Trafik Kazası

Aracını Noterden Devretmesine Rağmen, ZMMS Sigortasına Bildirimde Bulunmayan Eski Malik, Sigorta Şirketinin Zarar Gören 3. Kişiye Ödediği Bedelden Sorumludur

Rate this post

Yargıtay
17.Hukuk Dairesi

Esas : 2016/10391
Karar : 2019/4112
Karar Tarihi : 04.04.2019

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili; … plakalı aracın müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, aracın malikinin davalı olduğunu, sigortalı aracı kullanan dava dışı M. T.’nin 10/05/2009 tarihinde (1.01,) promil alkollü araç kullanması sonucu karıştığı kazada ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, kaza sonucu hak sahiplerine 152.755,00 TL ödemede bulunduklarını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 152.755,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kasamına göre, noter evrak ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde, davacının, dava konusu aracı… Noterliği’nin 23/03/2009 tarih ve 2443 yevmiye sayılı araç satış sözleşmesi ile dava dışı …’a sattığı ve davasını mülkiyet devrini gerçekleştiren davalıya yönelttiği anlaşıldığından, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemelerin görevi, dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerekmektedir. HMK.’nun 1.maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla belirlenir.Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir.
28.11.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun’un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalada tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun’un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlene olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun’un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bunun yanında aynı yasanın 83. maddesi uyarınca, eğer taraflardan bir tanesi tüketici ise onun yaptığı işlemler ile ilgili olarak diğer yasalarda bir düzenleme varsa, buna rağmen bu işlemin tüketici işlemi olduğu ve bu yasanın görev ve yetkiye dair olan düzenlemesini engelelmeyeceği, belirtilmiştir.
Davacı … bu davayı, sigorta poliçesine dayanarak 3. şahsa ödemiş olduğu tazminatın rücuen sigortalısından tahsili talebi ile açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde davacı … şirketi ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır.
Somut olaya bakıldığında davacı …’nin davalı sigortalısı … ile arasındaki ilişki 6502 sayılı Yasanın 3/1. maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle davaya Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılarak sonuçlandırılması gerekirken Ticaret Mahkemesi sıfatı ile bakılması doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2-KTK 94. maddesi uyarınca motorlu aracın işletenin değişmesi halinde devreden işletenin 15 gün içinde bu durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, yeni işleten karşı sigorta sözleşmesini devam ettirip ettirmeme hakkı sigorta şirketine ait olduğu, sigorta şirketi sigorta poliçesini durumun kendisine bildirilmesinden itibaren 15 gün içinde sözleşmeyi feshedebilme hakkı olduğu, belirtilmiştir.
Somut olayda davacı …., dava dışı şahsa ait araca çarparak zarar veren davalı malike ait aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısıdır. Davacı … şirketi ile davalı … arasında dosyada mevcut trafik poliçesine göre 24.05.2008/2009 vadeli zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi düzenlenmiş olup davaya konu kaza 10.05.2009 tarihinde poliçe vadesi içinde meydana gelmiştir. Aracı sigortalayan davalı … 23.03.2009 tarihinde dava dışı…’a noter satışı ile aracı devretmiştir. KTK 94/2. maddesi gereğince, zorunlu mali mesuliyet sigortasını yapan sigorta şirketinin sorumluluğu bildirimden itibaren 15 gün süresince devam edecektir. Ayrıca ZMMS Genel Şartlar C.4 maddesine göre “sözleşme süresi içinde işletenin değişmesi halinde sigorta sözleşmesi, işletenin değiştiği tarihten itibaren 10 gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için de geçerlidir”.
2918 sayılı KTK’nın 95.maddesine göre “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Somut olayda, davacı ZMMS sigorta şirketi, çift taraflı kazada hasar gören karşı araç için ödediği meblağı, dava dışı araç sürücüsünün alkollü olduğu iddiasıyla, sigortalı araç malikinden rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmektedir. Davacı ZMMS sigorta şirketi ile davalı sigortalı arasında sigorta akti mevcut olup, sözleşmesinin tarafı davalı maliktir. KTK 95/2 maddesine göre davacı … şirketi zarar gören 3. kişiye ödediği bedeli akidine rücu edebilir. Bu nedenle, mahkemece davanın esasına girilerek taraf delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ve değerlendirme ile yazılı şekilde davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle re’sen, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 04.04.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.