Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda Sosyal Medya Paylaşımları ve Ceza Riski

yazar:

kategori:

Günümüzde sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte vatandaşların siyasi görüşlerini ve memnuniyetsizliklerini dijital mecrada ifade etme sıklığı oldukça artmıştır. Ancak fütursuzca veya anlık bir öfkeyle yapılan paylaşımlar, kişileri Türk Ceza Kanunu kapsamında ciddi ceza yaptırımlarıyla karşı karşıya getirebilmektedir. Ceza hukuku alanındaki 10 yıllık tecrübem boyunca yürüttüğüm soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde, vatandaşların sert eleştiri ile hakaret arasındaki hukuki çizgiyi tam olarak belirleyememesi nedeniyle mağduriyet yaşadıklarına sıkça şahit olmaktayım.

TCK 299 Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun Unsurları ve Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde özel olarak düzenlenen bu suç, devletin siyasal iktidar yapısını ve devletin başı olan Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığını korumayı amaçlar. Kanun maddesine göre, Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun sosyal medya paylaşımları, kamuya açık profiller veya basın yayın organları aracılığıyla işlenmesi durumunda ise aleniyet (herkes tarafından görülebilirlik ve erişilebilirlik) unsuru gerçekleştiğinden verilecek ceza 1/6 oranında artırılır.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, genel hakaret suçundan (TCK 125) farklı olarak resen (kendiliğinden) soruşturulur ve şikayete tabi değildir. Bununla birlikte, bu suçtan dolayı mahkemelerde kovuşturma (kamu davası) açılması Adalet Bakanı’nın iznine bağlıdır.

Türk Ceza Kanunu Madde 299: “(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.”

Siyasi kişilere ve kamu görevlilerine yöneltilen ifadelerde, eleştiri sınırının nerede bittiği ve hakaretin nerede başladığı yargılamanın en temel konusudur. Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına göre, siyasetçilerin ve devlet yöneticilerinin sert, ağır veya incitici eleştirilere katlanma yükümlülüğü sade vatandaşlara göre çok daha geniştir. Ancak aşağılayıcı, rencide edici, küfür ve sövme içeren veya somut bir fiil isnat eden ifadeler özgür düşünce açıklaması olarak kabul edilmez.

Sosyal medya mecralarında (X/Twitter, Instagram, Facebook vb.) yapılan paylaşımlar bakımından dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar şunlardır:

  • Sert Eleştiri ve Hakaret Ayırımı: Hükümet politikalarını eleştirmek, siyasi kararları kınamak veya mizahi/hiciv yollu memnuniyetsizlik belirtmek suç oluşturmaz. Buna karşın kişisel onur, şeref ve saygınlığı hedef alan sövme veya aşağılama içeren beyanlar ceza riskini doğurur.
  • Aleniyet Unsuru: Sosyal medyadaki açık profillerde yapılan paylaşımlar veya herkese açık yorumlar alenen işlenmiş kabul edilerek cezada 1/6 oranında artırıma sebep olur. Sınırlı ve kapalı gruplardaki paylaşımların durumu ise somut olaya göre değerlendirilir.
  • Dijital Delillerin Tespiti: Ekran görüntüleri, IP adresi tespitleri ve hesap sahipliği araştırmaları soruşturma aşamasında titizlikle incelenir. Sahte (fake) hesaplar veya manipüle edilmiş görseller savunma açısından teknik olarak tahlil edilmelidir.
  • Adalet Bakanlığı İzin Şartı: Soruşturma savcılıkça yürütülse de dava açılabilmesi için Bakanlık izni şarttır. Bu izin bulunmadan açılan davalarda usuli aykırılık söz konusu olur.

Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde doğru savunma stratejisinin belirlenmesi, hakaret kastının bulunmadığının ve ifadelerin düşünce özgürlüğü kapsamında kaldığının ispatı bakımından kritiktir.

10 yıllık mesleki tecrübem doğrultusunda karşılaştığım somut bir olayda; müvekkil K, sosyal medya hesabı üzerinden ülke ekonomisi ve yürütülen politikalar hakkında oldukça sert, iğneleyici ve ağır ifadeler içeren bir paylaşım yapmıştır. Söz konusu paylaşım üzerine “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” iddiasıyla soruşturma başlatılmış ve kolluk tarafından ifadesi alınmıştır.

Yürüttüğümüz hukuki süreçte; müvekkilin kullandığı ifadelerin somut bir sövme veya şahsiyete yönelik aşağılama içermediği, amacın güncel siyasi gelişmeleri sert bir dille eleştirmek olduğu yönünde savunmamızı sunduk. Yargıtay’ın ve AİHM’in siyasi eleştiri sınırlarına dair emsal kararlarını dosyaya kazandırmamız neticesinde, Adalet Bakanlığı tarafından kovuşturma izni verilmemiş ve takipsizlik (KYOK) kararı alınarak süreç müvekkil lehine sonuçlandırılmıştır.

Soruşturma ve Yargılama Sürecinde Hukuki Prosedür

Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla başlatılan adli süreçte izlenen usul adımları şu şekildedir:

  • Siber suçlarla mücadele ekipleri veya ihbar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma açılır.
  • Şüpheli kolluk veya savcılık tarafından ifadeye çağrılır; gerekli görülmesi halinde gözaltı işlemi uygulanabilir.
  • Savcılık toplanan deliller doğrultusunda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nden kovuşturma izni talep eder.
  • İzin verilmesi durumunda iddianame düzenlenerek dosya görevli Asliye Ceza Mahkemesine gönderilir.
  • Yargılama sonucunda verilen hapis cezası 2 yıl veya altında kaldığı takdirde, sanığın adli sicil durumuna göre hükümün açıklanması veya cezanın ertelenmesi kararı uygulanabilir.

Süreç boyunca hak kaybına uğramamak, adli ifade aşamasından itibaren profesyonel bir ceza avukatı rehberliğinde hareket etmek büyük önem taşımaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Başkasının hakaret içeren paylaşımını retweet etmek veya beğenmek suç oluşturur mu?

Sosyal medyada hakaret içeriğine sahip bir paylaşımı kendi profilinde yeniden paylaşmak (retweet/repost) içeriği benimseme ve yayma anlamına geleceği için suçun işlenmesine sebebiyet verebilir. Yalnızca beğenme (like) butonuna basılması ise somut olayın özelliklerine ve hesabın durumuna göre değerlendirilir.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu uzlaşmaya tabi midir?

Hayır. TCK 299 maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçu, kamunun ve devlet organlarının saygınlığını korumayı hedeflediğinden uzlaştırma kapsamında değildir.

Cumhurbaşkanına hakaret suçunda dava zamanaşımı süresi ne kadardır?

Bu suç için kanunda öngörülen olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl içerisinde soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin tamamlanması gerekir.

Gözaltı veya tutuklama tedbiri uygulanabilir mi?

Suçun ceza alt sınırı 1 yıl hapis cezası olsa da uygulamada delillerin tespiti veya şüpheli ifadesinin alınması maksadıyla gözaltı tedbirine başvurulabilmektedir. Tutuklama ise Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki koşulların varlığına bağlı olarak istisnai bir önlemdir.


İletişim Bilgileri:
Avukat Aziz Cihan Kaçıran
Gaziantep Barosu Sicil No: 2423
İletişim: 0532 715 47 05

Yasal Uyarı:
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.

Kaynaklar:

  • 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK m. 299, m. 125)
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 16. Ceza Dairesi İlamları
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) İfade Özgürlüğü İçtihatları


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir