Aile Hukuku

Bipolar Hastalığı Boşanma İle Velayete Etkileri – Gaziantep Avukat

Rate this post

Bipolar Bozukluk Nedir?

Bipolar bozukluk, nedeni kesin olarak bilinmeyen; hastanın bir ruh halinde hiperaktif bir yapıya büründüğü, çok mutlu hissettiği; diğer ruh haline geçtiğinde ise kendisini dış dünyaya kapattığı, intiharı dahi düşünmeye başladığı iki kutuplu ruhsal durumu ifade eden kişilik bozukluğudur.
Bipolar bozukluk hastaları yılda birkaç defa atak geçirir. Çoğu depresyon şikayeti ile doktora başvuranların bipolar oldukları tanısı konulmaktadır.
Remisyon, kronik hastalığı olduğu bilinen kişilerde hastalık aktivitesinin bulunmadığı durumlar için kullanılan tıbbi bir terimdir. Çoğunlukla aktif kanser ya da inflamatuvar barsak hastalığı belirtilerinin görülmediği zaman aralıkları için kullanılır. Bipolar hastaları da remisyonda olabilir.

Boşanma Davalarında Eşlerden Birinin Bipolar Olması Durumunda Hukuki Süreç

Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce doğrudan doğruya (re’sen) gözönünde tutulur. (bkn: Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası yazım)
Bunun anlamı şudur: Bipolar hastasına karşı ya da bipolar hastası tarafından bir boşanma, nafaka ya da velayet davası açıldığında mahkeme diğer tarafın bu durumu bildirmesi üzerine bipolarlığın hangi derecede olduğuna dair hastaneye sevk eder ve örneğin şu konularda rapor alınmasını isteyebilir:
Bipolar bozukluğu olduğu iddia edilen tarafın
evliliği yürütmeye engel bir psikiyatrik rahatsızlığının veya akıl hastalığının bulunup bulunmadığının, var ise evlenmeden önce mevcut olup olmadığının ve iyileşme olasılığının bulunup bulunmadığının ve başlangıç tarihinin, evliliği yürütmeye engel teşkil edip etmediğinin, vasi tayini gerekip gerekmediği hususlar
psikolojik rahatsızlığının olup olmadığı, var ise ne boyutta olduğu, kalıtsal olup olmadığı ve devam edip etmediği hususları araştırılarak rapor alınması Ali Tıp Kurulu’nun ilgili ihtisas dairesinden istenebilir.
eş ve altsoyunun sağlığı bakımından ağır tehlike oluşturan bir hastalık olup olmadığı
Bir davada, bir tarafın akıl hastası olduğu yönünde ciddi bir beyan bulunduğu takdirde, mahkemece yapılacak iş; Türk Medeni Kanununun 405. ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 42. maddesi uyarınca davalı-karşı davacı kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibarettir. (3)
Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması veya evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olması, evliliği mutlak butlanla sakatlar.
Bipolar hastalığının evlilik birliğinin kurulmasından önce bulunması halinde evliliğin iptali talebiyle dava açılabilir. Bu durumda açılan butlan davası, boşanma davasından ayrılarak bekletici sorun yapılır. Eşin durumu Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bildirilir ve vasi tayini gerek olup olmadığına dair rapor alınır.
Eşlerden birinin kronisite devamlılık kazanmış bipolar duygulanım bozukluğundan mustarip olduğu tespit edildiğinde kendisine vasi tayini gerekir. Hazırlanacak raporda Bipolar Affektif Bozukluk tanısı konulduğunun belirtilmiş olması yeterli değildir. Bu rahatsızlığının Türk Medeni Kanununun 405. maddesine göre kişinin kısıtlanmasını gerektirir nitelikte olup olmadığına ilişkin bir açıklama da bulunmalıdır. (7) Maalesef hastanelerden alınan raporlarda remisyon dönemlerinde vasi tayininin gerekmediği ancak atak dönemlerinde vasi tayini gerektiğine dair raporlar düzenlenmektedir. Bu tür raporlar mahkemelerce kendi içinde çelişkili kabul edilmekte ve yeniden rapor alınmasına karar verilmektedir.
Eşin, hastalık döneminde işlediği fiiller nedeniyle kusurlu sayılmamaktadır. Bu nedenle bipolar hastaları aleyhine manevi tazminata hükmedilmez. Örneğin kocasının yüzüne tuz ruhu döken kadın kusursuz bulunmuştur.

Bipolar Ebeveyn ile Çocuk Arasındaki Kişisel İlişki Şekli ve Velayet

Kişisel ilişki kurulmasındaki amaç, analık ve babalık duygularının tatmini yanında çocuğun psikolojik ve sosyal gelişiminin sağlanmasıdır. Çocuğun, gözetim olmaksızın ana veya babasından biriyle kişisel ilişkisinin sürdürülmesi, onun yüksek yararına değilse, gözetim altında kişisel ilişki kurma imkanı öngörülebilir. Ancak çocuğun gözetim olmaksızın ana veya babasından birisiyle kişisel ilişki kurması ve sürdürmesi onun yüksek yararına değil ise ana veya babasıyla gözetim altında, yatılı olmadan dahi kişisel ilişki kurma imkanı öngörülebilir.
Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyne bipolar bozukluk tanısı konulduğu hastane raporları ile düzenlenen belgelerden anlaşıldığı durumlarda mahkemece hasta ebeveyn ile ortak çocuk arasında kurulan kişisel ilişkinin, gözetim altında gerçekleştirilmesinin çocuğun üstün yararına olup olmadığına ilişkin bir araştırma yapılması gerekir.
Genel olarak bipolar hastanın remisyon döneminde olduğunda vesayetinin gerekmediği, hastalığın atak dönemlerinde velayet görevini yerine getiremeyeceğine dair raporlar düzenlenmektedir.
Alınacak raporun hasta ebeveyn ile çocuk ile kişisel ilişki kurmasında risk olup olmadığını ortaya koymaya elverişli olmalıdır.
Mahkemece yapılacak iş;
hasta ebeveyn ile ortak çocuk arasında kişisel ilişki kurulması hususunda hasta ebeveyin sağlık durumunun çocuk için risk teşkil edip etmeyeceğinin araştırılması, bu amaçla ruh ve sinir hastalıkları uzmanından rapor alınmasıdır.
sonrasında 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan inceleme ve rapor istenir. Çocuğun idrak çağında bulunması halinde çocuğun kişisel ilişki konusundaki görüşü de bizzat alınarak ve toplanan diğer delillerle hep birlikle değerlendirilerek, kişisel ilişki konusunda bir karar verilir.

Başa dön tuşu
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.
Call Now Button