
Karar Tarihi : 01.02.2017

206.maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak” suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir.
268.maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç sebebiyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
Somut olayda; yakalama tutanağı içeriğine göre, kolluk üst aramasında üzerinde kriminal rapora göre esrar maddesi bulunan sanığın, kendisi hakkında soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla kolluk görevlilerine kendisini kardeşinin ismi ile tanıtarak, ilgili hakkında uyuşturucu bulundurmaktan dava açılmasına sebebiyet veren sanığın eyleminin, 5237 Sayılı TCK’nun 268/1. maddesinde öngörülen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde ” resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak” suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de; sanığa 5237 Sayılı Kanun’un 206/1. maddesi gereğince 3 ay hapis cezası verildiği, sanık hakkında 62. madde uygulandığında 2 ay 15 gün hapis cezası yerine 5 ay hapis cezasına hükmedilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/ son maddesi gereği sonuç ceza itibariyle kazanılmış hakların saklı tutulmasına, 01.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
16.Ceza Dairesi

Esas : 2015/6748
Karar : 2016/1071
Karar Tarihi : 18.02.2016

Suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme raporu alınmamasının gerekçesi kararda belirtildiğinden 5395 Sayılı Kanun’un 35/3. maddesine muhalefet edildiğine dair tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
1- ) İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK’nın 268. maddesinde öngörülen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç sebebiyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği, somut olayda, çevreyi rahatsız eden kişilerin bulunduğunun ihbarı üzerine olay yerine giden görevlilere başka dosyalardan araması olabileceğini düşünerek abisi mağdura ait kimlik bilgilerini veren suça sürüklenen çocuğun, dosya içeriğindeki olay tutanağına göre suç teşkil eden fiilinin belirtilmemesi karşısında, eyleminin Kabahatler Kanunu 40. maddesine uygun olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- ) Kabul ve uygulamaya göre ise;
a- ) Suça sürüklenen çocuğun mağdur hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma yapılmadan gerçek kimliğini açıklayıp etkin pişmanlıkta bulunması karşısında hakkında TCK’nın 269/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b- ) Adli sicil kaydına göre daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan suça sürüklenen çocuk hakkındaki kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olarak TCK’nın 50/3, 50 /1-a. maddelerinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 18.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için makul bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz.