S.S.S.

Avukata Sor

1 – Eşimle en kısa zamanda nasıl boşanabiliriz?

Anlaşmalı boşanma şartlarına uyduğunuz takdirde eşinizle çok çabuk bir sürede boşanabilirsiniz. Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, duruşmada iki eşin de bulunması ve boşanma ve boşanmanın sonuçları üzerinde ( tazminat, nafaka,velayet gibi ) tarafların anlaşmış ve protokol imzalamış olmaları gerekir. Davanın daha çabuk sonuçlanabilmesi için davanın avukat vasıtasıyla yürütülmesinin daha faydalı olacağı kanaatindeyiz. Normalde şartlarda usulüne uygun olarak açılmış bir davada ilk duruşma günü genelde 2 ay ile 3 ay arasında bir tarihe verilmektedir. Yani her şey yolunda giderse dava açtıktan sonra 2 – 3 ay içinde boşanabilirisiniz. Avukat marifetiyle davanın açılması halinde bu süre yaklaşık 2 gün ile 30 gün arası bir zaman almaktadır. Bu hususta mahkemenin durumu, özellikle iş yükü ve avukatınızın işini eksiksiz ve doğru yapması önemlidir

2 – Eşimle 1 yıldan az zamandır evliyiz; diğer taraftan her ikimizde duruşmaya çıkmak istemiyoruz. Boşanmanın sonuçlarında ( tazminat,velayet ve nafaka vs. ) anlaştık. Yine de çabuk boşanabilir miyiz?

Bu durumda boşanma davası anlaşmalı boşanma prosedürüne göre açılamayacaktır. Anlaşma boşanma davaları kadar çabuk sonuçlanması beklenilemez. Dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebep ve maddesine dayanılarak açılacaktır. Bu durumda davayı açtıktan yaklaşık 6 ay ile 1 yıllık zaman zarfı içinde boşanabilirsiniz. Ancak boşanma davalarında tecrübeli bir avukatın yardımı ile bu sürenin en iyi şartlarda 2 gün ile 4 ay arasında olması da mümkün olabilmektedir. Burada da önemli olan mahkemenin durumu, davayı açacağınız mahkemenin uygulaması, avukatınızın bu konudaki bilgi ve çalışmasıdır.

3 – Boşanma konusunda eşimle anlaştık. Ancak boşanmanın sonuçlarında anlaşamadık. İstediğim nafakayı vermezse boşanmam. Çocuğun da bende kalmasını istiyorum. Bu durumda kısa sürede boşanabilir miyim?

Boşanma davasının çabuk neticelenmesinin en önemli şartı, boşanmanın sonuçlarında anlaşmış olmaktır. Yani boşanma iradenizin yanında boşanmanın neticeleri konusunda da herhangi bir ihtilaf bulunmamalıdır. Aksi halde davanız, temyiz aşaması da dâhil olmak üzere tahmini en az 2 yıl sürecektir. Davanızın tahmini 5 yıla kadar uzaması da söz konusudur.

4 – Eşimle hiçbir şekilde anlaşamıyoruz. Devamlı suretle kavga ediyoruz. Benim kabul edemeyeceğim davranışlar içinde eşimden boşanmak istiyorum. Nasıl boşanabilirim?

Böyle bir durumda eşinize şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşama davası yöneltmeniz ve bu davada iddialarınızı ispatlamanız gerekmektedir. Dava dilekçenizde eşinizle ilgili belirtmiş olduğunuz sorunları belgelerle yada tanık beyanlarıyla ispat edemezseniz açacağınız dava reddedilecektir. Boşanma davalarında dinlenen tanıkların beyanlarında görgüye dayalı olanlarına itibar edilecektir. Kulaktan dolma bilgilere istinaden yapılacak tanıklığa itibar edilmez.

5 – Eşime karşı boşanma davası açtım ancak şiddetli geçimsizliğimize ve kavgalarımıza hep akrabalarım şahit oldu .Açmış olduğum davada akrabalarımın şahit olarak dinletebilir miyim?

Boşanma davalarında bilinenin aksine herkesin şahitliği geçerlidir. Yeter ki mahkeme huzurunda şahitlik etmek istesin. Bu bakımdan anne baba kardeş gibi yakınların bile şahit olarak dinletilmesinde bir engel yoktur. Ancak mahkeme şahitlerin akraba olması halinde yeminsiz olarak dinleyecektir. Dilerse yemin edebilir. Akraba olmayan şahitler ise yeminli dinlenir

6 – Boşanma davalarında kaç çeşit nafaka var. Nafaka alabilmem için gerekli şartlar nedir. Hem kendim için hem çocuk için nafaka alabilir miyim?

Boşanma davalarında tedbir, iştirak ve yoksulluk olmak üzere üç çeşit nafaka söz konusudur. Tedbir nafakası boşanma davasının devamınca boşanma davasıyla ayrı yaşama hakkını elde etmiş çalışmayan eşe ve varsa çocuğa verilir. Tedbir nafakası davanın boşanmayla neticelenmesi halinde eş için yoksulluk nafakasına çocuk için iştirak nafakasına dönüşür. Eşin nafaka alabilmesi için çalışmaması yada gelirinin olmaması şarttır. Geliri olan eş nafaka alamaz. Çocuk için ise talep halinde her halükarda iştirak nafakasına hükmedilir. Boşanma davalarında hem eş hem de çocuklar için iki ayrı nafakaya hükmedilebilir.

7 – Eşim yabancı. Eşimin Türk olmaması Türkiye’ de boşanmamıza engel mi?

Taraflardan birinin hatta ikisinin de Türk olmaması boşanma davasının Türkiye’ de açılmasına engel değildir. Bu konu ile ilgili mevzuatı bilirseniz Türkiye’ de boşanmanız mümkün olabilecektir. Taraflar yurt dışında ise Türkiye’ de avukata vekâlet vererek ( bulundukları yerin konsolosluğundan ) Türkiye’ de boşanabilirler. ( Boşanma davası için avukata verilecek vekâletname mutlaka fotoğraflı ve boşanma özel yetkisini havi olmalıdır. Daha önce vermiş olduğunuz herhangi bir dava vekâleti, içinde boşanma yetkisi bulunmuyorsa yeterli olmamaktadır.

8 – Ben eşimle ( Türk ya da yabancı ) yurt dışında boşandım. Türkiye’ de de nüfus kaydıma geçmesini istiyorum. Bu konuda ne yapabilirim?

Yurt dışındaki boşanma kararının tanıma – tenfiz yolu ile Türk mahkemelerinde de karara bağlanması gerekmektedir. Ancak daha pratik bir yol olarak tarafların Türk mahkemelerinde tekrar boşanmalarına da uygulamada rastlanmaktadır. Bu yol çok daha kısa sürede ve çok daha az masrafla tarafların sorununa çare olabilmektedir. Türkiye de açılacak tanıma ve tenfiz davalarında taraflara duruşma gününün tebliğ edilmesi usulen zorunludur. Bu durumda yurt dışı bulunana eşinize tebligatın gidiş geliş engelini aşmak ve zamandan kazanmak adına her iki tarafında bir avukatı vekil tayin etmesinde süre bakımdan çok ciddi yararlar sağlayacaktır. Türkiyede tanıma ve tenfizi yapılacak yabancı mahkeme kararlarının aslının, Apostille şerhinin alınmış şekli ile ve bütün bu belgelerin de ilgili ülkede tercümesinin ve bu tercümenin de ilgili yerdeki konsoloslukça tasdik edilip öylece Türk Mahkemelerine sunulması gerekmektedir.

9 – Boşandıktan sonra nüfus kaydım ne zaman değişir ve ne yapmam gerekir?

Boşanma kararı verildikten ve temyiz edilmeyip kesinleştikten sonra ya da temyiz neticesinde kesinleştikten sonra, yazı işleri müdürü, boşanma ilamını, nüfus müdürlüğüne gönderir. Nüfus müdürlükleri online çalıştıklarından, ilamın kesinleşmesini müteakip yaklaşık 1 hafta içinde boşanma ilamınız nüfus kaydınıza işlenmiş olacaktır. Bunu herhangi bir yerdeki nüfus müdürlüğünden nüfus kaydı alarak öğrenebilirsiniz. Kararın nüfusa gönderilmesi için herhangi bir talepte bulunmanız ve masraf yapmanız gerekmemektedir. Karar nüfusa geçince yeni nüfus cüzdanınızı muhtemelen 1 gün içinde alabilirsiniz

10 – Boşandıktan sonra nüfus kâğıdımda medeni hal olarak ne yazar?

Eskiden boşanma sonrası nüfus kâğıdında ” dul ” ” boşanmış ” gibi ibareler yer almaktaydı. Artık sadece ” bekâr ” ibaresi yer almaktadır.

TRAFİK KAZALARI İLE İLGİLİ DAVA VE TAZMİNATLAR

Birçok vatandaşımızın bu konuda yasalarca kendisine tanınan hakları kullanmadığı gibi birçoğunun da bu haklardan haberdar olmadığını üzülerek görmekteyiz. Bu sebeple hem konunun aydınlatılması hem de yapılması gerekenler konusunda aşağıda bazı bilgiler verilmiştir.

A – ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZALARI

Ölümlü trafik kazaları ülkemizde sıklıkla yaşanmaktadır. Bu kazlardan sonra kanun koyucu vefat eden şahsın yakınlarına bazı konularda tazminat hakkı vermiştir. Bu tazminatları, başta destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere cenaze ve defin gideri, vefat eden şahsın vefatına kadar yapılan tedavi ve diğer masraflar, kazaya karışan aracın uğradığı hasarın maddi değeri gibi başlıklar altında ifade edebiliriz. Bu kısımdaki zararlar maddi zarar olarak değerlendirilir ve maddi tazminat talebine konu edilebilir. Bu başlıkları biraz daha açacak olursak;

A.1 – Destekten Yoksun Kalma Tazminatı:

Kaza sonunda hayatını kaybeden şahsın desteğinden yoksun kalanların, akrabalık bağı aranmaksızın yoksun kaldıkları bu desteği maddi karşılık olarak talep edebilme hakkını ifade eder. Anne, baba, çocuk ve kardeşler gibi müteveffa şahsın çekirdek ailesinden olanlar bu zararın tazmini talep edebilecekleri gibi, aralarında hiçbir bağ olmadığı halde müteveffadan sağlığında destek aldığını ispat edebilen 3. kişilerde bu tazminatı talep edebilirler.

A2 – Çocuk ölümlerinde destekten yoksun kalma tazminatı:

Kaza sonunda vefat eden küçük yaştaki çocuklar için de destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir. Anne ve baba çocuğun ileriki yaşlarda kendilerine destek olacağını ileri sürerek tazminat talebinde bulunabilirler. Vefat eden çocuğun ve desteğini alması muhtemel şahsıların yaşları ve diğer etkenler nazara alınarak hesap edilecek tazminat hüküm altına alınmaktadır.

A3 – Defin ve Cenaze Giderleri:

Müteveffanın vefatı sebebiyle yapılan masraflarda yine maddi tazminat kapsamında değerlendirilerek talep edilebilmektedir. Bu konuda defin giderleri, cenazenin bir yerden bir yere taşınması için gerekli zorunlu masraflar, kefen masrafı, yemek giderleri vb. örnekler verebiliriz. Ancak uygulamada mahkemelerce 1.000 TL ila 2.000 TL gibi maktu miktarlar hüküm altına alınmaktadır. Ancak müteveffanın yakınları yaptıkları masrafın daha fazla olduğunu iddia ve ispat edebiliyorsa o bedelin hüküm altına alınması gerekir.

A4 – Manevi Tazminat:

Kaza sonrasında hayatını kaybedenlerin yaşadıkları elem ve ıstırabın bir nebze olsun tatmini için yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir tazminat türüdür. Manevi tazminat bedelinin takdirini yasa koyucu münhasıran hâkime vermiştir. Hâkim maddi tazminata hükmederken dosyaya ibraz edilen raporlar ve diğer maddi verilerle hareket etmek zorunda iken, manevi tazminat konusunda hâkimi sınırlayan bir durum söz konusu değildir. Ancak bu durum hâkimin tamamen keyfi bir şekilde karar verebileceği anlamına da gelmemektedir. Hâkim tarafların sosyo-ekonomik durumları, kazanın ve vefatın kişiler üzerindeki etkisi gibi olguları dikkate alarak hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedecektir.

B – YARALANMALI TRAFİK KAZALARI

Yaralamalı trafik kazalarında ise durum biraz daha farklıdır. Burada kazadan etkilenen şahıs yaşamını sürdürdüğü için destekten yoksun kalma tazminatı yoktur. Bu sebeple uğranılan zarardan birinci derecede etkilenen yaralı şahıs, yaptığı tedavi giderleri, hastane de evinde yattığı sürede çalışamadığı için mahrum kaldığı gelirlerin tazminini talep edebilir. Ayrıca kaza sonrası maruz kaldığı süreçteki elem ve ıstırap için yine manevi tazminat talep edebilecektir.

B1 – İş Göremezlik Tazminatı:

Kaza sonrası yaralanan şahısta uzuv kaybı, kısmi veya tamamen felç olma durumu veyahut ta meslekte belli oranlarda kazanma gücünü kaybedenler ileriye yönelik olarak bu konuda tazminata hak kazanacaklardır.

B2 – Trafik kazası sonrası araçta meydana gelen maddi zararlar:

Kazaya karışan araçtaki maddi zararlarda yine zarara sebep olan şahıs ve sigortacısından talep edilebilecektir.

B3 – Kaza sonrası maddi tazminat talep edilecek olanlar:

Maddi tazminatlarda ilk muhatabımız yani davalı, aracın sürücüsüdür. Aracı kullanan şahıs rüşt sahibi değilse – çocuksa, akli melekeleri yerinde değilse vb.- bu şahsa velayeten velisine davanın yöneltilmesi gerekir. Diğer bir davalı ise aracın işleteni dediğimiz şahıs veya kurumdur. Kazayı yapan şahısla ruhsat sahibi farklı ise hem kazayı yapan şahsa hem ruhsat sahibine dava açabilirsiniz. Ancak burada da bir husus önem arz etmektedir; sadece aracın ruhsat sahibi olmak, davalı olmak için yeterli değildir. Kazaya karışan araç eğer gerçekten ruhsat sahibinin fiili tasarrufunda ise dava ruhsat sahibine de açılacaktır. Ancak ruhsat sahibi aracı farklı bir şahsa veya kuruma noter kanalıyla satışını yapmış ancak henüz trafikte devir yapılmamışsa o zaman davanın muhatabı aracı noter kanalıyla satın alan ve fiili tasarrufuna alan şahıs olacaktır.

B4 – Trafik Kazalarında Sigorta Şirketlerinin Sorumluluğu:

Maddi tazminata dayalı davalarda kazaya karışan karşı tarafın aracının ZMMS kapsamındaki trafik sigortası, ortaya çıkan maddi zararları sigortalısı ile müştereken ve müteselsilen ödemek zorundadır. Bu miktar sigorta poliçesinde belirtilen rakamla sınırlıdır. Yani ortaya kaza sonrasında 500.000 TL’lik zarar dahi çıkmış olsa, sigorta şirketi sadece poliçedeki miktar ve sigortalısının kusuru oranında sorumludur. Bu kapsamın dışındakiler için diğer davalılara gidilecektir. Şu anda ZMMS poliçe miktarları genellikle 125 ila 175.000 TL civarındadır. Ayrıca sigorta şirketleri sadece maddi zararlardan sorumlu olup manevi zararlardan bir sorumluluğu söz konusu değildir. Meğerki manevi tazminat için sigorta şirketine ekstra bir prim ödenmiş ve sigorta şirketi de bu bedeli ödemeyi taahhüt etmiş olmasın.

B5 – Tazminat hesaplamalarında dikkate alınacak unsurlar:

Trafik kazaları sonunda ortaya çıkan maddi zararların tespitinde birçok unsur dikkate alınmaktadır. Bunların başında kusur gelmektedir.

B6 – Trafik kazalarında kusur ve kusurun tazminata etkisi:

Hesap edilecek maddi tazminat belirlenirken kusur oranına göre bir değerlendirme yapılmaktadır. Mesela ortaya çıkan 10.000 TL’lik bir maddi zararda kazaya sebep olan şahıs % 60 sorumlu ise bu zararın 10.000 x %60 = 6.000 TL’lik kısmından kazaya karışan şahıs, aracın işleteni ve sigortacısı sorumlu olacaktır. Yani hesaplanan maddi zarardan % 40’lık bir indirim söz konusu olacaktır.

B7 – Tazminat Hesaplamalarında Evlenme Şansı İndirimi:

Kaza sonrasında karasını kaybeden erkeğin veya kocasını kaybeden bayanın daha sonra evlenme ihtimalleri olduğundan ve evlenecekleri bu şahıslardan sağlayacakları destekler sebebiyle hesaplanan tazminattan belli oranlarda indirim yapılmaktadır. Burada yasal bir kriter olmayıp mahkemelerce genellikle AYİM’nin vermiş olduğu bir kararda uyguladığı kriter dikkate alınmaktadır. Mağdurun bulunduğu yaş grubu dikkate alınarak aşağıdaki oranlarda hesap edilen tazminattan indirim yapılmaktadır

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın Yabancı Mahekeden almış oldukları kararlar doğrudan Türkiye de geçerli olmayıp mutlaka Türk Mahkemelerine Tanıma/Tenfiz davası açılarak tanıtılması gerekmektedir.

1 – Tanıma Tenfiz için gerekli belgeler

Yurtdışında alınmış boşanma kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi için gerekli belgeler;
Yurtdışı mahkemesi tarafından verilen boşanma kararının asli
Boşanma kararın kesinleşmiş olması ve apostille (özel tasdikname)
Yeminli tercüman tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiş ve resmi kurumlar (Noter, Konsolosluk) tarafından tasdik edilmiş onaylı sureti
Pasaport ve nüfus cüzdan fotokopisi
Ayrıca Türkiye’de tanıma davası için avukata vereceğiniz noter tasdikli veya konsolosluktan resimli boşanma vekaletnamesi

2 – Tanıma ve tenfiz davasında yetkili mahkeme
Yetkili Mahkeme : Ankara İstanbul veya İzmir’de bulunan Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi) ‘nde açılabilir.
Mahkeme yetkili olup olmadığını kendisi dikkate almaz
Tanıma tenfiz davasında yetki kamu düzeninden değildir.
Davalı taraf mahkemeye yetki yönünden itiraz edecekse ilk itiraz olarak ileri sürmelidir.

3 – Tanıma davasını kim açar
Boşanma kararının tanınmasına dair davayı eşlerden birisi diğerine karşı açmalıdır.

4 – Boşanma kararının Türkiye’de tanınması en hızlı nasıl gerçekleşir
Yurtdışında ( Almanya, İngiltere , Fransa …) yabancı bir mahkemeden alınmış boşanma kararının Türkiye’de Türk Mahkemeleri tarafından tanınmasında en çok zaman alan konulardandır.
Davalı tarafın yurtdışında olması nedeniyle tebligat için uzun bir süre geçmesidir.
Bu durumun çözümü için tarafların her ikisinin de Türkiye’den ayrı birerr avukata vekaletname vermesidir.
Bu durumda yurtdışına tebligat yapılmasına gerek kalmayacak, dava kısa sürede sonuçlanacaktır.

5 – Tanıma davası yargılama süreci
Tanıma davası açıldığında hakim tekrar boşanmaya ilişkin konuları ele alıp yargılama yapmaz.
Tanıma davaları genellikle tek duruşma ile karar verilen davalardır.
Burada hakimin dikkate alacağı konular, tanıma için gerekli şartların oluşup oluşmadığı , kanunen gerekli belgelerin dosya içerisinde yer alıp almadığı
Yabancı mahkeme tarafından verilmiş olan boşanma kararının Türk Kamu düzenine aykırılık teşkil edip etmediği hususlarıdır.
Tanıma ve tenfiz davaları takip edilmesi gereken davalardandır. Davanın tarafları duruşmada bulunmaz ise , H.U.M.K gereği dosya işlemden kaldırılır.
Tanıma ve tenfiz davaları Adli Tatilde de görülebilir

6 – Tanıma ve tenfiz davasında tebligat
Mahkeme tarafından gerekçeli karar yazılarak taraflara tebliğ edilir.
Karşı taraf başka ülke vatandaşı ise, gerekçeli kararın da yine o dile çevrilmesi ve bu şekilde tebliğ için gönderilmesi gereklidir.
Gerekçeli karar taraflara tebliğ edildikten ve boşanma kararı kesinleştikten sonra Türkiye’deki ilgili nüfus müdürlüğüne yazı yazılarak kişinin Türkiye’de de boşanmış olduğu bildirilir.

7 – Tanıma ve tenfiz arasındaki fark nedir
Yurtdışında bulunan mahkeme , karar verirken, aleyhinde tenfiz istenen kişiyi , usulune uygun şekilde dinlenmemiş , çağrılmamış, kendisine savunma hakkı verilmemiş ise, tenfiz davası esnasında aleyhinde tenfiz istenen kişi bu duruma itiraz ederse davanın reddine karar verilir.
Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tenfizi için yabancı mahkeme tarafından usulune uygun savunma hakkının verilmiş olması gerekir.
Tanımada böyle bir şart yoktur. Tenfiz yapılması için Türkiye Cumhuriyeti ile , tenfiz edilecek mahkeme kararının verildiği ülke arasında Tenfiz yapılabilmesi için yurtdışında kararın verildiği ülke ile Türkiye Cumhuriyeti arasında hukuki karşılıklılık anlaşması veya sözleşme gereklidir.
Bu şartlar tanıma davasında aranmaz

Tüketici olarak bankadan çekmiş olduğunuz kredilerde miktar ne olursa olsun bankaca alınacak olan masraflar tüketici ile müzakere edilmeli ve neticeye göre tüketici kendi el yazısı ile masraf konusunu müzakere ettiğini ve masraf alınmasına muvafakat gösterdiğini yazması gerekli olup bu işlem bankaca yapılmadığı taktirde alınan masrafın iadesi Tüketici hakları kanunu gereği mümkündür.

Bu miktar itibari ile ya Tüketici hakem heyeti yada Tüketici mahkemelerinde açılacak olan bir dava ile mümkündür.

Aynı şekilde bankalarca kredi kartları için alınan yıllık aidat ücretleri de yasa dışı alınması sebebiyle aynı yolla iadesinin alınması mümkündür.

Hatta açılıp kazanılan bir çok davamızda ekspertiz ücreti dahi tüketiciden alınmaması gerekirken bu da yine tüketiciye yansıtılmaktadır.

Genel olarak Bankaların Genel müdürlüğüne yapılan yazılı başvurulara bankalarca cevap verilmez verilse dahi bu masrafların ödenmesi gerçekleşmez işte bu noktada bir avukata başvuru yapılarak tüm hak ve alacaklarınız mahkeme kanalı ile karara bağlanıp icra kanalı ile bu miktarlar tahsil edilmektedir.

1 – İşyerinin el değiştirmesi halinde işçinin kıdem tazminatı hakkı doğar mı?

İşyeri eğer hakiki şahsa ait bir işyeri ise, işyerini satın alan kişinin, işyerinde eskiden beri çalışan işçinin kıdem tazminatını ödeme imkanı olmayabileceği görüşü ile, bu işyerinde çalışan işçi, işyerinin el değiştirmesi halinde, bu hususun kendisine bildirilmesi veya tebliği tarihinden itibaren 6 işgünü içinde talep etmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanabilir.

Ancak el değiştiren işyeri; anonim şirket veya limited şirket ise diğer bir tabirle sermaye şirketi ise, işçi işyerinin el değiştirmesi halinde kıdem tazminatına hakkı kazanamaz.

2 – Kıdem tazminatına hak kazanmak için çalışılması gereken asgari süre ne kadardır?

Kıdem tazminatına hak kazanmak için İş Kanunu`nun 14. maddesine göre (bu madde “1475” sayılı İş Kanunu’na ait olup; bu madde dışında kalan tüm maddeler, ”4857” sayılı İş Kanunu’nun çıkmasıyla birlikte yürürlükten kaldırılmıştır) o işyerinde en az BİR YIL çalışılması gerekmektedir.

3 – Evlenme sebebiyle kadın işçi nasıl kıdem tazminatına hak kazanabilir?

Evlenen kadın işçinin, nikah tarihinden itibaren bir yıl içinde, evlenme sebebiyle işyerinden ayrılma talebi halinde, “evlenme sebebiyle” kıdem tazminatına hak kazanır. Bu talep tarihi bir yılı aşarsa artık evlenme sebebiyle

4 – Aynı işyerinde girdi yapılmak suretiyle kıdem tazminatı alan işçinin son kıdem tazminatı nasıl hesaplanır?

İşçiye aynı kıdem süresi için bir defa kıdem tazminatı ödenir. Ancak işçinin kıdem tazminatı hakkını azaltmak ve her seneki ücreti üzerinden girdi-çıktı yapmak, Yargıtay tarafından sulniyetli bir davranış olarak kabul edilmiş ve bu vaziyetteki işçilerin kıdeminin işyerinde çalışmış oldukları tüm süreye göre hesaplanmasını, ancak arada aldıkları kıdem tazminatının kanuni faiz işletilerek tümünün avans olarak değerlendirilip, tüm sürenin kıdem tazminatından mahsup edilmesi yerleşik içtihat haline getirilmiştir.

5 – İşçinin yıllık izin hakkı ne zaman doğar? Bu izin hakkı kaç gündür?

İşçinin kıdem hakkı o işyerinde bir tam yıl çalıştıktan sonra, yani 365 gün sonra doğar. Örneğin 363. gün işten çıkarılan işçinin yıllık izin hakkı doğmamıştır. İş Kanunu`nun 53. maddesine göre işçinin hizmet süresi;

1. Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara on dört gün,

2. Beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara yirmi gün,

3. On beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmi altı gün, ücretli izin verilir. Bu izin günleri, iş günü olup, bu süreler içine rastlayan hafta tatili, genel tatil ve ulusal bayram günleri bu süreye ilave edilir.

6 – İşçi, hafta tatili ücretine ne kadar çalışmakla hak kazanır?

İşçi hafta tatiline; işyerinde tatilden evvelki çalışma günlerinde tam olarak çalıştığı takdirde, diğer bir tabirle işyerinde uygulanan haftalık çalışma günlerinde tam olarak çalıştığı takdirde hak kazanır.

7 – İşçinin hafta tatiline hak kazanması için çalışılmış olarak kabul edilen haller nelerdir?

İşçinin hafta tatiline hak kazanması için çalışılmış gibi kabul edilen haller:

1. Çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri,

2. Evlenmelerde üç güne kadar, ana veya babanın, eşin, kardeş veya çocukların ölümünde üç güne kadar verilmesi gereken izin süreleri,

3. Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri.

8 – İşçilik haklarından doğan alacakların zaman aşımı süresi nedir?

Kıdem tazminatı dışındaki işçilik hakları, 5 yıllık zaman aşımına, kıdem tazminatı ise on yıllık zaman aşımına tabidir.

9 – Servis aracının kaza yapması nedeniyle zarara uğrayan işçilerin tazminat talebi var mıdır?

İşçilerin taşınması için kiralanan aracın şoförünü işverenin emir ve talimatı altında saymak gerekir. Böyle olunca araçta meydana gelen trafik kazasında zarar gören işçilerin işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakları vardır.

10 – İşçinin hangi miktardaki devamsızlığı halinde iş akdi tazminatsız ve ihbarsız fesih edilebilir?

İşçinin, işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki gün veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki işgünü, yahut bir ayda üç iş gününü işe devam etmemesi halinde hizmet akdi tazminatsız ve ihbarsız feshedilebilir. Buradaki bir aylık süre, takvim ayı değil, işçinin ilk devamsızlık ettiği tarihten itibaren 30 günü kapsayan süredir.

11 – İşten ayrılma halinde kullanılmayan izin hakkı nasıl hesaplanır?

İşyerinde yeni yıllık izne hak kazanabilmek için, bir evvelki yıllık izne hak kazanma tarihinden itibaren en az bir yıllık sürenin geçmiş olması gerekmektedir.

Buna göre izne hak kazanan işçinin işten ayrılması halinde hak kazandığı izin süresinin ücreti, işyerindeki son almakta olduğu çıplak brüt ücreti üzerinden hesaplanarak kendisine nakit olarak ödenir.

İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde 17 nci maddede belirtilen bildirim süresiyle, 27 nci madde gereğince işçiye verilmesi zorunlu yeni iş arama izinleri yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez.

12 – Bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılan işçinin hastalık masrafları işverene ödetilir mi?

İşveren, sağlık raporu almadan bünyece elverişli olmadığı halde ağır ve tehlikeli işte çalıştırdığı işçi için, Kurumca yapılan hastalık sigortası masraflarını ödemek zorundadır.

13 – Özel şirketlerde maaşlara zam en fazla ne kadar sürede yapılmalıdır?

Maaş zammı konusunda yasada herhangi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Zam konusu iş akitlerinde işçi ile işverenin anlaşmasına göre belirlenir.

14 – Malulen emekli olabilmek için gerekli olan asgari şartlar nelerdir?

En az 5 yıl boyunca, 1800 gün SSK Primi ödemiş olmak ve malulen emekli olabilecek sağlık problemi olduğunu SSK Hastanesi`nden alınan heyet raporu ile belgelemek.

15 – İşçinin görevini tam olarak yerine getirmemesi haklı bir fesih nedeni teşkil eder mi?

Feshin geçerli sebebe dayandırılması; 4857 sayılı iş kanunu’nun 18. maddesiyle düzenlenmektedir. Buna göre;

1.İşçinin yetersizliğinden kaynaklanan sebepler: Ortalama olarak benzer işi görenlerden daha az verimli çalışma,

2.İşçinin davranışlarından doğan sebepler: İşverene zarar vermek ya da zararın tekrarı tedirginliğini yaratmak,

3.İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler: Sürüm ve satış olanaklarının azalması, yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması,

4.Fesih için geçerli neden teşkil etmektedir.

16 – Bordroda yer alan normal çalışma, genel tatil, hafta tatili, satış primi, ek ödemeler toplamı ve özel indirim konularını açıklar mısınız?

Normal Çalışma : İş Kanunu’na göre günde 7.5 saat, haftada 45 saat, ayda 225 saattir.

Genel Tatil : Resmi, dini bayramlar ve yılbaşı tatilidir.

Hafta Tatili : 6 gün çalışmadan sonra hakkedilen 1 günlük tatildir.

Satış Primi : Satış ağırlıklı işyerlerinde, çalışanlar sattıkları mal üzerinden belli yüzdelerle çeşitli kazanç sağlamaktadır.Bu rakamlar çalışanın ücretine yansıtılmaktadır.

Ek Ödemeler Toplamı : Normal ücret dışında, bordroya dahil olan ücret sayılan gelirlerdir (prim, fazla mesai, yakacak yardımı, yemek, yol).

17 – SSK`lı olarak çalışan ve doğum yapmış bir bayan, doğum iznindeyken şirketinden maaş almış ise SSK`dan Analık Sigortası adı altında para alabilir mi?

Doğum yapmış bir bayan, eğer çalıştığı şirketten maaşını tam olarak alıyorsa, doğum parasını işveren alır. Eğer işveren almaz ise çalışan alabilir.

18 – Emekli olduktan sonra aynı yerde çalışan bir kişi için yıllık izin süresi ne olmalıdır?

Bu durumda yıllık izin süresi, yeni işe girişte olduğu gibi hesaplanır. Ancak; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 53. maddesine göre “50 yaşından yukarı olan işçiler için verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz”.

19 – Maaş+Prim usulüyle çalışan bir kişinin işten çıkarılması durumunda kıdem tazminatı hesabı yalnızca brüt maaşı üzerinden mi yapılır, yoksa bu hesaba primler de dahil edilir mi?

Bu konuda farklı görüşler mevcut. Bizim görüşümüz; primlerin, ikramiye gibi düzenli bir ödeme şeklinde yapılıyorsa ve 12 ay boyunca ödenmiş ise kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması şeklindedir. 11 ay ödenip bir ay ödenmemiş bile olsa, kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaması gerekir.

Yargıtay’ın bu konuda kararları ise şöyledir: ( İŞ TAZMİNAT DAVASI )

Yargıtay Hukuk Bölümü İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun ‘…prim veya ikramiyelerin kıdem tazminatının hesabına esas olan ücret mefhumuna dahil bulunduğu hakkındaki’ kararına karşılık; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 13.2.1986 tarih ve 1986/1616, 16.4.1986 tarih ve 1986/4110 s. kararlarına göre; teşvik primi, daimilik arz eden ödemelerden olmayıp, arızi ve değişken bir özellik gösterdiğinden kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz.

20 – Şu anda görev yaptığı firmada daha önce çalışmış, bir süre ara vermiş ve sonra tekrar burada çalışmaya başlamış, halen de devam eden bir kişinin emekliliğe hak kazandığını düşünelim.İlk ayrılışı sırasında tazminat almamış ve herhangi bir evrak imzalamamışsa kıdem tazminatının hesabında daha önce çalıştığı yıllar da dikkate alınır mı?

1475 sayılı İş Kanunu`nun 14.maddesi 4. bendinde ‘İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır’ demektedir.

Buna göre; geçmişte çalışılan sürelerle ilgili kıdem tazminatı alınmamış ise, çalışılan süreler birleştirilir ve kıdem tazminatınının hesaplamasında esas alınır.

21 – Sigortalı olduktan ne kadar zaman sonra sağlık hizmetlerinden faydalanılır?

İlk defa çalışmaya başlayan sigortalıların, 60 günü hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki 6 ay içinde olmak üzere toplam 120 gün hastalık sigortası primi ödemiş olmaları şarttır. Daha önceden sigortalı olan kişilerin ise, sağlık yardımından yararlanabilmeleri için, hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 120 gün hastalık sigortası primi ödemiş olmaları gerekir.

22 – Doğum sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanılabilir mi?

Doğum, kıdem tazminatı alınarak işten ayrılmak için bir neden değildir. Ancak; kadın işçilerin doğum yapmaları durumunda, doğumdan önce 8 hafta ve doğumdan sonra 8 hafta ücretli izin hakları vardır. İstemeleri halinde doğum sonrası 6 aya kadar ücretsiz izin de verilebilir.

23 – Haftalık tatilde çalışılması durumunda, verilecek ücret nasıl hesaplanacaktır?

4857 sayılı İş kanunu’nun bu konuyu düzenleyen “47.” Maddesine göre; kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak tanımlanan günlerde bir iş karşılığı olmaksızın bir günlük ücretleri ödenecektir. Bu tatil günlerinde çalışılması durumunda ayrıca bir günlük ücret tutarı ödenecektir.

24 – Askerlik nedeniyle işten ayrılmak zorunda kalan işçiye; kıdem tazminatı ödenir mi?

Kıdem tazminatını düzenleyen ve halen yürürlükte olan,”1475” sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, muvazzaf askerlik sebebiyle işten ayrılmalarda; kıdem tazminatına hak kazanmak için gerekli olan bir yıllık çalışma süresini doldurmuş olmak kaydıyla kıdem tazminatı alınabilmektedir.

25 – 4857 sayılı İş Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte 4773 sayılı İş Güvencesi ile düzenlenen konular hangi kanuna tabi olacaktır?

4773 sayılı İş Güvencesi Kanunu “4857” sayılı kanunla birlikte yürürlükten kalkan “1475” sayılı kanunda bir takım

26 – İşveren tarafından sözleşmenin fesih edilmesi durumunda işçinin itiraz hakkı var mıdır?

Sözleşmenin feshi geçerli bir nedene dayanmak ve işçinin yazılı savunması alınmak şartıyla mümkün olabilir. İşverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle fesih hakkı saklıdır. İşçinin feshin geçerli bir nedene dayanmadığı gerekçesiyle itiraz etmesi durumunda; fesih nedeninin geçerliliğinin ispatı işverenin sorumluluğundadır.

Feshin geçersizliği gerekçesiyle yapılan itiraz sonucu fesih geçersiz olursa sonuç ne olur?

Feshin geçersizliği sebebiyle yapılan itirazlar 1 ay içinde mahkemece karara bağlanır. Feshin geçersiz kabul edilmesi durumunda; işçi 6 işgünü içinde işe başlatılması için işverene başvurmak durumundadır. İşverende 1 ay içinde işçiyi işe başlatmakla yükümlüdür. Aksi takdirde; mahkemece belirlenen tazminat tutarını işçiye ödemek durumundadır.

27 – Fazla mesai ücretleri kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır mı?

Kıdem tazminatı hesabında, işçiye her ay düzenli olarak ödenen para ve parayla ölçülebilir kıymetler dikkate alınmaktadır. Buna göre; fazla mesai ücreti düzenli bir ödeme olmadığından kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz.

28 – Aylık ücret ile çalışan personelin saat ücreti ne şekilde hesaplanacaktır?

İş Kanunu’nda aylık çalışma süresi “225” saat olarak kabul edilmektedir. Buna göre, aylık ücrete bağlı olarak çalışan bir işçinin saat ücreti; aylık ücretinin “225”‘e bölünmesi yoluyla bulunabilecektir.

29 – Kullanılmayan yıllık izin sürelerinin ücretleri, işten ayrılmadan alınabilir mi?

İş sözleşmesinin feshi durumunda, kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçiye ödenmektedir. Ayrıca, işçinin yıllık izin kullanması durumunda, bu süreye ait ücret peşin olarak ödenmektedir. Bunun dışında, sözleşmenin devam ettiği sürece izin kullanmaksızın herhangi bir izin ücreti ödenmemektedir.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Mesajı Gönder
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için makul bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz.