Kişisel Verilen Korunması

Kişilik Haklarına Saldırı Nedeniyle Manevi Tazminat İstemine İlişkin

İddia ve savunma hakkının üstünlüğü ilkesi gereğince, davanın görülmesi sırasında tarafların avukatlarının mahkemeye sundukları dilekçeler, deliller veya yaptıkları açıklamalar savunma sınırlarını aşmadığı takdirde, Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi kapsamında değerlendirilemez ve haksız eylem olarak nitelendirilemez.

Yargıtay
4.Hukuk Dairesi

Esas : 2017/3717
Karar : 2017/7218
Karar Tarihi : 14/11/2017

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 14/05/2012 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28/05/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davalılardan …’in temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalılardan …’nun temyiz itirazlarına gelince;
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.Davacı, …4. Aile Mahkemesinin 2010/788 esas sayılı dosyasında görülen boşanma davası esnasında davalı …’nun diğer davalı …’in vekilliğini üstlendiğini ve 23/02/2011-12/04/2012 tarihlerinde aile mahkemesine vermiş olduğu beyan ve temyiz dilekçelerinde yer alan sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu beyan ederek, uğramış olduğu manevi zararın müştereken ve müteselsilen ödetilmesi isteminde bulunmuştur.Davalılar, yasal dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.Mahkemece; davalılar tarafından aile mahkemesine sunulan 23/02/2011 ve 12/04/2012 tarihli beyan ve temyiz dilekçesinde sarf edilen uyuşmazlık konusu sözlerin, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne karar verilmiştir.
İddia ve savunma hakkının üstünlüğü ilkesi gereğince, davanın görülmesi sırasında tarafların avukatlarının mahkemeye sundukları dilekçeler, deliller veya yaptıkları açıklamalar savunma sınırlarını aşmadığı takdirde, Borçlar Kanunu’nun 49.maddesi kapsamında değerlendirilemez ve haksız eylem olarak nitelendirilemez.Dosya kapsamına göre; davalı …’nun, aile mahkemesine sunmuş olduğu dilekçelerde yer alan uyuşmazlık konusu beyan ve iddialarının, diğer davalı …’in vekili sıfatıyla ve onun vermiş olduğu talimat doğrultusunda sarf edildiği ve kullanılan sözlerin iddia ve savunma dokunulmazlığı sınırları içerisinde kaldığının kabulü gerekmektedir. Şu durumda mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgulara dayanılarak,
anılan davalı yönünden davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçe ile istemin kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan … yararına BOZULMASINA, davalılardan …’in temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve davalılardan …’ndan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için makul bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz.