Ceza muhakemeleri usulü kanunları, suç işleyenle devlet arasındaki bu ilişkinin adil yargılama esaslarına uygun olarak yürütülmesini sağlayan bağlayıcı hukuk kurallarını içermektedir. Ceza hukukunun amacı zaman içinde değişime uğramıştır. Bütün gelişmiş hukuk sistemlerinde yaşanan değişme ve gelişme üç safhadan geçmiştir. Önce toplum kaostan bıkıp otorite ve düzen ihtiyacı duymuştur. Düzenin oluşması özgürlüğü bir gereklilik olarak görmüştür.
En sonunda hem düzeni, hem hürriyeti korumak ihtiyacı belirmiş olup ceza amaç bakımından üç safhadan geçmiştir; suçlunun cezalandırılması, sanığın korunması ve maddi gerçeğin araştırılması safhalarıdır. Diğer bir ifadeyle, ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşma amacına ulaşılması kolay olmamıştır. Ceza muhakemesinin amacı ve buna bağlı olarak süjelerin hak ve yetkileri zaman içinde değişmiş ve gelişmiştir. Söz konusu gelişme, tarihi süreçte olması gereken hukuk açısından adil yargılanmanın sağlanabilmesi için çeşitli aşamadan geçmiştir.
Bilindiği üzere, medeni muhakemede amaç, genellikle şekli gerçeği bulmak olarak ifade edilir. Buna karşılık, ceza muhakemesindeki amaç ise maddi gerçeğe ulaşmak olarak kabul edilir. Gerçekten de, şekli gerçekle yetinilmeyerek maddi gerçeğe ulaşılması amacı, ceza muhakemesinin yapısının bir sonucudur. Ceza muhakemesi sonucunda kişinin özgürlüğünü kaybetmesi ile karşı karşıya kalabilecek olması, şekli değil de maddi gerçeğin amaç olmasını gerektirmektedir. Aslında medeni muhakeme hukukunun amacı da maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.
O hukuk dalında şekli gerçekle yetinilmesi bir amaç değil, kullanılan ispat araçları ve yönteminin bir sonucudur. Ceza muhakemesinin birincil amacı, usul hukuku kurallarına riayet ederek şüpheli, sanık ve mağdurun haklarını gözetmek suretiyle soruşturma ve yargılama yapmak suretiyle maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçeğe ulaşmak ancak hukuka uygun yöntemlerle yapılan soruşturma veya yargılama ile mümkündür. Maddi gerçek araştırılırken hukuk devleti ilkesi çiğnenmemelidir.
Ceza muhakemesinin amacı sanık hakkında, maddi gerçeğe ve muhakeme usulüne uygun olarak verilmiş hukuki barış yaratan bir hükmün verilmesidir. Maddi gerçeğe ve muhakeme usulüne uygun bir karar adil bir karardır. Bu yönüyle ceza muhakemesinin amacı adaleti sağlamaktır. Diğer bir ifadeyle, ceza muhakemesi kolektif bir faaliyet olup, asıl amacı; suç işlendikten sonra failin bulunup adil bir şekilde yargılanması ve bunun sonucunda adil bir cezaya çarptırılmasının sağlanmasıdır.
Şüpheli veya sanığın haklarının gözetilmediği, usul kurallarının göz ardı edildiği bir muhakeme faaliyeti neticesinde, maddi gerçek ortaya çıkarılabilir ise de, bu neticenin adaletin tesis edilmesine hizmet etmediği, katkı sağlamadığı şüphesizdir. Öyleyse, ceza muhakemesi faaliyeti maddi gerçeği ortaya çıkarırken, hukuk devleti ilkesinin esaslarına bağlı kalmalı ve adaletin gerçekleşmesine zemin hazırlamalıdır. Adaleti gerçekleştirmeyi öncelikli amaçları arasında belirlemeyen bir hukuksal faaliyet eksiktir, sakattır. Esasen sadece yargısal faaliyet yönünden değil, bütün hukuk kurallarının özünde adaleti sağlama, eşitliği ve güvenliği teminat altına alma fonksiyonu bulunmalıdır.
Maddi Gerçek Nedir?
Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçek, yaşanan gerçeğin delillerle temsil edilmiş şeklidir. Maddi gerçeği araştırma ilkesi, hakime taraf beyanlarıyla veya dosyadaki diğer delillerle yetinmeyip kendiliğinden araştırma yapma yükümlülüğü yükler. Yargıç, maddi gerçeğe ulaşmak için her türlü delili mahkemeye getirtip tartıştırmalı ve değerlendirmelidir.
Maddi Gerçeği Araştırma İlkesinin Sınırları
Yargıcın maddi gerçeğe ulaşmak için her türlü delili elde etmeye çalışmasının istisnası delil yasaklarıdır. Hukuka aykırı deliller, maddi gerçeği araştırma ilkesi çerçevesinde delil araştırmanın sınırı olup hakim tarafından hükme esas alınamazlar. Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Diğer bir deyişle, adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur. Ceza muhakemesinde bir hususun hangi delille ispat olunacağı konusunda sınırlama bulunmayıp yargılamayı yapan hâkim, hukuka uygun şekilde elde edilen delilleri kullanmak suretiyle, sanığın aleyhine olduğu kadar lehine delilleri de araştırıp değerlendirerek, her türlü şüpheden arınmış bir neticeye ulaşmalıdır. Dolayısıyla yargılamaya konu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddi gerçeğin bulunabilmesi için ispat amacıyla kullanılan her araç delil olarak kabul edilmiştir (CGK-K.2020/145).

Ceza Muhakemesi Hukuku’nun Amacı
Bugün kendisini hukuk devleti olarak nitelendirilen hiçbir devlette, Maddi gerçeğin her ne pahasına olursan olsun tespit edilmesi ve ortaya çıkarılması gibi bir ilke ya da mevzuat hükmü bulunmamaktadır.
Ceza Muhakemesinin konusu nazara alındığında bireyin özgürlüğünün elinden alınması gibi çok ciddi sonuçları bulunan bir süreç ve faaliyetler dizisini barındırmaktadır.
Ancak maddi gerçeğin tespiti yapılırken hukukun ve ceza muhakemesi hukukunun temel ilkeleri ile insanlık onuru, temel hak ve hürriyetler daima göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu nedenlerle Ceza Muhakemesi Hukuku, insan hakları ihlallerine yol açmadan, insan onuruna saygılı şekilde, maddi gerçeğin araştırılıp bulunması, adaletin gerçekleştirilmesi bu suretle hukuki barışın sağlanmasıdır.
Bu amaçlarını yerine getirirken bir çok ilkeyi zorunlu kılar. Örneğin işkence yasağı, adil ve dürüst davranma, alenilik ilkesi gibi.
Ceza Muhakemesi Hukuku’nun kaynakları
Ceza Muhakemesi Hukuku’na ilişkin temel kaynak 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’dur.
Ancak Ceza Muhakemesine ilişkin tek kaynak değildir. Bunun yanında Türk Ceza Kanunu’nda, Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, Memurlar ve Diğer Kamu görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, Yargıtay Kanunu, çocuk Mahkemeleri Kanunu, Basın kanunu gibi bir çok kanunda Ceza Muhakemesine ilişkin usul kuralları bulunmaktadır.
Ancak sadece adaletin gerçekleştirilmesini teminat altına almamaktadır. Aynı zamanda kamu düzenini, kamu güvenliğini, kamu otoritesini ve hukuki barışı teminat altına almaya çalıştığından Anayasa ve Uluslararası sözleşmeler de Ceza Muhakemesi Hukuku’nun kaynakları arasında yer almaktadır.
Anayasa’mızda ceza muhakemesine ilişkin bir çok ilke ve hüküm bulunmaktadır. Masumiyet Karinesi, Adil Yargılanma, Kanuni Hakim ilkeleri gibi. Yine Uluslararası Sözleşmeler de bir çok Ceza Yargılama ilkesi barındırmaktadır.
Bu konu hakkında benzer makaleleriin tıklayın

Bir yanıt yazın