Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu

yazar:

kategori:

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Nedir, Şartları ve Cezası Nelerdir?

Günümüzde teknolojinin ve sosyal medya araçlarının hızla gelişmesi, bireysel hakların ihlal edilmesini kolaylaştırmıştır. Türk Ceza Kanunu kapsamında korunan en temel haklardan biri de bireylerin başkaları tarafından bilinmesini istemediği özel yaşam alanıdır. Ceza hukuku alanındaki 10 yıllık tecrübe ve birikimimizle sabit olduğu üzere, bu suç tipiyle adli makamlarda oldukça sık karşılaşılmaktadır. Kanun koyucu, bireylerin gizli kalması gereken yaşam alanlarına izinsiz müdahaleleri önlemek adına bu fiilleri suç olarak tanımlamış ve ciddi yaptırımlara bağlamıştır.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 134. maddesinde düzenlenmiştir. Kişilerin gizli yaşam alanına girilmesi, bu alanda yaşananların izinsiz olarak kayda alınması veya ifşa edilmesi (yayılması) suçun temel unsurlarını oluşturur. Bir eylemin bu suçu oluşturabilmesi için mağdurun rızasının bulunmaması ve ihlal edilen alanın herkes tarafından kolayca erişilemeyen, gizli tutulan bir nitelik taşıması gerekir. Örneğin, bir kişinin evinin içinin izinsiz dikizlenmesi veya gizlice dinlenmesi bu suçun oluşmasına sebebiyet verir.

Bu suçun kanunda iki farklı görünüş biçimi ve buna bağlı yaptırımları bulunmaktadır:

  • Suçun Temel Hali (TCK 134/1): Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Eğer bu ihlal gizli kamera veya ses kayıt cihazı gibi araçlarla görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle işlenirse, verilecek ceza 1 kat artırılır. Yani kayıt yapılması durumunda ceza alt sınırı 2 yıldan başlayacaktır.
  • İfşa Etme / Yayma Hali (TCK 134/2): Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerini hukuka aykırı olarak ifşa eden (herkesin görebileceği veya erişebileceği şekilde yayan) kimse, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa eyleminin basın ve yayın yoluyla ya da sosyal medya üzerinden gerçekleştirilmesi durumunda da bu nitelikli hal uygulanır.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, niteliği gereği şikayete tabi suçlar arasında yer almaktadır. Mağdur olan kişinin, faili ve fiili öğrenmesinden itibaren 6 aylık şikayet süresi içinde adli makamlara başvurması gerekir. Bu süre hak düşürücü olup, sürenin geçirilmesi halinde soruşturma açılamaz. Ceza mahkemelerinde hak kaybı yaşamamak adına, sürecin en başından itibaren deneyimli bir avukat ile takip edilmesi büyük önem arz etmektedir.

Türk Ceza Kanunu Madde 134/1: Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.


Müvekkil (A), ayrıldığı eski erkek arkadaşı (B) tarafından, birliktelikleri döneminde kendi rızasıyla gönderdiği fotoğrafların internet ortamında paylaşılacağı yönünde tehdit edilmiştir. Fail (B), daha sonra bu fotoğrafları üçüncü kişilerin de bulunduğu bir mesajlaşma grubunda izinsiz şekilde paylaşmıştır. Tarafımıza başvurulması üzerine, 10 yıllık tecrübe ve uzmanlığımız doğrultusunda dijital delillerin (ekran görüntüleri, log kayıtları ve mesaj tespitleri) kaybolmaması için hızlıca adli bilişim tespiti yaptırılmıştır. Açılan ceza davasında, sanığın eyleminin TCK 134/2 maddesinde yer alan “özel hayata ilişkin görüntüleri ifşa etme” suçunu oluşturduğu gerekçesiyle cezalandırılması sağlanmış ve müvekkilin kişilik hakları korunmuştur.


Sıkça Sorulan Sorular

1. Herkesin görebileceği açık alanda fotoğraf çekilmesi bu suçu oluşturur mu?

Herkesin üstünde gözetleme hakkı bulunan kamusal alanlarda (sokak, meydan, park gibi) genel bir fotoğraf çekimi esnasında kadraja girmek kural olarak bu suçu oluşturmaz. Ancak açık alanda dahi olsa, bir kişinin rızası dışında sürekli takip edilerek odak noktası yapılması ve özel yaşamını deşifre edecek şekilde kayda alınması bu suçu oluşturabilir.

2. Telefon görüşmesini izinsiz kaydetmek özel hayatın gizliliğini ihlal midir?

İki kişi arasındaki telefon konuşmasının taraflardan biri tarafından gizlice kaydedilmesi duruma göre TCK 132 (Haberleşmenin gizliliğini ihlal) veya TCK 133 (Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması) suçunu oluşturur. Ancak konuşma içeriği kişinin tamamen kişisel yaşam alanına, aile hayatına veya sırlarına ilişkinse özel hayatın gizliliğini ihlal suçu da gündeme gelebilir.

3. Bu suçta uzlaşma hükümleri uygulanır mı?

Evet, TCK 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, şikayete tabi bir suç olduğu için Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. Soruşturma veya kovuşturma aşamasında dosya öncelikle uzlaştırma bürosuna gönderilir. Taraflar uzlaşamazsa yargılamaya devam edilir.

4. Şikayetten vazgeçilirse dava düşer mi?

Bu suç şikayete bağlı bir suç olduğu için, mağdurun soruşturma veya kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçmesi durumunda kamu davasının düşmesine karar verilir. Ancak vazgeçme beyanının mahkeme huzurunda özgür iradeyle verilmesi şarttır.


İletişim Bilgileri:
Gaziantep Barosu Sicil No: 2423
Avukat Aziz Cihan Kaçıran
İletişim: 0532 715 47 05

Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.

Kaynaklar:

  • 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (Madde 134)
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi Güncel İçtihatları
  • Ceza Muhakemesi Kanunu Uzlaştırma Yönetmeliği


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir