Ceza Hukuku

Resmi Belge Hükmündeki Belgeler Nelerdir Ve Yargıtay Kararı

Rate this post

Resmi belge hükmünde belgeler

MADDE 210 – (1) Özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması halinde, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(2) Gerçeğe aykırı belge düzenleyen tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensubu, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat sağlaması ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması halinde, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur.

T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU

Esas : 2010/11-98
Karar : 2010/143
Karar Tarihi : 8.6.2010

• RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK ( İki Adet Çek Yaprağı Üzerinde Aynı Zaman Diliminde Yapılan Sahtecilikten Dolayı Sanık Hakkında 765 S. TCY’nın 80. Md. Uygulanabilecek ise de 5237 S. TCY’ın 43/1 Md.’nin “Değişik Zamanlarda” İbaresinin Uygulanmaması Gerektiği )
• İKİ ADET ÇEK YAPRAĞI ÜZERİNDE AYNI ZAMAN DİLİMİNDE YAPILAN SAHTECİLİK ( 765 S. TCY’nın 80. Md. Uygulanabilecek ise de 5237 S. TCY’ın 43/1 Md.’nin “Değişik Zamanlarda” İbaresinin Uygulanmaması Gerektiği )
• ZİNCİRLEME SUÇ ( Resmi Belgede Sahtecilik – İki Adet Çek Yaprağı Üzerinde Aynı Zaman Diliminde Yapılan Sahtecilikten Dolayı Sanık Hakkında 765 S. TCY’nın 80. Md. Uygulanabilecek ise de 5237 S. TCY’ın 43/1 Md.’nin “Değişik Zamanlarda” İbaresinin Uygulanmaması Gerektiği )
• BİRDEN FAZLA ÇEK YAPRAĞI ÜZERİNDE SAHTECİLİK ( Yasanın 61. Maddesi Uyarınca Temel Cezanın Belirlenmesi Sırasında Gözönüne Alınması Gerektiği – Resmi Belgede Sahtecilik )
• LEHE KANUN UYGULAMASI ( İki Adet Çek Yaprağı Üzerinde Aynı Zaman Diliminde Yapılan Sahtecilikten Dolayı Sanık Hakkında 765 S. TCY’nın 80. Md. Uygulanabilecek ise de 5237 S. TCY’ın 43/1 Md.’nin “Değişik Zamanlarda” İbaresinin Uygulanmaması Gerektiği )

ÖZET : Resmi belgede sahtecilik suçunun düzenlendiği 5237 Sayılı TCY’nın 204/1 maddesinde öngörülen ceza miktarı 2 ila 5 yıl, 765 Sayılı TCY’nın 342/1 maddesinde ise 2 ila 8 yıl hapis cezasıdır. Yerel mahkeme her iki yasayı karşılaştırırken 765 sayılı TCY’nın 342/1 ve 80 ile 5237 Sayılı TCY’nın 204/1 ve 43/1 maddelerini uygulayarak 765 sayılı Yasanın lehe olduğu sonucuna ulaşmıştır. İki adet çek yaprağı üzerinde aynı zaman diliminde yapılan sahtecilikten dolayı sanık hakkında 765 sayılı TCY’nın 80. maddesinin uygulanması olanaklı ise de, 5237 Sayılı TCY’ın 43/1 maddesi, madde metninde yer alan “değişik zamanlarda” ibaresi nedeniyle uygulanmamalı, ancak bununla birlikte birden fazla çek yaprağı üzerinde sahtecilik yapılmış olması olgusu Yasanın 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında gözönüne alınmalıdır.

Tüm bu hususların değerlendirilerek 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa’nın 9/3 maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı TCY ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın yukarıda açıklandığı şekliyle ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın yerel mahkeme tarafından tespiti gerekmektedir.

DAVA : Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık Cumhur Ü.’ün 765 Sayılı TCY’nın 349/2 maddesi yollamasıyla 342/1 ve 80. maddeleri uyarınca 2 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Manisa Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21/12/2005 gün ve 402-505 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 11.Ceza Dairesince 18/11/2009 gün ve 775-14327 sayılı ilamı ile;

“… Toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7 ve 5349 sayılı kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve uygulama şekli hakkında kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş ve incelenen dosyaya göre verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi onanmasına…” karar verilmiştir.

Yargıtay C. Başsavcılığı ise 20.04.2010 gün ve 72746 sayı ile;

“… Sanık Cumhur’un müşteki Serdar’ın aynı hesap numarası üzerinden keşide edip kendisine verdiği 30.08.2000 ve 27.09.2000 keşide tarihli iki adet çekin, keşide tarihlerini tahrifatla 20.01.2001 ve 27.01.2001 olarak değiştirdikten sonra tahrif ettiği iki adet çeki, beraat ettirilen sanık Gürsel’e aynı anda teslim ettiği, bu durumun Gürsel’in 16.01.2002 tarihli duruşmadaki beyanından açıkça anlaşılmış olması ve 5237 Sayılı TCK. 43/1 maddesinde, 765 sayılı TCK. 80 maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilmek suretiyle aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanması olanağının bulunmaması karşısında, sanık Cumhur için, lehe yasanın 5237 sayılı TCK 204/1 maddesi olduğu halde, Yüksek Dairesinin, yerel mahkemenin sanık Cumhur hakkında müteselsil suç oluştuğundan bahisle 765 sayılı TCK 342/1, 80 maddeleri uyarınca vermiş olduğu mahkumiyet kararını onamış olmasının yerinde olmadığı düşünüldüğünden, onama kararının kaldırılmasına karar verilmesi…” istemiyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu’nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Sanık Cumhur Ü’ün resmi belgede sahtecilik suçundan 765 sayılı TCY’nın 349/2 maddesi yollamasıyla 342/1 ve 80. maddeleri uyarınca 2 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iki adet çek yaprağı üzerinde tahrifat yapan sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulurken zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı ve buna bağlı olarak da somut olayda hangi yasanın sanık lehine olduğunun belirlenmesine ilişkindir.

Ceza Hukukunda yasadaki suç tanımına uygun olarak gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hallerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir. Biden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hallerden biri de zincirleme suçtur. Zincirleme suçta faile tek ceza verilirken, yasanın öngördüğü miktarda bir artırım da yapılması söz konusudur.

Zincirleme suç, 765 sayılı Yasanın 80. maddesinde; “bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünü Birkaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır şeklinde düzenlenmişken, 5237 Sayılı Yasanın 43/1 maddesinin konumuza ilişkin ilk cümlesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir” biçiminde düzenlenmiştir.

765 Sayılı TCY’nda yer alan “muhtelif zamanlarda vaki olsa bile” ifadesi karşısında, aynı suç işleme kararı altında birden fazla suçun aynı zamanda işlenmesi durumunda diğer koşulların da varlığı halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi olanaklıdır. Nitekim 765 sayılı TCY’nın yürürlüğü zamanında bu husus yargısal kararlarla kabul edilmiş ve uygulama bu doğrultuda yerleşmiştir. 5237 Sayılı TCY’nın 43/1 maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gereklidir ki, bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu halde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak ancak bu husus TCY’nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önüne alınabilecektir.

Burada “aynı zaman” ve “değişik zaman” kavramları üzerinde de durulmalıdır. Yasada bu konuda bir açıklık bulunmadığından ve önceden kesin saptamaların yapılması olanaklı olmadığından, bu husus her somut olayın özelliği gözönüne alınarak değerlendirilmeli ve eylemlerin “değişik zamanlarda” işlenip işlenmediği belirlenmelidir. Bu bağlamda “aynı zamanda” kavramı dar yorumlanmayarak, çok kısa zaman aralıkları da, aynı zaman dilimi olarak kabul edilmelidir. Bu bakımdan birden fazla belge üzerindeki sahteciliğin kası zaman aralıkları da, aynı zaman dilimi olarak kabul edilmelidir. Bu bakımdan birden fazla belge üzerindeki sahteciliğin kısa zaman aralıkları da, aynı zaman dilimi olarak kabul edilmelidir. Bu bakımdan birden fazla belge üzerindeki sahteciğin kısa zaman aralığında yapılmış olması ya da birden fazla sahte belgenin kısa zaman aralığında üretilmiş olması halinde de bunların aynı zamanda düzenlendiğinin, başka bir ifadeyle “değişik zamanlarda” düzenlenmediğinin kabulü zorunludur.

5237 Sayılı Yasanın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için,

a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,

b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,

c- Bu suçların ayın suç işlem kararı altında işlenmesi gerekmektedir.

5237 sayılı Yasanın 43/1 maddesinin açıklığı karşısında öğretide de, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda görüş birliği bulunmaktadır.

5237 Sayılı Yasanın 43/1 maddesinin açıklığı karşısında öğretide de, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda görüş birliği bulunmaktadır.

Nitekim 2797 sayılı Yargıtay Yasası’nın 14. maddesi uyarınca evrakta sahtecilik suçlarına ilişkin hükümlerin temyiz incelemesini yapmakla görevli olan Yargıtay 11.Ceza Dairesi de, 5237 Sayılı TCY’nın yürürlüğe girmesinden sonra, birçok kararında 765 sayılı TCY’nın 80 ve 5237 Sayılı TCY’nın 43/1 maddeleri arasında bu noktadaki farkı vurgulamakta ve aynı anda birden fazla sahte evrakın düzenlenmiş olması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağını ve bu hususun temel cezanın tayininde gözönüne alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın, katılandan aynı anda aldığı birer milyar TL bedelli iki adet çekin keşide tarihlerini değiştirerek parafladığı ve arkasını ciro ederek beraat eden diğer sanığa olan borcuna karşılık verdiğinde bir uyuşmazlık bulunmamakta, sanığın suça konu iki adet çek yaprağı üzerindeki sahteciliği de dosya içeriği karşısında aynı zaman dilimi içinde gerçekleştirdiğinin kabulü gerekmektedir.

Yapılan bu tespitten sonra lehe yasanın belirlenmesine gelindiğinde, resmi belgede sahtecilik suçunun düzenlendiği 5237 Sayılı TCY’nın 204/1 maddesinde öngörülen ceza miktarı 2 ila 5 yıl, 765 Sayılı TCY’nın 342/1 maddesinde ise 2 ila 8 yıl hapis cezasıdır. Yerel mahkeme her iki yasayı karşılaştırırken 765 sayılı TCY’nın 342/1 ve 80 ile 5237 Sayılı TCY’nın 204/1 ve 43/1 maddelerini uygulayarak 765 sayılı Yasanın lehe olduğu sonucuna ulaşmıştır. İki adet çek yaprağı üzerinde aynı zaman diliminde yapılan sahtecilikten dolayı sanık hakkında 765 sayılı TCY’nın 80. maddesinin uygulanması olanaklı ise de, 5237 Sayılı TCY’ın 43/1 maddesi, madde metninde yer alan “değişik zamanlarda” ibaresi nedeniyle uygulanmamalı, ancak bununla birlikte birden fazla çek yaprağı üzerinde sahtecilik yapılmış olması olgusu Yasanın 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında gözönüne alınmalıdır.

Bu itibarla, tüm bu hususların değerlendirilerek 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa’nın 9/3 maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı TCY ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın yukarıda açıklandığı şekliyle ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın yerel mahkeme tarafından tespiti gerekmektedir.

Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 18.11.2009 gün ve 775-14327 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,

3- Manisa Ağır Ceza Mahkemesinin 21.12.2005 gün ve 402-505 sayılı hükmünün BOZULMASINA,

4- Dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2010 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.