Ceza Hukuku

Gözaltına Alma Sebepleri – Süresi – İtiraz

Rate this post

Gözaltına Alma Nedir? (CMK 91)

Gözaltına alma, savcılık kararı ile kolluk tarafından (polis, jandarma) şüphelinin özgürlüğünün geçici olarak sınırlanmasıdır. Tutuklama kararının mutlaka bir hakim tarafından verilmesi zorunluluk iken gözaltına alma işlemi için hakim kararı aranmamaktadır. Gözaltı, esasen kişinin serbest hareket etme hürriyetinin devlet tarafından sınırlandığı anda başlamalıdır.

Ceza muhakamesine göre gözaltına alma, kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulmasını ifade eder (Yakalama, İfade Alma ve Gözaltına Alma Yönetmeliği m.4).

Gözaltına alma, hukuki niteliği itibariyle bir koruma tedbiridir. Koruma tedbirleri, ceza muhakemesinin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi, delillerin korunması ve mahkemece verilecek hükmün infaz edilebilmesi için başvurulan yargılama tedbirleridir. Koruma tedbiri olarak gözaltına alma şu karakteristik özelliklere sahiptir:

Kişisellik: Gözaltına alma işlemi kişiseldir. Örneğin, şüpheli yerine, suç şüphesiyle bağlantısı olmayan başka bir aile bireyi gözaltına alınamaz.

Araçsallık: Gözaltına alma işlemi, şüphelinin gerektiğinde hakim tarafından tutuklanmasını temin etmek için bir araçtır.

Geçicilik: Gözaltına alma, geçici nitelikte bir işlemdir. Gözaltına alınan şüpheli, savcı veya hakim tarafından serbest bırakılabilir.

Görünüşte Haklılık: Görünüşte haklılık, gözaltına alma işlemi gerçekleştirilmezse bazı zararların derhal gerçekleşebileceğine dair bir görünüm olması anlamına gelmektedir.

Orantılılık: Gözaltına alma dışında başka bir tedbirle istenilen sonuca ulaşılabilecekse, gözaltı koruma tedbirine başvurulamaz.

Gözaltına alma işleminin hukuka aykırı yapılması halinde gözaltına alınan şüphelinin “haksız gözaltı tazminatı” talep etme hakkı vardır.

Gözaltı sırasında bir avukatın hazır bulunmaması ile ilgili olarak AİHM, her sanığın, gerekiyorsa resmi olarak görevlendirilen bir avukat tarafından etkili bir şekilde savunulması hakkının adil yargılamanın temel özelliklerinden birisi olduğunu hatırlatmaktadır (Salduz, Poitrimol-Fransa Kararı). Kural olarak sanığa polis tarafından ifadesinin alındığı veya tutuklu olarak yargılandığı andan itibaren avukat yardımından yararlanma imkanı sağlanmalıdır (Dayanan/Türkiye davası, başvuru no:7377/03). (Y16CD-K.2020/1649).

Gözaltına Alınma Sebepleri Nelerdir?

Cumhuriyet savcısının şüpheli hakkında gözaltına alma kararı verebilmesi için şu iki şartın bir arada bulunması gerekir:

Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına,

Şüphelinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır (CMK 91/2).

Savcılık her iki şartın bir arada bulunmadığı hallerde gözaltına alma kararı veremez. Her iki şartın bir arada bulunmadığı hallerde savcılık şüpheliyi gözaltına almak yerine davetiye ile ifade alma veya diğer işlemlere çağırabilir. Şüpheli kendiliğinden gelmediğinde gözaltı işlemi yerine şüpheli hakkında zorla getirme kararı verilebilir.

Cumhuriyet savcısı soruşturmanın gereği gibi yapılması için zorunlu olmadıkça gözaltına alma tedbirine başvuramaz. Örneğin, şüpheli hakkında yakalama işlemi yapılmış olmasına rağmen kimliği belli değilse, kimliğinin tespiti amacıyla gözaltına alınabilir.

Şüphelinin hazır bulunması gereken birtakım işlemler yapılacaksa, şüphelinin bu nedenlerle de gözaltına alınması mümkündür. Örneğin, şüpheliye teşhis, yer gösterme, parmak izi alınması gibi işlemler yaptırılması gerekiyorsa, savcılık tarafından gözaltı kararı verilebilir.

 

GÖZALTINA ALMA KARARI HANGİ HALLERDE VERİLEBİLİR?

Bir kişinin gözaltına alınabilmesi için; kişinin gözaltına alınmasının soruşturma yönünden zorunlu olması ve bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin olması gerekmektedir. Bu iki şartın aynı anda mevcut olmaması halinde gözaltına alma tedbirinin uygulanması hukuka uygun olmayacaktır. Somut delil; kişinin suçu işlediği yönünde beş duyu organından biri veya birkaçı ile algılanabilecek delildir. Cumhuriyet savcısı söz konusu şartların somut dosyada mevcut olması halinde gözaltına alma tedbirinin uygulanmasına karar verebilecektir.

Kolluk amirleri ise daha sınırlı hallerde gözaltına alma tedbirinin uygulanmasına karar verebilecektir. Bu sınırlı halleri açıklamamız gerekirse: Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir.

Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek talimatı doğrultusunda hareket edilir. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. İlgili suçlar şunlardır:

a-) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar.

b-) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

  1. Cinsel saldırı ,
  2. Çocukların cinsel istismarı ,
  3. Kasten öldürme ,
  4. Taksirle öldürme ,
  5. Kasten yaralama ,
  6. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ,
  7. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma,
  8. Fuhuş,
  9. Kötü muamele,
  10. Hırsızlık ,
  11. Yağma

c-) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlar.

d-) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlar.

e-) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak ilan edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme.

f-) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinde belirtilen suçlar.

BİR KİŞİ EN FAZLA NE KADAR SÜRE GÖZALTINDA KALIR?

Kanun koyucu tarafından gözaltı süreleri emredici ve azami süre olacak şekilde düzenlenmiştir. Bu nedenle aşağıda belirttiğim sürelerin yetkili makamlarca hiçbir şekilde aşılmaması gerekir. Gözaltı süresi kural olarak, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz.

Toplu suç, aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu ifade eder. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Yani toplu suçlarda şüpheli en fazla dört gün gözaltında tutulabilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.

Kolluk amirleri tarafından verilen gözaltına alma kararlarında ise suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır.

25.07.2018 tarihinde yürürlüğe giren 3713 sayılı Terörle Mücadele KanununGeçici 19. Maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar veya örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından:

Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren kırk sekiz saati, toplu olarak işlenen suçlarda dört günü geçemez. Delillerin toplanmasındaki güçlük veya dosyanın kapsamlı olması nedeniyle gözaltı süresi, birinci cümlede belirtilen sürelerle bağlı kalmak kaydıyla, en fazla iki defa uzatılabilir. Gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin karar, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine yakalanan kişi dinlenilmek suretiyle hâkim tarafından verilir. Yani Terörle Mücadele Kanunu kapsamında işlenen suçlarda gözaltı süresi en fazla altı veya on iki gün olabilecektir.

ÇOCUKLAR HAKKINDA GÖZALTINA ALMA KARARI VERİLEBİLİR Mİ?

Çocuklar bakımından gözaltına alma tedbiri uygulaması sınırlandırılmıştır: Fiili işlediği zaman on iki yaşını doldurmamış olanlar ile on beş yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler; suç nedeni ile gözaltına alınamaz ve hiçbir suretle suç tespitinde kullanılamaz. Ancak kimlik ve suç tespiti amacı ile yakalama yapılabilir. Kimlik tespitinden hemen sonra serbest bırakılır. Tespit edilen kimlik ve suç, mahkeme başkanı veya hâkimi tarafından tedbir kararı alınmasına esas olmak üzere derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir.

On iki yaşını doldurmuş, ancak on sekiz yaşını doldurmamış olanlar suç sebebi ile gözaltına alınabilirler. Bu çocuklar, yakınları ile müdafiye haber verilerek derhâl Cumhuriyet başsavcılığına sevk edilirler; bunlarla ilgili soruşturma Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır ve aşağıdaki hükümlere göre yürütülür:

  1. Çocuğun gözaltına alındığı ana-baba veya vasisine bildirilir.
  2. Kendi talebi olmasa bile müdafiden yararlandırılır, ana-baba veya vasisi müdafi seçebilir.
  3. Müdafi hazır bulundurulmak şartı ile şüpheli çocuğun ifadesi alınır.
  4. Kendisinin yararına aykırı olduğu saptanmadığı veya kanunî bir engel bulunmadığı durumlarda ana-babası veya vasisi ifade alınırken hazır bulunabilir.
  5. Yetişkinlerden ayrı yerlerde tutulur.

2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda yazılı suçlar büyüklerle beraber işlendiği takdirde soruşturma evresinde çocuklarla ilgili evrak ayrılır, soruşturmaları ayrı ayrı yürütülür.
Çocukların kimlikleri ve eylemleri mutlaka gizli tutulur.

Suçun mağduru çocuksa, bunlara karşı işlenen suçüstü hâllerinde, kovuşturulması suçtan zarar gören kimsenin şikâyetine bağlı olan fiillerde şüphelinin yakalanması ve soruşturma yapılması için şikâyet şartı aranmaz.
Çocuklarla ilgili işlemler mümkün olduğu ölçüde sivil kıyafetli görevliler tarafından yerine getirilir.
Çocuklara kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak, zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlemler alınır.

Bu konu hakkındaki benxer makaleler için tıklayın

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Başa dön tuşu
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.
Call Now Button