Ticaret Hukuku

TCK MADDE 218 ORTAK HÜKÜM

(Değişik: 29/6/2005 – 5377/25 md.) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranına kadar artırılır. Ancak, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

TCK MADDE 218’İN GEREKÇESİ

Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların basın yayın yolu ile işlenmesi, bu suçlar açısından daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir.

TCK MADDE 218 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

Yargıtay
11.Hukuk Dairesi

Esas : 2017/1858
Karar : 2019/1329
Karar Tarihi : 19.02.2019

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada … … …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/01/2016 tarih ve 2014/1102-2016/53 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 05.02.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı … Yat … Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nde bulunana hisselerinin usulsüz bir şekilde davalıya devredildiğini, devrin yoklukla malul olduğunun tespiti için açılan davanın reddedildiğini, devir bedelinin ödenmediğini savunarak, hisselerin nominal değerinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Halikarnas şirketler grubuna dahil 11 adet şirketin tüm mal varlıkları ve hisselerinin ortakların almış oldukları kararla paylaşıldığı, bu kapsamda tüm hisselerin , gayrimenkullerin ve araçların karşılıklı olarak devredilerek tüm şirketlerin ortakları arasında tasfiye ile kapatıldığı, bu durumun … …. Asl. Huk. Mah. 2009/281 E. sayılı dosyada alınan ve mahkeme kararına esas olan 07/04/2010 tarihli bilirkişi raporuyla anlaşıldığı, anılan kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02/07/2012 tarihli onama ilamı ile de “taraf şirketlerde ve başka şirketlerde birlikte pay sahibi olan kişilerin şirketlerdeki paylarını devretmek amacıyla işlemlere giriştikleri, bu meyanda karşılıklı olarak pay devirlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır.” denilerek teyit edildiği, hisse devir ve temlik senetleri de gözetildiğinde tüm hisse geçişleri yapıldıktan sonra ve karşılıklı devirlerden sonra davacının açmış olduğu bu davanın iyiniyete aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan ….037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye …,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
17.Hukuk Dairesi

Esas : 2016/113
Karar : 2018/9915
Karar Tarihi : 31/10/2018

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili; davalı … hakkında Üsküdar 5. Asl. Huk. Mahk. 2008/84 E sayılı dava dosyasında adi ortaklığın feshi ve her bir müvekkili için de Adi ortaklığa vermiş oldukları katılım payları ile kar paylarının tashihi istemli açılan davanın kabulüne karar verildiği, anılan kararın.. 4. İcra Müdürlüğünün 2009/22126 E sayılı dosyası ile başlatılan ilamlı icra takibi ile icraya konulduğunu, müvekkillerinin toplam alacak tutarlarının 13.000.000,00 TL ye ulaştığını, davalı … adına kayıtlı menkul ve gayri menkuller üzerinde haciz işlemleri gerçekleştirilmeye çalışıldığını, ancak davalı …’ın adına kayıtlı menkul ve gayrimenkulleri müvekkillerinden mal kaçırma kastıyla 3. Kişilere devrettiğinin tespit edildiğini, 34 UBT 03, 34 TN 1473, 34 TN 1474, 34 TN 1475 plaka sayılı araçların ortağı olduğu şirket olan diğer davalı şirkete devredildiğini belirterek, dava konusu araçların devir işlemlerine ilişkin tasarrufların İİK 277 vd. gereğince iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili; Kadıköy 4. İcra Müdürlüğünün 2009/22126 sayılı E dosyasında …’ın borca yeter malı haczedildiğinden dava şartı olan kesin yahut geçici aciz vesikasının takip alacaklısının elinde olmadığından ve hala
borçlu … adına kaydı devam eden 34 UDP 03 plakalı araçla ilgili olarak iptale konu edilebilecek tasarruf bulunmadığını, diğer araçların ise …’ın müvekkili şirkete olan borcuna karşılık alındığı ve şirket işlerinde kullanıldığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili; Kadıköy 4. İcra Müdürlüğünün 2009/22126 E sayılı icra takip dosyasında müvekkiline ait diğer davalı şirkete ilişkin yaklaşık 2.500.000,00 TL değerinde hissesi ve 15 adet taşınmazına da alacak nedeniyle haciz konulduğunu, taşınmazların toplam değerlerinin takibe konu alacağın üstünde olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün 2009/22126 E sayılı icra takip dosyası kapsamından borçlu hakkında düzenlenmiş aciz vesikası bulunmadığı gibi kıymet takdir raporlarındaki değer tespitlerinden de davalı borçlunun mal varlığının takip konusu alacağı karşılayabilecek miktarda olduğu anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda,davacı …’nun 4.742.581,70 TL, davacı …’nin 3.456.563,70 TL üzerinden .. Anadolu 4. İcra Müdürlüğü’nün 2009/22126 sayılı takip dosyası nedeniyle alacaklı olduğu, takibin kesinleştiği, dosyada aciz belgesi talep edildiği ancak birçok menkul ve gayrimenkul haczi bulunduğundan talebin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı borçlu …’a ait tapu kayıtlarının ve icra dosyasınındaki kıymet takdir raporlarının yapılan incelemesinde; davalı borçlunun mal varlığının takip konusu alacağı karşılayabilecek miktarda olduğu gerekçesi ile aciz halinin bulunmadığının kabul edildiği anlaşılmakta ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun olmadığı gibi, eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu görülmektedir.
İcra dosyası kapsamından davalı borçlu …’ın İstanbul Üsküdar,.., Ankara Çankaya’da bulunan birçok taşınmazına haciz konulduğu ve kıymet takdirlerinin yapıldığı, ancak; mahkemece her ne kadar bu kıymet takdir raporlarına göre davacının alacağını karşılayacağı belirtilmişse de; söz konusu taşınmazlar üzerinde yüksek miktarlı ipotekler ve hacizler bulunduğu gerek beyan gerek dosya içerisindeki tapu kayıtlarından anlaşılmasına göre anılan taşınmazlara ait tapu kayıtları istenerek, üzerinde bulunan farklı ipotekler ve hacizler de değerlendirilmek suretiyle bilirkişi incelemesi yapılıp davacının alacağını karşılayıp karşılamayacağı, bu kapsamda borçlunun aciz halinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 31/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için makul bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz.