Ceza Hukuku

OLAĞAN KUŞKU ÜZERİNE ŞİKAYET HAKKININ KULLANILMASI

Özet : Davalının olağan kuşku üzerine yasal şikayet hakkını kullandığı, davacıya yönelik iftira mahiyetinde bir eyleminin söz konusu olmadığı, bu nedenle davacının kişilik haklarına saldırıdan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, istemin tümden reddi gerekirken, kınama kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

T.C.
Yargıtay

  1. Hukuk Dairesi

Esas : 2016/3884
Karar : 2018/800
Karar Tarihi : 12.02.2018

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 25/07/2014 gününde verilen dilekçe ile iftira ve haksız şikayet nedeni ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve kınama kararının gazetede yayınlanmasına dair verilen 02/06/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.Dava, iftira nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile TBK 58/2. maddesi kapsamında kınama kararının gazetede yayınlanmasına karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı; davalının kendisine cinsel taciz suçlamasında bulunarak iftira ettiğini ve hakkındaki suçlama nedeni ile yapılan yargılama sonucunda beraat ettiğini, yaşadığı bu durum nedeniyle iş yerinde saygınlığının kalmadığını ve iş yerini değiştirmek zorunda kaldığını, büyük üzüntü duyduğunu belirterek, manevi zararının tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.Mahkemece; davacının kişilik haklarına saldırının varlığı kabul edilerek, TBK 58/2. maddesi gereğince davalı hakkında kınama kararı verilmesine ve bu kararın gazetede yayınlanmasına karar verilmiştir.Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasa’nın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, TBK 58. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikâyet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikâyeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikâyet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikâyetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Dava dosyasının incelenmesinde; davalının olağan kuşku üzerine yasal şikayet hakkını kullandığı, davacıya yönelik iftira mahiyetinde bir eyleminin söz konusu olmadığı, bu nedenle davacının kişilik haklarına saldırıdan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, istemin tümden reddi gerekirken, kınama kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hoş geldiniz. Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.